TEO 8: Evli ve Gey Olmak
“Kendini eşcinsel olarak tanımlayan insanların sosyal baskıyla evlilik yapmamaları ve kendi kimliklerini geliştirmelerini öneriyorum. Benim zamanımda daha baskıcı bir toplum vardı. O zaman eşcinsel iletişim araçları bile yoktu. Eskiden sadece ibne ve oğlancı vardı. Şimdi ise kendini gey ve lezbiyen olarak tanımlayanlar var.” “Türkiye’de Eşcinsel Olmak” söyleşi dizisi devam ediyor.
NOT: “Çarşamba Söyleşileri” başlığı altında her hafta kaosgl.org’da yayınlayacağımız bu bölüme deneyimlerinizi bekliyoruz. Yazılarınızı editor@kaosgl.org adresine gönderebilirsiniz.
Bize kendini tanıtır mısın?
Yozgat’ın bir köyünde, Ekim ayında, 1965’te, evimizin ikinci hasatı olarak dünyaya geldim. 3 yaşımdayken, babamın işi nedeniyle Ankara’ya taşındık. Çocukluğumu, ilkokulu, liseyi Ankara’da yaşadım. Halen Ankara’da yaşıyorum.
Evlisin ve kendini eşcinsel olarak tanımlıyorsun. Bu konulara girmeden, çocukluğundan biraz daha söz edebilir misin?
İlkokulu Ankara’da okudum. Yaz tatillerinde memlekete giderdik. Memlekette o zamanlar çok sevdiğim ve sevgilim sandığım kız arkadaşımla oynardık. Yine bir gün damın başında oynarken, kız arkadaşım bana, evin duvarına çişini yapan bir adamı gösterdi. Ben hemen geri çekildim ama kız arkadaşım sürekli oraya baktı. O olaydan sonrada bende röntgencilik gelişti. Erkeklerin uzvunu seyretmek bana müthiş haz veriyordu. Köye gelen, şehirli olgun erkekler ilgimi çok çekiyor ve onlara ilgimi göstermek için daha hareketli davranışlara giriyordum. Bunun cinsellik olduğunun farkında değildim. Zaten cinsellik anlamında, köyde herhangi bir şey yaşamadım. Ama duvara işeyen adam benim cinsel yaşantımda en büyük etkisi olan kişi. Hiçbir şey yaşamadan ilkokul dönemim kapandı.
Ortaokulu, hem çalışıp hem okumak için gece okuyordum. Ortaokul yaşı geçmiş olanlar ancak gece ortaokulunda okuyabiliyordu. Ben gündüz çalıştığım için gece ortaokuluna kayıt olabildim. Ben 13-14 yaşlarındayken, bana en yakın yaş 20’ydi. En büyük yaş ise 65 idi. Yaşımın küçüklüğü nedeniyle, okulda beni çok severlerdi. Okulun maskotu gibiydim. Tabii bu aralarda röntgenciliğim devam ediyordu. Bir gün pisuvara işerken, ayağımı kaldırıp adamın birinin uzantısına bakıyordum. Adam bunu fark etti, uzvu sertleşti ve bana göstermeye başladı. Ben ondan çekindim ve hemen sınıfa döndüm. Tabi gözümün önünden de bu görüntü gitmiyordu. (Adam, esmer, 30 yaşında biriydi.) Gündüzleri çalışırken arkadaşlar aralarında, erkekler arasında cinsel ilişkinin olduğunu konuşuyorlardı. Bu benim dikkatimi çekti. Onları gizlice dinleyerek tüyoları kapmaya başladım. Sinemaların, hamamların, parkların olduğunu anlatıyorlardı. Ama cesaret edip, bunların hiçbirine de gidemedim.
Bir gün arkadaşın birisi, bana açık olarak, erkeklerin birbirleriyle sevişebildiklerini anlattı. Ben o zamanlar 16’ya yaklaşıyordum. Ben, ona, yok lan, öyle şeyler olur mu, dedim. Ama içimden böyle bir şeyin varlığını sezinliyordum. Sonra arkadan, inanmıyorsan, g.tünü s.ktiren bir adamla seni tanıştırayım, dedi. Ben, yok dedim.
Artık çocukluğun geride kalmış, genç biri olmuşsun…
Evet. Bir gün yine mahalleden bir arkadaşla porno film oynatan “Yeni Sinema”sına gittik. O sinema şimdi kapalı. Sinema çok kalabalıktı, oturacak yer kalmamıştı. Çok kişi filmi ayakta izliyordu. Bir ara arkadaştan yer arar gibi uzaklaştım. Sinemanın en arkasına geçtim. Ayakta beklerken arkama biri geçti. Adam arkama dayanıyordu. Ben aldırmadım. Biraz uzaklaştım. Yanımda başka biri de uzvunu çıkarmış oynuyordu. Ben, onu görünce heyecanlanıp onunkini tuttum. Oynamıyordum, kazık tutar gibi tutuyordum. Film ara verince arkadaşımla buluştum. İkimiz de porno filme gelmekten pişmandık. Bir daha gelmeyeceğiz dedik. Fakat haftaya yine aynı sinemaya birlikte gittik. Ben yine arkadaşımı ektim ve arkalara gittim. Yine pişmanlık yaşadık. Gerçekten pişman oluyorduk ama duygularımıza hâkim olamayıp tekrar yine porno filme gidiyorduk. Bir gün yine gitmeme kararımıza rağmen arkadaşı mahallede atlatarak sinemaya gittim. Yine arkada ve filmi ayakta izliyordum. Adamın birisi önüme geçti. Ben adama dayandım. Adam benimkini tuttu. Çok hoşuma gitti. Dışarı çıkmamızı istedi. Ben çekinerek de olsa, evet, dedim. Çiftlik tarafında, sazlıklarda bir yerde ben adamı s.ktim. Cinselliğimde ilk deneyimim bu oldu.
Ortaokul dönemin bitti herhalde? Liseye devam ettin mi?
İki yıl sonra liseye gündüz olarak başladım. Bu kez hafta sonları Siteler’de mobilya oymacısı olarak çalışıyordum. Lise son sınıfa geldiğimde, psikoloji öğretmenime açıkladım.
Peki, neden o öğretmen?
Tam bilmiyorum. Konusu insan olduğu için de olabilir, ona ilgi duyduğum için de…
Peki, öğretmen nasıl karşıladı?
Öğretmenim, aynı zamanda benim rehber öğretmenimdi. Odasına gittim. Ürkek, titrek bir şekilde kendimi açıkladım. O da biraz durdu, düşündü. Ne yapmamı istersin, dedi. Ben de ona, hipnozla, kendi cinsimle ilişkiye girmemem için telkinde bulunabilirsiniz, dedim. Hipnozun ne olduğunu derslerden biliyordum. O dönemde ilişki yaşadığım halde hep suçluluk duyuyordum. O da bana, hipnozun ters etki yapabileceğini söyleyerek hipnozdan kaçındı. Ancak, doktora gidip tedavi olabileceğimi söyledi. Homoseksüelliği hastalık olarak düşünüyordu. Ama durumumu açıklamamdan dolayı beni tebrik etti. Açıklamamdan sonra, bana daha yardımcı davranışlara girdi. Ama dersinde herhangi bir öğrencisiydim.
Öğretmeninin önerisine uydun mu? Doktora gittin mi?
Hastane ücretinin pahalı olacağını düşünerek, öğretmenim, okul idaresine başvurdu. Okul idaresi öğretmenin açıklamasını doğru bularak resmi ama okuldan hiç kimseye söylemeden hastane işlemlerine başlandı.
Ailene haber verdiler mi?
Öğretmenim, ailemle konuşmak istediğinde, bunu kabul etmedim. Öğretmenim beni ikna etmeye çalıştı. Annenden, babandan korkma, onlar da sana yardımcı olur, dedi. Hastanede yatman gerekebilir, onun için baştan bilsinler dedi. Ama ben kabul etmedim.
Hastane sürecine gelelim istersen…
Okulum, Ankara Üniversitesi Psikiyatri bölümü ile resmiyeti sağladı. Öğretmenimle birlikte hastaneye gittik. O zaman 20 yaşındaydım. Hastanede iki tane profesörle tanıştık. Bunlar benim terapistim oldu. Beni hastaneye yatırmadılar ama haftanın belirli günlerinde gider, terapistlerimle görüşürdüm. Terapistlerimin yaklaşımlarını çok basit bulurdum.
Ne gibi yani?
Her şeyi basite indirgiyorlardı. Ben, içimden gelen bir davranış olduğunu, kendimi engelleyemediğimi söylüyordum. Onlar da bana örnek olarak, ortada bir para var, bunu alman yasak, almayacaksın diyorlardı. Yani hırsızlığa benzetiyorlardı. Bir de bana inanmıyorlardı. Sesimin inceliğinden dolayı beni edilgen bir homoseksüel olarak tanımlıyorlardı. Ben o dönemde ilişkilerimde hep aktif olduğum halde bana inanmayıp İbni Sina hastanesine gönderdiler. Özellikle anal muayene istediler.
İbni Sina’ya gittin mi?
Bazı tahlillerle birlikte, söylediğim gibi anal muayene istedikleri için İbni Sina’ya gittim. Doktor, ben evrakları kendisine verince suratıma baktı, pantolonumu çıkarmamı istedi, ben çıkardım. Arkamı dönmemi ve eğilmemi istedi, eline bir eldiven giydi, işaret parmağını kremleyerek makatıma soktu. Makatımı karıştırdı. Tabii ben acı çektim. Ben doktora, normal mi, diye sordum. O da, tamam, normal, bir şey yok, dedi. Bazı evrakları hazırlayıp başka bölüme gönderdi. Orada erkeklik uzvumu kontrol ettiler, normal çıktı. Ben sonuçları, psikiyatriye götürdüm. Kızdığım için, “söylediğim gibi değil mi?” diyerek kızgınlığımı dile getirdim.
Terapiye devam ettim. Bana, mürekkep dökülmüş resimler göstererek, sana neyi çağrıştırıyorlar, diye sordular. Ben bu tür uygulamaları olumlu görmedim. Öğretmenimle konuştum. Tedavinin, bana faydalı olacağına inanmıyorum, dedim. Öğretmenim de bana, devam etmemi söyledi. Bu arada okul da bittiği için, tedaviyi de bitirdim. İnanmadığım bir şeye devam etmek istememiştim.
Okuldayken, arkadaşlarının sana karşı davranışları nasıldı?
Bu tür konuları okulda hiç bir arkadaşla konuşmadım. Davranışlarımla onlardan birisiydim. Kendim de itiraf etmediğim için herhangi bir söz işitmedim. Ama en yakın olan bir arkadaşıma, sesimin inceliğinden dolayı, “bu top mu?” diye sormuşlar. O da, sesimin kendiliğinden böyle olduğunu, kasıtlı yapmadığımı söylemiş.
Okurken aynı zamanda çalışıyordun. Çalışma hayatında olumlu olumsuz bir şey yaşadın mı?
Başta söylediğim gibi homoseksüelliği anlatan arkadaşla yakınlık kurduk. O arkadaş bir gün beni Gençlik Parkı’na götürdü. Orda 60 yaşlarında bir adamla karşılaştık. Arkadaş, daha önceden onu tanıyormuş, beni de tanıştırdı. Ulus’ta bir tuvalete gittik. O tuvalette ikimiz de adamı s.ktik. Arkadaşın çenesi düşük olduğu için, işyerinde anlatırdı. Kendi aramızda bir grup oluşturmuştuk. Hatta bir seferinde 7 kişi yine aynı adamı, aynı tuvalette sırayla s.ktik. Adam bize teşekkürler etti. Şimdi 82 yaşında yine ilişkiye devam ediyormuş.
İş yaşantın nasıl devam etti?
Lise bittikten sonra hem çalışıp, hem okumam gerekiyordu. Bu yüzden üniversite için Açık Öğretimi seçtim. Üniversiteye başladıktan sonra, Siteler’deki işimden ayrılıp özel bir şirkette sekreterliğe başladım. İşe girdiğim şirket çok dindar bir yerdi. İşyerimde eşcinselliğimi gizliyordum. Ama gelen insanlarla ben ilgilendiğim için işim hoşuma da gidiyordu. Şirkete gelip gidenlerin yaklaşık tamamı orta ve üstü yaşta erkeklerdi. Onlara gösterdiğim yakın alaka hem onların hem de yöneticilerin hoşuna gidiyor ve beni seviyorlardı.
88-89 yıllarında, dinci yaklaşımlara karşı baskı yaşanıyordu memlekette. Bu nedenle şirketin sekreterliğinden alındım, irtibat bürosuna gönderildim. Benim yerime de bayan sekreter aldılar. Şirketin müşterileri tarafından, bayan personel alınmasına büyük tepki oldu. Zamanla müşteriler de buna alıştı. Ben irtibat bürosunda bir arkadaşla beraberdim. O benim amirim düzeyindeydi ve 35 yaşındaydı. İşimiz pek olmuyordu. Şirketin telsizi ile oynuyorduk. Ben güya gullüm olsun diye kadın rolünde telsizde konuşuyordum. Orda erkekleri ayartırdım. Amirim de benim şaka yaptığımı sanarak eğlenirdi. Hatta bir gün beni kadın sanan iki erkek geldi. Hep birlikte gülüştük, gittiler.
Şakaların dışında bir şeyler yaşamadın mı?
Bende de anahtar olduğu için, dışarıda tanıştığım erkeklerle bazı akşamlar büroya giderek sevişirdik. Bu ilişkilerde yine hep ben aktif oluyordum.
Bir gün Güvenpark’ta tanıştığım bir adamla yine büroya gittik, seviştik. Kendisini TIR şoförü olarak tanıttı. Bu adamla aramızda bir yakınlık doğduğu için arkadaşlığımız gelişti. Bundan önce, bir iş adamıyla ilişkim vardı. İş adamına, yeni tanıştığım ve gerçekten beğendiğim adamdan söz ettim. İş adamı da, iyi bir gün üçümüz birlikte sevişelim, dedi. Ben de “evet” dedim. Ama tuhaftır kıskançlık hissetmeye başlamıştım. Uzun süre geçmesine rağmen tanıştırmadım.
Sonra tanıştırdın mı?
Hangisiyle görüşsem diğerine onu anlatıyordum. İkisi de bundan memnun olduğu için tanışmak istiyorlardı. Ben de bir gün koşulları sağlayıp, tanıştırdım. Cinsel olarak uyum sağlayamadılar. Bu onların son görüşmeleri de oldu. Fakat konuşmalarımızda, anlatmaya devam ettim. Onlar da benim ilgimden dolayı birbirlerini soruyorlardı.
İlişkin nasıl devam etti?
Şoförle arkadaşlığım duygusal alanda daha çok gelişti. Ve şoför olmadığını itiraf etti. Bir işçi sendikasında eğitim sekreteriymiş. Beni sendikaya götürdü ve iş arkadaşlarıyla tanıştırdı.
Ne olarak tanıştırdı?
Benim adam daha önce hacca gitmiş ve bu durumu iş arkadaşları biliyordu. Beni de diyanette çalışan ve kendisine hac için yardım etmiş bir arkadaş olarak tanıttı. Onun için iş arkadaşları, cinselliğimizden şüphelenmediler. Onlarla da sosyal arkadaşlığım gelişti. Bazı günler gidip iş yerinde arkadaşlarıyla konuşup, okey oynamak için hep birlikte kahveye giderdik.
Sözünü ettiğin kişi, yani A. seni çok etkilemiş olmalı. Başka arkadaşların olmadı mı?
A. benim hayatımda çok önemli bir yer kapladı. Onunla yaşadığım ve anlatmak istediğim çok şey var. Ayrıca çok ilişki yaşadım. Bunlardan önemsediğim iki ilişkiyi anlatmak isterim.
Çarşamba, 23 Temmuz, 2008
“Kendini eşcinsel olarak tanımlayan insanların sosyal baskıyla evlilik yapmamaları ve kendi kimliklerini geliştirmelerini öneriyorum. Benim zamanımda daha baskıcı bir toplum vardı. O zaman eşcinsel iletişim araçları bile yoktu. Eskiden sadece ibne ve oğlancı vardı. Şimdi ise kendini gey ve lezbiyen olarak tanımlayanlar var.” “Türkiye’de Eşcinsel Olmak” söyleşi dizisi devam ediyor.
NOT: “Çarşamba Söyleşileri” başlığı altında her hafta kaosgl.org’da yayınlayacağımız bu bölüme deneyimlerinizi bekliyoruz. Yazılarınızı editor@kaosgl.org adresine gönderebilirsiniz.
Bize kendini tanıtır mısın?
Yozgat’ın bir köyünde, Ekim ayında, 1965’te, evimizin ikinci hasatı olarak dünyaya geldim. 3 yaşımdayken, babamın işi nedeniyle Ankara’ya taşındık. Çocukluğumu, ilkokulu, liseyi Ankara’da yaşadım. Halen Ankara’da yaşıyorum.
Evlisin ve kendini eşcinsel olarak tanımlıyorsun. Bu konulara girmeden, çocukluğundan biraz daha söz edebilir misin?
İlkokulu Ankara’da okudum. Yaz tatillerinde memlekete giderdik. Memlekette o zamanlar çok sevdiğim ve sevgilim sandığım kız arkadaşımla oynardık. Yine bir gün damın başında oynarken, kız arkadaşım bana, evin duvarına çişini yapan bir adamı gösterdi. Ben hemen geri çekildim ama kız arkadaşım sürekli oraya baktı. O olaydan sonrada bende röntgencilik gelişti. Erkeklerin uzvunu seyretmek bana müthiş haz veriyordu. Köye gelen, şehirli olgun erkekler ilgimi çok çekiyor ve onlara ilgimi göstermek için daha hareketli davranışlara giriyordum. Bunun cinsellik olduğunun farkında değildim. Zaten cinsellik anlamında, köyde herhangi bir şey yaşamadım. Ama duvara işeyen adam benim cinsel yaşantımda en büyük etkisi olan kişi. Hiçbir şey yaşamadan ilkokul dönemim kapandı.
Ortaokulu, hem çalışıp hem okumak için gece okuyordum. Ortaokul yaşı geçmiş olanlar ancak gece ortaokulunda okuyabiliyordu. Ben gündüz çalıştığım için gece ortaokuluna kayıt olabildim. Ben 13-14 yaşlarındayken, bana en yakın yaş 20’ydi. En büyük yaş ise 65 idi. Yaşımın küçüklüğü nedeniyle, okulda beni çok severlerdi. Okulun maskotu gibiydim. Tabii bu aralarda röntgenciliğim devam ediyordu. Bir gün pisuvara işerken, ayağımı kaldırıp adamın birinin uzantısına bakıyordum. Adam bunu fark etti, uzvu sertleşti ve bana göstermeye başladı. Ben ondan çekindim ve hemen sınıfa döndüm. Tabi gözümün önünden de bu görüntü gitmiyordu. (Adam, esmer, 30 yaşında biriydi.) Gündüzleri çalışırken arkadaşlar aralarında, erkekler arasında cinsel ilişkinin olduğunu konuşuyorlardı. Bu benim dikkatimi çekti. Onları gizlice dinleyerek tüyoları kapmaya başladım. Sinemaların, hamamların, parkların olduğunu anlatıyorlardı. Ama cesaret edip, bunların hiçbirine de gidemedim.
Bir gün arkadaşın birisi, bana açık olarak, erkeklerin birbirleriyle sevişebildiklerini anlattı. Ben o zamanlar 16’ya yaklaşıyordum. Ben, ona, yok lan, öyle şeyler olur mu, dedim. Ama içimden böyle bir şeyin varlığını sezinliyordum. Sonra arkadan, inanmıyorsan, g.tünü s.ktiren bir adamla seni tanıştırayım, dedi. Ben, yok dedim.
Artık çocukluğun geride kalmış, genç biri olmuşsun…
Evet. Bir gün yine mahalleden bir arkadaşla porno film oynatan “Yeni Sinema”sına gittik. O sinema şimdi kapalı. Sinema çok kalabalıktı, oturacak yer kalmamıştı. Çok kişi filmi ayakta izliyordu. Bir ara arkadaştan yer arar gibi uzaklaştım. Sinemanın en arkasına geçtim. Ayakta beklerken arkama biri geçti. Adam arkama dayanıyordu. Ben aldırmadım. Biraz uzaklaştım. Yanımda başka biri de uzvunu çıkarmış oynuyordu. Ben, onu görünce heyecanlanıp onunkini tuttum. Oynamıyordum, kazık tutar gibi tutuyordum. Film ara verince arkadaşımla buluştum. İkimiz de porno filme gelmekten pişmandık. Bir daha gelmeyeceğiz dedik. Fakat haftaya yine aynı sinemaya birlikte gittik. Ben yine arkadaşımı ektim ve arkalara gittim. Yine pişmanlık yaşadık. Gerçekten pişman oluyorduk ama duygularımıza hâkim olamayıp tekrar yine porno filme gidiyorduk. Bir gün yine gitmeme kararımıza rağmen arkadaşı mahallede atlatarak sinemaya gittim. Yine arkada ve filmi ayakta izliyordum. Adamın birisi önüme geçti. Ben adama dayandım. Adam benimkini tuttu. Çok hoşuma gitti. Dışarı çıkmamızı istedi. Ben çekinerek de olsa, evet, dedim. Çiftlik tarafında, sazlıklarda bir yerde ben adamı s.ktim. Cinselliğimde ilk deneyimim bu oldu.
Ortaokul dönemin bitti herhalde? Liseye devam ettin mi?
İki yıl sonra liseye gündüz olarak başladım. Bu kez hafta sonları Siteler’de mobilya oymacısı olarak çalışıyordum. Lise son sınıfa geldiğimde, psikoloji öğretmenime açıkladım.
Peki, neden o öğretmen?
Tam bilmiyorum. Konusu insan olduğu için de olabilir, ona ilgi duyduğum için de…
Peki, öğretmen nasıl karşıladı?
Öğretmenim, aynı zamanda benim rehber öğretmenimdi. Odasına gittim. Ürkek, titrek bir şekilde kendimi açıkladım. O da biraz durdu, düşündü. Ne yapmamı istersin, dedi. Ben de ona, hipnozla, kendi cinsimle ilişkiye girmemem için telkinde bulunabilirsiniz, dedim. Hipnozun ne olduğunu derslerden biliyordum. O dönemde ilişki yaşadığım halde hep suçluluk duyuyordum. O da bana, hipnozun ters etki yapabileceğini söyleyerek hipnozdan kaçındı. Ancak, doktora gidip tedavi olabileceğimi söyledi. Homoseksüelliği hastalık olarak düşünüyordu. Ama durumumu açıklamamdan dolayı beni tebrik etti. Açıklamamdan sonra, bana daha yardımcı davranışlara girdi. Ama dersinde herhangi bir öğrencisiydim.
Öğretmeninin önerisine uydun mu? Doktora gittin mi?
Hastane ücretinin pahalı olacağını düşünerek, öğretmenim, okul idaresine başvurdu. Okul idaresi öğretmenin açıklamasını doğru bularak resmi ama okuldan hiç kimseye söylemeden hastane işlemlerine başlandı.
Ailene haber verdiler mi?
Öğretmenim, ailemle konuşmak istediğinde, bunu kabul etmedim. Öğretmenim beni ikna etmeye çalıştı. Annenden, babandan korkma, onlar da sana yardımcı olur, dedi. Hastanede yatman gerekebilir, onun için baştan bilsinler dedi. Ama ben kabul etmedim.
Hastane sürecine gelelim istersen…
Okulum, Ankara Üniversitesi Psikiyatri bölümü ile resmiyeti sağladı. Öğretmenimle birlikte hastaneye gittik. O zaman 20 yaşındaydım. Hastanede iki tane profesörle tanıştık. Bunlar benim terapistim oldu. Beni hastaneye yatırmadılar ama haftanın belirli günlerinde gider, terapistlerimle görüşürdüm. Terapistlerimin yaklaşımlarını çok basit bulurdum.
Ne gibi yani?
Her şeyi basite indirgiyorlardı. Ben, içimden gelen bir davranış olduğunu, kendimi engelleyemediğimi söylüyordum. Onlar da bana örnek olarak, ortada bir para var, bunu alman yasak, almayacaksın diyorlardı. Yani hırsızlığa benzetiyorlardı. Bir de bana inanmıyorlardı. Sesimin inceliğinden dolayı beni edilgen bir homoseksüel olarak tanımlıyorlardı. Ben o dönemde ilişkilerimde hep aktif olduğum halde bana inanmayıp İbni Sina hastanesine gönderdiler. Özellikle anal muayene istediler.
İbni Sina’ya gittin mi?
Bazı tahlillerle birlikte, söylediğim gibi anal muayene istedikleri için İbni Sina’ya gittim. Doktor, ben evrakları kendisine verince suratıma baktı, pantolonumu çıkarmamı istedi, ben çıkardım. Arkamı dönmemi ve eğilmemi istedi, eline bir eldiven giydi, işaret parmağını kremleyerek makatıma soktu. Makatımı karıştırdı. Tabii ben acı çektim. Ben doktora, normal mi, diye sordum. O da, tamam, normal, bir şey yok, dedi. Bazı evrakları hazırlayıp başka bölüme gönderdi. Orada erkeklik uzvumu kontrol ettiler, normal çıktı. Ben sonuçları, psikiyatriye götürdüm. Kızdığım için, “söylediğim gibi değil mi?” diyerek kızgınlığımı dile getirdim.
Terapiye devam ettim. Bana, mürekkep dökülmüş resimler göstererek, sana neyi çağrıştırıyorlar, diye sordular. Ben bu tür uygulamaları olumlu görmedim. Öğretmenimle konuştum. Tedavinin, bana faydalı olacağına inanmıyorum, dedim. Öğretmenim de bana, devam etmemi söyledi. Bu arada okul da bittiği için, tedaviyi de bitirdim. İnanmadığım bir şeye devam etmek istememiştim.
Okuldayken, arkadaşlarının sana karşı davranışları nasıldı?
Bu tür konuları okulda hiç bir arkadaşla konuşmadım. Davranışlarımla onlardan birisiydim. Kendim de itiraf etmediğim için herhangi bir söz işitmedim. Ama en yakın olan bir arkadaşıma, sesimin inceliğinden dolayı, “bu top mu?” diye sormuşlar. O da, sesimin kendiliğinden böyle olduğunu, kasıtlı yapmadığımı söylemiş.
Okurken aynı zamanda çalışıyordun. Çalışma hayatında olumlu olumsuz bir şey yaşadın mı?
Başta söylediğim gibi homoseksüelliği anlatan arkadaşla yakınlık kurduk. O arkadaş bir gün beni Gençlik Parkı’na götürdü. Orda 60 yaşlarında bir adamla karşılaştık. Arkadaş, daha önceden onu tanıyormuş, beni de tanıştırdı. Ulus’ta bir tuvalete gittik. O tuvalette ikimiz de adamı s.ktik. Arkadaşın çenesi düşük olduğu için, işyerinde anlatırdı. Kendi aramızda bir grup oluşturmuştuk. Hatta bir seferinde 7 kişi yine aynı adamı, aynı tuvalette sırayla s.ktik. Adam bize teşekkürler etti. Şimdi 82 yaşında yine ilişkiye devam ediyormuş.
İş yaşantın nasıl devam etti?
Lise bittikten sonra hem çalışıp, hem okumam gerekiyordu. Bu yüzden üniversite için Açık Öğretimi seçtim. Üniversiteye başladıktan sonra, Siteler’deki işimden ayrılıp özel bir şirkette sekreterliğe başladım. İşe girdiğim şirket çok dindar bir yerdi. İşyerimde eşcinselliğimi gizliyordum. Ama gelen insanlarla ben ilgilendiğim için işim hoşuma da gidiyordu. Şirkete gelip gidenlerin yaklaşık tamamı orta ve üstü yaşta erkeklerdi. Onlara gösterdiğim yakın alaka hem onların hem de yöneticilerin hoşuna gidiyor ve beni seviyorlardı.
88-89 yıllarında, dinci yaklaşımlara karşı baskı yaşanıyordu memlekette. Bu nedenle şirketin sekreterliğinden alındım, irtibat bürosuna gönderildim. Benim yerime de bayan sekreter aldılar. Şirketin müşterileri tarafından, bayan personel alınmasına büyük tepki oldu. Zamanla müşteriler de buna alıştı. Ben irtibat bürosunda bir arkadaşla beraberdim. O benim amirim düzeyindeydi ve 35 yaşındaydı. İşimiz pek olmuyordu. Şirketin telsizi ile oynuyorduk. Ben güya gullüm olsun diye kadın rolünde telsizde konuşuyordum. Orda erkekleri ayartırdım. Amirim de benim şaka yaptığımı sanarak eğlenirdi. Hatta bir gün beni kadın sanan iki erkek geldi. Hep birlikte gülüştük, gittiler.
Şakaların dışında bir şeyler yaşamadın mı?
Bende de anahtar olduğu için, dışarıda tanıştığım erkeklerle bazı akşamlar büroya giderek sevişirdik. Bu ilişkilerde yine hep ben aktif oluyordum.
Bir gün Güvenpark’ta tanıştığım bir adamla yine büroya gittik, seviştik. Kendisini TIR şoförü olarak tanıttı. Bu adamla aramızda bir yakınlık doğduğu için arkadaşlığımız gelişti. Bundan önce, bir iş adamıyla ilişkim vardı. İş adamına, yeni tanıştığım ve gerçekten beğendiğim adamdan söz ettim. İş adamı da, iyi bir gün üçümüz birlikte sevişelim, dedi. Ben de “evet” dedim. Ama tuhaftır kıskançlık hissetmeye başlamıştım. Uzun süre geçmesine rağmen tanıştırmadım.
Sonra tanıştırdın mı?
Hangisiyle görüşsem diğerine onu anlatıyordum. İkisi de bundan memnun olduğu için tanışmak istiyorlardı. Ben de bir gün koşulları sağlayıp, tanıştırdım. Cinsel olarak uyum sağlayamadılar. Bu onların son görüşmeleri de oldu. Fakat konuşmalarımızda, anlatmaya devam ettim. Onlar da benim ilgimden dolayı birbirlerini soruyorlardı.
İlişkin nasıl devam etti?
Şoförle arkadaşlığım duygusal alanda daha çok gelişti. Ve şoför olmadığını itiraf etti. Bir işçi sendikasında eğitim sekreteriymiş. Beni sendikaya götürdü ve iş arkadaşlarıyla tanıştırdı.
Ne olarak tanıştırdı?
Benim adam daha önce hacca gitmiş ve bu durumu iş arkadaşları biliyordu. Beni de diyanette çalışan ve kendisine hac için yardım etmiş bir arkadaş olarak tanıttı. Onun için iş arkadaşları, cinselliğimizden şüphelenmediler. Onlarla da sosyal arkadaşlığım gelişti. Bazı günler gidip iş yerinde arkadaşlarıyla konuşup, okey oynamak için hep birlikte kahveye giderdik.
Sözünü ettiğin kişi, yani A. seni çok etkilemiş olmalı. Başka arkadaşların olmadı mı?
A. benim hayatımda çok önemli bir yer kapladı. Onunla yaşadığım ve anlatmak istediğim çok şey var. Ayrıca çok ilişki yaşadım. Bunlardan önemsediğim iki ilişkiyi anlatmak isterim.
Kaos GL Dergisi
07/01/1996
- Show full page
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun














Yorumlar
YAAA BU KADAR İLİŞKİ
cici falan değiliz
ya soyle bir durum var, ben
sende tanıklığını yazabilirsin
sizde tanıklıklarınızı iyi ve kötü örneklerinizi yazıp kaosgl.org'a gönderin.. sizin tanıklıklarınızı da buradan okuyalım..