Yaşam / Moda

"İzmirli İzmir’e Nankörlük Yaptı"

Çarşamba, 11 Nisan 2012
Modacı Barbaros Şansal 1965 yılına kadar ahşap bir yalıda yaşadığı İzmir’in eski günlerine özlem duyduğunu söyledi. Çeşitli etkinlikler için İzmir’e sık sık gelen Şansal, İstanbulluların İzmir’e bakışından, İzmirli yerel yönetimlere kadar birbirinden farklı konularda açıklamalarda bulundu.
 
İstanbul’dan İzmir’e baktığınızda nasıl bir manzara var?
Annem İzmirli benim. İzmirlilerin en büyük kompleksi İstanbulluların kendilerini küçümsediği yönünde. Anadolu’nun neresinden İzmir’e gelip yerleşirseniz İzmirli sizi benimser. Ama İstanbul’dan geldim deyin kente bir türlü kabul edilmezsiniz. Fatih Koleji’nde Hakan Tartan’la okul arkadaşıydım. O dönemde İstanbul’dan gelen bir öğrenci olarak benim benimsenmem de zor oldu.
 
Yıldırım Mayruk ile birlikte çalışan Barbaros Şansal ile İstanbul Gümüşsuyu’ndaki Yıldırım Mayruk Moda Laboratuvarı’nda. 
 
O yılların İzmir’i nasıldı?
İzmir eski İzmir değil elbet. Köprü’de oturduk biz Karantinalıyız. Güzelyalı’da ahşap bir yalıda yaşadım 1965 yılına kadar. Daha sonra İstanbul’a gittim. 1974’te bir yıl kadar daha İzmir deneyimim oldu. İzmir bitik. Biraz politik olacak belki ama İzmir belediyeleri maalesef İzmir’e nankörlük yaptılar. Piriştina’dan sonra İzmir sömürüldü sadece. Geçtiğimiz günlerde Tınaztepe’ye geldim. Yürüyecek kaldırım bulamadım.
 
İzmirlileri mi suçluyorsunuz?
İzmirli İzmir’e nankörlük yaptı. Canım Alsancak’taki koca balkonlu, beyaz binalardan vazgeçip büyük binalar diktiler. Yan yana, sıra sıra alışveriş merkezleri kurdular, Kemeraltı’ndan vazgeçtiler. Adı yabancı olan bir sürü mağaza, içinde kahve bile satılmayan yabancı yerler… Ne tütün, ne pamuk hiçbir şey kalmadı. Gerçekten üzücü. Fuara bile göz dikildi, birbirinden farklı projelerle. Güya yeşil alan yapacağız diyerek bir tane ağaç bile dikmedikleri Kordon’u molozla doldurdular. Bizim küçüklüğümüzde Kordon’a kaplumbağalar gelirdi. Körfez’i bitirirken, yüksek binaları deniz dibine, alçak binaları arkaya koydular. Hava akışı bile kesildi.
 
Yaşam nasıl değişti peki?
Tarihi doku da korunamadı geçen süreçte. Özel okullar çok önemliydi; şimdi isimleri okunmuyor bile. Hiçbir şey kalmadı yani. Yamaçlar dolduruldu. Kendi yerel hazır giyim markalarını da kaybetti İzmir. Eğlence kültürü vardı. Ailecek pavyona giderdi herkes. O kültür de gitti maalesef.  Çakma rezidanslarla dolduruldu merkezi yerler. Gece yarısı bisikletle dolaşırdı kızlar, şimdi birkaç yer dışında o da mümkün değil.
 
Ticari anlamda da bir gerileme var mı?
Tarım ve sanayi kalmayınca, koca kent öğrenci ekonomisine yöneldi. Ekonomi ticaretle döndürülmeye başladı. Üretim yok olunca düşünce, felsefe, psikolojik üretim de sona erdi. Resim, heykel galerisi yok İzmir’de. Sanatın özgür olabileceği ortam yok. Kıbrıs Şehitleri Caddesi bardan, pavyondan geçilmiyor.
 
Çok karamsar gibisiniz, umut yok mu?
Umut hepimiz için var. Halkların birbirine karşı körüklenmesinin önüne geçmeyi başarmak lazım. Ötekileştiriliyoruz her geçen gün. Bireyler toplumu oluşturur, toplumlar bireyleri değil. İzmir toplumsal niteliklerini kaybetti. Rekabet içerisine girdi. Yapma insanlar her yerde. Homofobi ve transfobide de başka bir boyuta geçtik. Sürekli nefret cinayetleri işleniyor bu kentte. Her örgütte ego ve ben mücadelesi olunca kimsenin hakkı savunulamıyor. Beraberlik ve toplumsal bilince sahip çıkılırsa gelecek için bir şeyler değişebilir. (Ege Telgraf)