Hürriyet hakkımızsa…


Pazartesi, 21 Temmuz, 2008


Hürriyet gazetesinin kuruluşunun ve BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yıldönümleri nedeniyle, Hürriyet Gazetesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından organize edilen proje kapsamında, 1 Temmuz günü Kars’tan yola çıkan "Hürriyet Hakkımızdır, Tren Özgürlüktür" treninin yolcularından biri de Kaos GL yazarlarından Evren Güvensoy. Güvensoy trende ve gittiği illerde yaşadığı homofobiyi anlatıyor.

Anadolu’nun kıraç topraklarında bir misyoner dolaşıyor bugünlerde. Kaşları alınmış, kulakları küpeli, başında kırmızı tülbent altında eflatun şalvar... “Sakallı bir kadın” ya da “kadınsı bir erkek”…

Hürriyet gazetesinin kuruluşunun ve BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 60. yıldönümleri nedeniyle, Hürriyet Gazetesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından organize edilen proje kapsamında, 1 Temmuz günü Kars’tan yola çıkan "Hürriyet Hakkımızdır, Tren Özgürlüktür" treninde Uluslararası Af Örgütü’nün (UAÖ) ekibindeyim.

İnsan hakları farkındalığını artırmayı amaçlayan bu trende yolculuk eden herkes kendine bir misyon çizmiş. Herkes kafasındaki farkındalığı anlatmakta yeni yeni yüzlere. Kimi fotoğraf çekmekte, kimi oyununu sergilemekte kimi de yaylılarla muhabbet etmekte. Benim ekibim de çocuklarla atölye çalışmaları yürütmek ve insan hakları alanındaki çalışmaları tanıtmak, anlatmak için bu trende.

Eski kara trenlerin havalı düdükleri kadar etkileyici olmasa da dizel lokomotifimizin düdük sesi ile çıktık yola. Önümüzde kilometrelerce yol, milyonlarca insan vardı. Hepimizin ortak düşüncesi sanırım bu hayallerdi. Tabi ekstradan hayaller de vardı kafalarda. Mesela Mimar Sinan Fotoğraf Bölümü öğrencilerinin hayali sanırım en iyi fotoğrafı çekmek, ya da çekilmemişi bulmaktı bu kıraç topraklarda. Akbank Sanat Topluluğu’nun hayali belki hayatında hiç tiyatro görmemiş çocuklara ulaşmaktı. Bunları tam olarak bilemem, ama benim amacım Anadolu’ya “ ibne” neymiş onu göstermekti. Dünyadaki uzaylı gibi kendini yalnız hissedenlerin elini tutmaktı.

İlk durağım: Amasya

Trenin dördüncü günü katılacağım için otobüsle Amasya’ya gittim. Trene yerleşir yerleşmez işe koyulmuştum. Yanımda getirdiğim eflatun şalvarımı giyip restoran vagonuna girdim. Boş bir yere oturup mümkün olduğunca ince bir sesle “garson beeey bana bir kahve getirebilir misiniz” diye seslendim. Herkes bir anda sustu ve çaktırmadan bana baktı. Oldukça şaşırmışa benziyorlardı. Ama ne de olsa burası bir insan hakları treniydi, önyargılı olamazlardı (daha sonra bu düşüncemden caydım). Kampanya koordinatörümüz yanıma geldi ve “Sanırım sen Evren sin” dedi. Konuştuk ve iş paylaşımını yaptık. Hemen ardından çalışmalara başladık. Garda ne kadar çocuk varsa hepsini toplamaya başladık. Ailelerin çocuklarını bana emanet etmediğini görünce bu işi başka birine devrettik. Ben de boşluktan istifade yanımda taşıdığım “Eşcinselim, Aranızdayım” yazılı çıkartmaları sağa sola yapıştırdım. Amasya’nın yarısı artık bu çıkartmalarla süslü.

2. Gün Samsun

Ertesi sabah Samsun’da olacaktık. Gece yola çıktık yeniden. Yol uzun boş boş geçmez, yemek vagonunda eğlence olduğunu duyunca hemen koştum. Trendeki 80 kişi de oradaydı. Fasıl başladı, tanımadan aynı masaya düştüğümüz insanlara toplumsal cinsiyet, lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel (LGBTT) hareketi, zorunlu seks işçiliği üzerine bilgi vermeye başladım. Bir kısmı gayet olumlu bir şekilde dinlerken diğer bir kısım benden uzaklaşıyordu. Özellikle de Hürriyet gazetesi çalışanları ve demir yolu görevlileri oldukça kalıpçı davranıyorlardı bana karşı. “İnsan Hakları Treni”nde böyle şeylerle karşılaşmak çok tuhaftı benim gözümde... Daha sonra yaşayacaklarımı bilseydim bu tepkilerin ne kadar da küçük olduğunu da bilirdim tabi. Samsun’da büyük bir çocuk kafilesi karşıladı bizi. Hemen eğitime başladık. Bir fısıltı geziyordu çocukların arasında “Bülent Ersoy gibi” diyorlardı bana bakıp. En sonunda biri cesaretini toplayıp cinsiyetimi sordu. Bende “benim cinsiyetim yok, ya da her iki cinsiyete aitim, bunu kendim belirleyebilirim” diye cevap verdim. Çocuk zekası hemen buna da bir çözüm buldu ve bana ‘Abi’ ile ‘Abla’nın birleşimi olan ‘ABİLA’ demeyi yerinde buldular. Eğitim bitince standa geçtiğimde beni büyük bir “lubunya” grubu bekliyordu. Hemen muhabbete koyulduk, buraya nasıl geldiğimi, akademik olarak eşcinselliğin, trenseksüelitenin ne demek olduğunu, yalnız olmadıklarını anlattım onlara. Güzel haberler almış olmanın mutluluğu içinde el salladılar yola çıkan trenimize.

3. gün: Malatya

Uzun bir yoldan sonra kayısının memleketi, bir zamanların büyük Ermeni şehri Malatya’ya varmıştık. Yol bir harikaydı doğrusu. Samsun’dan çıkarken orta Karadeniz’in muhteşem ormanlarından süzülerek, şelaleleri seyrederek gelmiştik bu şehre. Beni ve arkadaşlarımı İnsan Hakları Derneği’nden (İHD), Eğitimsen ve UAÖ’den arkadaşlar karşıladı terminalde. Şöyle bir şehir turuna çıktık hemen. Oldukça muhafazakar bir şehir olduğu esen yelinden, tozan tozundan belliydi. Semine adlı arkadaşımın da yardımı ile bütün şehri mümkün olduğu kadarıyla çıkartmalarla süsledik. Akşam olup da trene döndüğümüzde çıkartma çalışmalarım hala devam ediyordu. Tren garına da birkaç tane yapıştırdım hemen. Ve trene girdim.

Trende onu istemiyoruz

Çıkartma çalışmalarımı TCDD çalışanları görmüş ve hemen ne diye bakmışlar. “Eşcinselim Aranızdayım” yazısı gözlerine çarpınca da hemen koşup Hürriyet gazetesi yetkililerine söylemişler. En acelesinden bir kurul toplanmış ve bu “tehlikeli mesele” acil gündeme alınmış. Grup koordinatörümüz yatağından kaldırılıp hemen hesap sormuşlar. Çıkan sonuç “BİZ BÖYLE BİRİNİ ARAMIZDA İSTEMİYORUZ” olmuş. Ertesi gün koordinatörümüz yanıma gelip utana sıkıla bu durumu anlattı. “Ama asla gitmeyeceksin” diye de ekleme yaptı. Evet, gitmek bana yakışmazdı, durup ağızlarının payını vermem gerekiyordu. Tabi ki hemen olmazdı bu, biraz zaman lazımdı; o da fazlasıyla vardı önümüzde. Yemek vagonun da kimse oturmuyordu artık yanıma. Küçük bir böceğe bakarmış gibiydi bakışları. Bulaşıcı bir hastalığa tutulmuş gibi hissediyordum kendimi ama asla dışımdan belli etmiyordum bu baskının beni etkilediğini. Çok moralim bozulduğunda yastığıma kapanıp ağlamaktan öteye gitmiyordum. Belli etmiyordum asla beni üzdüklerini, çünkü bu onlar için zafer olurdu biliyordum. Neyse ki trende herkes homofobik değildi. Mimar Sinan Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü öğrencileri olayı duyunca odama gelip beni desteklediklerini söylediler. Bu bile bir milattı bence.

4. gün: Elazığ

Sıcak bir çalışma gününden ve çocukların cinsiyet sorularının ardından belediye tarafından bir tura çıkarıldık. Otobüste benim yanım boştu ama iki kişi de ayakta bekliyordu. Harput, Keban gölü, çırçır şelaleleri derken birkaç konuşan oldu gezinin sonuna doğru. Sadece birkaç kişi... Sabahın ilk ışıkları ile yola çıktık ama bu sefer yalnız değildik, trenimizde onlarca asker, üstümüzde de iki helikopter vardı. O meşhur terörle mücadele bölgesinden geçip Muş a gidecektik. Tren yolu boşaltılmış köylerden, ıssız tarlalardan, binlerce kez bombalanmış arazilerden geçtikçe tüylerimiz ürperiyordu.

5. Gün: Muş

Ve sonunda Muş’a vardık. Hemen eğitim vermeye başladık. Buradaki sorular daha ilkel kalıyordu diğer illere göre. “Abi sizin pantolonunuz yok mu, neden bu kısa şeyi giyiyorsunuz” gibi. Birkaç kişi geldi gitti burada da yanıma. Ama öyle kolay açılan tayfadan değildiler. Hiç birisi konuşmadı sadece baktı ve gitti. Ama gitmelerinde bile bir umut vardı. En azından yalnız olmadıklarını anlamışlardı.

6. Gün: Tatvan

Sabah erken saatte yine helikopterler eşliğinde Tatvan’a doğru yola çıktık. Vardığımızda bizi büyük bir şenlik bekliyordu. Davul zurna çalıyor, halaylar çekiliyordu. Hemen aşağı inip halaya dahil oldum.
Bu kez eğitim vereceğim grup erkek lisesi son sınıf öğrencileri idi. Daha ben ağzımı açmadan kendiliğinden konuşma toplumsal cinsiyete kadar geldi. Kadın – erkek rollerinin toplum tarafından öğretildiğini kendi ağızları ile söylediler. Ben de LGBTT üzerine birkaç eklenti yaptım tabi.

İşimiz burada da bittikten sonra belediye tarafından Nemrut Dağı turuna çıkartıldık. O enfes manzarayı anlatmaya ne dilim yeter ne de yazmaya klavyem. O göller, o çiçekler, o kuşlar gerçekten muhteşemdi. Krater gölüne girerken biraz daha kaynaştık sanırım. Hatta “toplu girelim efendim” deyip ortaya atladığımda büyük bir kahkaha bile koptu. Birlikte fotoğraflar çektirdik güldük eğlendik. Van Gölü’nde de şöyle bir tur attıktan sonra tekrar trendeydik.

Bu sefer yolumuz hayli uzun. Diyarbakır’a gidiyorduk. Yol boyunca tabu oynadık, eğlendik, bileklik isteyenlere bileklik ördüm hediye ettim. Tabi her gurup bana karşı sıcak değildi. Ama en azından bir kısmı çözülmekteydi. Uğraşlarımın yararsız olmayacağını baştan biliyordum. Zaman ve doğru yaklaşımın dönüştüremeyeceği insan yoktur bence.

*Muhabirimizin diğer haberleri:

"Çete" davası tekrar görüldü

“Eleme Sınavlarına Karşı El Birliği Ve Mücadele Forumu”

Gençlik günleri rengârenkti

Dersteydik
Kaos GL
Yazarın önceki yazıları

Yorumlar


TEMSİLİYET

arkadaşlar neden Evren'i mor şalvar ver efemine tavırları yüzünden eleştiriyorsunuz? O bu tutumu doğru bulmuş... yazıya eklenen yorumların çoğu bu kadınsı olma noktasında, yıkıcı... istediğiniz kadar negatif bakabilirsiniz feminen gaylere ama lütfen baskıcı toplumdakilerin yaptığını yapıp KADINSI OLMAYI KOMPLEX HALİNE GETİRMEYİN!!!

tşkrler

o trende bizi en güzel şekilde temsil ettiğini biliyorum. trene homofobik insanların neden alındığını da bir türlü anlayabilmiş değilim.

?????????

bende destekliyorum tabiiki bu durumu ama eşcinsel demek mor şalvar giyip ince sesle garsona seslenmek değil bence.. bu şekilde temsil edilmek bence biraz olayı basitçe anlatmaktır..

durmak yok, yola devam :)

durmak yok, yola devam :)

Trenden

Arkadaşlkar herkese merhaba. Öncelikle yorumlarınız ve desteğiniz için çok teşekkür ederim. Yanlız şunuda belirtmek isterim. Anadolunun böylesine kıraç bölgelerinde kendinizi belli etmenin tek yolu efemine olmak. Heryerime gökkuşağı renkler taktım ilk, daha sonra pembe üçgen ama faydası yok. İnsanlar daha kendilerini bilmeziken bu simgeleri nerden öğrensin?. Normal hayatımda bende pembe şalvar falan giymiyorum ama doğu anadoluda başka türlü ışık olamam. Kendini dünyadaki tek LGBTT sananlarla iletişime geçemem. Mümkün olduğu mertebede Adana ya kadar öyle davrandım. Trenin içinde ise hep kendi halimdeyim. Günlük yaşamımda nasılsam trendede öyleyim -sandaletimle, şortumla, tişortumla- . Ve zaten ben bu işe gönüllü başladım, gönüllü bir şekilde devam etmekteyim. Görevim Aydında 2 Ağustosta bitiyor, 16 sına kadar yani sonuna kadar uzatmamı istiyorlar ama böylesine büyük bir homofobi ile devam etmemin etik olup olmadığını bilmiyorum. Fikirlerinizi bekliyorum, teşekkürler

EVREN GÜVENSOY

..

başta çok mutlu oldum insan haklarıyla ilgili bir organizayona bir eşcinseli de davet etmelerine ama sonra neden mutlu oldugumu anlamadım,bu zaten olması gereken bir şey değil miydi ki..bizleri böylesi olağan bir duruma bile şaşırtacak hale getirmişler demekki.
seni kutluyorm,orada tüm çirkin bakışlara ve davranışlara maruz kalmana rağmen eğitim verme azmi için.ve inanıyorum ki bir gün homofobi sadece azınlıkların yaşadığı bir sorun olacak.

evren'in anlattiklari

evren'in anlattiklari gercekten traji-komik... insan haklari treninde yasananlar utanc verici bir belgesele dönüsmüs. trenin icindekiler önyargi ve fobi ile basbasa kaldiklarina göre.. gerisini düsünün!
eray

temsiliyet

böyle bir trende eşcinsellerinde temsil etmen ve eşcinsellerin insan haklarını anlatmaya çalışman takdire değer ancak benim anlamadığım neden "en ince sesinle" garsonu çağırıyorsun? neden mor şalvarla eşcinselliği özdeşleştiriyorsun? bence doğru değil yaptığın. eşcinsel olmak ille de diğerlerinden farklı olmak değil.

evren'e kadınsı

evren'e kadınsı yakıştırmasını yapanlar (ve boylece aslında kadın kimliğini de aşağıladığının farkına bile varamayanlar) da aslında ne kadar cinsiyet ayrımcısı ve homofobik olduklarını belli etmişler. çok yazık... tebrikler evren; gerçekten büyük bir iş yaptığın!

inanılmaz

bu inanılmaz bir şey çok mutlu oldum gerçekten. Teşekkür ederiz. Bu haber
beni çok mutlu etti teşekkürler kaos gl umarım gelecektede ben de insan hakları
konusunda homofobi konusunda insanlara yardımcı olabilirim.

süpersin

Onbinlerce kişinin aslında o trende senin yanında olduğunu unutma.

valla hem “performans”

valla hem “performans” hem eylem olmus, daha ne olsun.
sanirim devam da ediyor. uc kere denk geldi tv’de hurriyet reklami, ucunde de basini kacirmistim, reklamda ayrimcilik oncesinde acaba escinselleri de bir sekilde anan, ima eden bir sey var mi diye merak da ettim.
bence cok iyi dusunmus. hurriyet gazetesini tarihinden hareketle bu treni ve yola cikma gerekcesini bir “gazete” olarak temsil edip etmedigi uzerinden elestirenler oldu. bence bu ayri konu, evren’e bu guzel suprizi icin kara trenle selam ve sevgi yolluyorum.

harikasın!

evren sen harikasın! çok güçlü bir mücadele veriyorsun ve emin ol çok önemli bir katkısın bu harekete, tek başına çok güzel işler başarıyorsun. Tebrik ederim seni! Trende yalnız olmadığını sakın unutma ;) başını yastığa koyduğunda bizi düşün ve etrafında senin kadar güçlü olamayan ama "varolanları".. ve gözünden akan yaşlar gurur ve mutluluktan olsun!
burcu

ssss

bi konuda yanlış yapıyosun..hr eşcinsel mor giyecek şalvar giyecek diye bir kanun yok sen orda temsilcisin bütün eçcinselleri temsil ediyosun eçcinseller mor bir şalvar kalbına yada kadınsı konuşma kalıbına sığdırman çok yanlış bence bu hatayı bi daha yapma lütfen ben bile eşcinselken karşımda mor bir şalvar giymiş ne olduğu belli olmayan bir insana yabancı gözlerle bakarım..yazdıklarımı sakın sana hitaben yazılmış bir art niyet olarak algılama..herşeye rağmen katkılarından dolayı teşekkür ederim....saygılarımla..
rumuz:bican

yok konusu

orda eşcinselleri temsil ettiği kadar aynı zamanda kendisi de. bu yüzden şunu yapma bunu yapma diyemezsin. sen bile eşcinselken yanına bu şekilde biri otursa değişik gözle bakarmışsın. eşcinsel olman önyargılı veya insanları yüzeysel bi şekilde hemen yargılayan bi insan olmana engel değil bunu da unutma.
kaosgl.org LGBT Kültür & Yaşam ve Haber Portalı Syndicate content
Haklarımız Askerlik Çalışma Hayatı Aile Eğitim Kültür&Sanat Medya Sağlık Yaşam
Web sayfası ile ilgili teknik sorunlar, yorum ve eleştirileriniz için web@kaosgl.org
Kaos GL Derneği'nin resmi web sayfasıdır. İçerik, kaynak gösterildiği sürece kısmen kopyalanabilir, çoğaltılabilir, yaygınlaştırılabilir
kaos gl dergi iletişim

Eşcinsellerin Kurtuluşu Heteroseksüelleri de Özgürleştirecektir

Yazarlar

son madi

son şugar

en çok okunanlar