Yaşam / Moda

Barbaros Şansal: “Beynimle Dilim Arasında Süzgeç Yok”

Pazartesi, 30 Ocak 2012
Haber: Kaos GL
Terzi yamağı Barbaros Şansal, moda kitabı “Moda Okulunda Öğrendiğim 101 Şey”i Türkçeye çevirdi. Şansal, Türkiye’yi moda konusunda yetersiz görüyor, "Fason hamalıyız" diyor...
 
Radikal Hayat’tan Aslı Barış, Barbaros Şansal ile görüştü
 
“Beynimle dilim arasında süzgeç yok, aklımdan ilk geçeni söylüyorum. Şahıslara, kurumlara hakaret etmiyorum; mizah, hiciv seviyorum.”
 
Türkçe’ye çevirdiğiniz moda kitabı için buluştuk ama sormadan edemeyeceğim. ‘Bugün Ne Giysem?’den ayrılmanızın üzerine spekülasyonlar var.... 
Tanıtımlarda eksiklik vardı, saatlerde aksamalar vardı, montajda sorunlar vardı. Ödeme disiplininde aksaklık çıkmaya başladı. İkincisi, diğer arkadaşların yanında, kendimi istediğim gibi ifade edememem. Bir programda kızın birinin elinde küçük bir çanta vardı. Hiciv seviyorum ya “Kızım bu puro kutusu mu, içinden Fidel Castro mu çıkacak?” dedim, Bayan İvana “Lütfen marka belirtmeyelim, yasak” dedi. Bu ortamda bulunmak istemesem de sözleşmem gereği devam ettim. Yarı final sürecinde sözleşme için çağırdılar, baktım sette tanımadığım insanlar... “İvana Hanım’la bir çekim var, kenarda durun” dediler. “Barbaros Bey buradaymış gibi konuş” lafını duydum; anladım ki bir makarna firması için advertorial çekiliyor. Ben de figüran haline getiriliyordum. Sinirlenerek ayrıldım, onlar da beni cep telefonuyla kovdu, kurtuldum. Yeni montajla beni antipatik göstermeye çalışıyorlar, olsun. Takılmam böyle şeylere. Magazin medyası beni saldırgan biri gibi göstermeyi seçti. Program insani yanımı, bilgimi, terziliğimi ortaya koyduğundan farklıydı. Diğer arkadaşların yetersizliği ortaya konunca, kanal yönetimi rahatsız oldu diye düşünüyorum. 

Hakan Akkaya’nın tasarımcı kimliğinden tatmin olmadığınız yönünde iddialar var... 
Ne defilesini, ne dükkânını, ne de gelinliğini gördüm. Bir başbakan eşinin üzerinde tayyörünü, mantosunu görmedim. İki şey gördüm, biri Bayan İvana Sert’te metal kabaralarla süslü bir sutyen, bir de Bülent Hanım’ın giydiği jean. Zaten erkek modası yapıyor sanırım. 

Yanlış anlaşılıyorum bazen dediniz, neden? 
Yalan söyleyecek kadar akıllı bir adam değilim. Ne söylememem gerektiğine de kilitlenirsem, ilk onu söylüyorum sonra. Beynimle dilim arasında süzgeç yok, aklımdan ilk geçeni söylüyorum. Şahıslara, kurumlara hakaret etmiyorum; mizah, hiciv seviyorum. Eleştiri bitti, yergi başladı. Cinsel yönelimime, inancıma saldıran yorumlar oluyor ama beni etkilemez. 

Üniversitelerde konferanslar veriyorsunuz. Tepkiler nasıl? 
Akademisyenim ve Anadolu’yu geziyorum. 40’tan fazla üniversitede kongre verdim. 1000 kişiyi aşkın kapasiteli yüzlerce salonda konuştum. Birinden bile olumsuz tepki almadım. Genelde öğrenci evlerinde kaldım, onların çekyatlarında yattım... Tıp adamı değilim, eğitim neferi olarak yardım etmeyi seçtim. En komiği, bu okulların sadece dördünün moda bölümü vardır. Endüstri mühendisliği, tekstil mühendisliği, mimarlık, eczacılık... Farklı alanlarda konferans verdim. 

Eczacılık hakkında ne gibi donanımınız var? 
Annem eczacıydı. Farmagenom ve farmagenetik üzerine konuştuk. Zincir eczanelere, monopole karşıyız. Öğrencilerin kendi eczanelerini açmaları, meslek odalarını oluşturmaları için destek veriyorum. Ortadireği kaybediyoruz... 

Neden ortadirekle ilgileniyorsunuz? Kitlenizle bağdaşmıyor... 
Doğru, ortadirekte yaşayan, minibüse binen bir kadının Yıldırım Mayruk’tan tuvalete ihtiyacı yok ki. Biz şarkıcı, manken, metres gibi insanlara da giysi dikmiyoruz. Bize köklü aileler gelir. Neticede kadın terzisiyiz, ben de terzi yamağıyım. 

Neden ‘terzi yamağı’? 
-Ci’li, -Cı’lı eklerle meslek olmaz.... Modacı, tasarımcı, politikacı... İnsanlar boş kelimelere anlam yükleyip, önemli terimleri unutuyor. Modada da böyle. Sokakta tayyörlü kadın göremiyoruz. Ya şarkıcılar gibi yarı çıplak, ya da türban pardösü... Şapka devrimi yapmış bir ülkede, şapka bölümleri kapatıldı olgunlaşma enstitülerinde. Alfredo Cabrera ve Matthew Frederick’in kitabı ‘Moda Okulunda Öğrendiğim 101 Şey’i o yüzden çevirdim. Üç saatte okunuyor ve iki yıllık meslek okulunda öğrenebileceğinden yüz kat fazla bilgi veriyor. 

İstanbul Fashion Week’te sizi neden hiç göremiyoruz? 
Hiç davet edilmedik, ne Yıldırım Bey ne ben. Terziyiz ya ondan herhalde? 

İstan-bul’un moda merkezi olma projesine inanmıyorsunuz... 
Nişantaşı’na da ‘çişantaşı’ diyorum; bir sürü sidiklinin gezdiği et pazarı. Adı Türkçe olmayan bir markanın olmadığı yerde Türk modasından bahsedemezsiniz. Dünya modasında hep erkekler başarılı. Türkiye’de kadınlar ön planda. Zengin erkeklerin ikinci kadınları bunlar. Canı sıkılıyor, koca parasıyla butik açıyor. 

Birçok tasarımcının butiği, atölyesi var ama Nişantaşı’nda.... 
Çoğu atölye, devamlılık yok. Astarımızı Fransa’dan, ipliğimizi Almanya’dan almak zorundayız. Fason hamalıyız... Tasarımın olması için malzeme olması lazım. İthal makine, ithal overlok, ithal kumaş kullanıyoruz.