Yaşam

Kaos GL Dergisi ‘Sınırlar’ı Aşmaya Çağırıyor!

6 Mart 2012
Haber: Kaos GL
“Milliyetçilik” dosyası ile Mart- Nisan sayısı matbaada basımda olan Kaos GL Dergisi, “dosya” konusu “Sınırlar” olan Mayıs-Haziran sayısı için çağrı yaptı.
 
124. sayının “dosya” konusunu “Sınırlar” olarak belirleyen Kaos Yazı Kolektifi, dosyaya ve Dergi’nin Mayıs-Haziran 2012 tarihli sayısına katkıda bulunmak isteyenlere çağrıda bulundu.
 
Kaos Yazı Kolektifi’nin çağrısında, amaçlananın, “dilde, bedende, mekânda ve dünyanın yüzünde sınırın hem ceberrut varlığını deşifre etmek hem de sınırlayan mantığın hiçbir zaman o kadar da kesin olmadığını açığa vurmak” olduğu belirtildi.
“Önyargıların ve nefretin temelleri sınırla oluşturuluyor”
 
Sınırın mallardan, bedenlerden, topraklardan, mekânlardan önce zihinlere duvar ördüğünün vurgulandığı çağrıda sınırla ilgili deyimlere, kalıplara dikkat çekildi.
 
“Sınırı geçmeye çalışırken yakalandı”
“Sınır ötesi operasyon”
“Sınırsız özgürlük”
“Sınırını bilmek”
“Sınırdurum”
“Sınırda yaşamak”
“Ben muhafazakâr demokrat bir partinin bakanıyım”
“Sınırı aşmak”
“Türk aile yapısı”
“Genel ahlak”
“Vatandaşı olmak”
“Sınır çekmek”
“Bu yüzyılın meselesi değil”
“Bu kadar da olmaz”
“Burası Türkiye, Hollanda değil”
“O kadar da değil”
“Sınırla ilgili aklımıza gelen bütün deyimler, kalıplar, sınır kavramını kullanan bütün söylemler bize sınırın, bir yasağın başladığı yer olduğunu hatırlatıyor. Sınırlanmak ya da bir sınırla çevrilmiş olmak, hep bir aidiyet alanını, bir kabul edilebilir kimliği ve sınırın ötesindeki “biz”den olmayanı, bildiriyor hepimize. Bir sınırla çevrilmiş ya da belirlenmiş olmak hep kabul edilebilir ya da akla uygun davranış ölçülerini ve bunun içeriğini bildiriyor bizlere. Bir sınırla belirlenmiş olmak ya da çevrilmek, aynı zamanda bir sınırın iki yakasında yer alan ve birbirine teması yasaklanmış, aralarında düşmanlık inşa edilmiş ve iletişimleri kesilmiş, belki de hiç kurulamamış farklı insan gruplarını bize anlatıyor. Sınır öncelikle farklılıklar arasındaki ortak olanı yok sayıp farkı mutlaklaştırmaya ve ortaklığın kurulmasını imkânsızlaştırmaya dayanıyor. Sınır, mülk edinmeye, kimliklendirmeye, sabitleştirmeye, farklılıkları homojenize bütünlükler olarak kavramaya ve aidiyetleri kutsamaya, başkalıkları ise lanetlemeye yarıyor. Sınır, mallardan, bedenlerden, topraklardan, mekânlardan önce zihinlere duvar örüyor. Önyargıların ve nefretin temelleri sınırla oluşturuluyor.”
 
“Bir sınırın varlığı daima gözetleyen egemen bakışla birlikte kuruluyor”
 
İster mecazen isterse fiilen belirlenmiş bir çizgi olarak sınırı ihlal etmeye yönelik her girişimin cezalandırıldığını belirten çağrı şöyle devam ediyor:
 
“Sınır koyan, sınırlayan mantığın en belirgin özelliği, egemene tanıdığı serbestçe hareket hakkı haricinde, geri kalan her varoluşu, her yaşam alternatifini sınırlara hapsetmek ve onun içinde yaşamaya mecbur etmek oluyor. İster mecazen isterse fiilen belirlenmiş bir çizgi olarak sınırı geçmeye aşmaya ya da ihlal etmeye yönelik her girişim, sınırları gözetleyen egemenin gözüne battığı ya da herkese görülür olduğu ya da yakalandığı anda mutlaka cezalandırılacak hatta belki de karşılığı ölüm olacak bir hareket haline gelebiliyor. Bir sınırın varlığı daima gözetleyen egemen bakışla birlikte kuruluyor.”
 
“Sınırları aşmak tanımların muğlâklığını deşifre etmeyi gerektiriyor”
 
“Sınır, öncelikle tanımlanmakla başlıyor. Tanımlanmak, bir kimlikle özdeşleştirmek, o kişiyi önce egemen bakışın altında değişmez ve değişmesi düşünülemez hale getiriyor. Sınırı kavramak, önce tanımlama ve özdeşleştirme sürecini kavramayı, sınırları aşmaksa önce tanımların muğlâklığını deşifre etmeyi gerektiriyor.”
 
“Sınırın içi ve sınırın dışı neresidir?”
 
Derginin Mayıs-Haziran sayısı “Sınırlar” dosyası için yapılan çağrıda şu sorular sıralandı:
 
O halde nedir sınır? Nerede başlar? Sınırın içi ve sınırın dışı neresidir? Sınırın öte yakasına geçersek ne olur? Gerçekten de sınırlar ihlal edilebilir mi ya da sınırları tümden kaldırılabilir mi? Sınırsız olabilir miyiz? Peki, ya sınırları belirsizleştirecek hatta belki silecek olursak sınırları ihlal etmeye gerek kalır mı?
 
Bütün sınırların delik deşik olduğu, giderek anlamsızlaştığı ve ortadan kalktığı bir dünyayı düşünmek; hayal etmek ve sınırsız bir dünyayı tasarlamak için…
 
Kaos GL Dergisi’nin 2012 dosya konuları
 
Ocak-Şubat sayısında “Muhafazakârlık”ın ardından, Mart-Nisan sayısında “Milliyetçilik”meselesini ele alan Dergi’nin diğer sayılarının dosya konuları şöyle:
 
Mayıs- Haziran sayısında “Sınırlar”, Temmuz- Ağustos sayısında “Göç”, Eylül – Ekim sayısında “Hastalıktan İdeolojiye Damgalamaya Karşı Bedensel Direnişler” ve 2012’nin son sayısı Kasım- Aralık’ın dosyası ise “Sosyal Politikalar” olacak.
 
124. sayının dosya konusunu “Sınırlar” olarak duyuran Kaos GL Dergisi, yazılı ve görsel katkıları editor@kaosgl.org adresine 5 Nisan’a kadar bekliyor.
 
İki ayda bir yayınlanan Kaos GL Dergisi, “dosya” ve dosya dışı bölümlerine her türlü katkıya açık.
 
Kaos GL Dergisine Abone olabilirsiniz!
 
Kaos GL Dergisini kitapçılarda ve LGBT derneklerinin merkezlerinde bulabileceğiniz gibi abone de olabilirsiniz. Abone olmak için abone@kaosgl.org adresine yazabilirsiniz.
 
İlgili bağlantılar:
 
Kaos GL Dergisi Web Sitesi Açıldı!
http://kaosgl.org/sayfa.php?id=10703
 
Kaos GL Dergisi Mart-Nisan Sayısı İçin Çağrı
http://kaosgl.org/sayfa.php?id=10348
 
Kaos GL Dergisi Ocak-Şubat 2012 Sayısı İçin Çağrı
http://kaosgl.org/sayfa.php?id=10077