Gökkuşağı Forumu

Cinsiyetçilik yarıştırması

Perşembe, 26 Temmuz 2012
Ben Bilmem Eşim Bilir, geleneksel-ataerkil cinsiyetçiliği gayet ’modernize’ üslûpla tatlı tatlı şırıngalamakta
 
Pazar günkü Radikal’de Firdevs Gümüşoğlu’nun önemli çalışması, ‘Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet’ üzerine Umay Aktaş Salman’ın yazısı vardı. Kitap, Cumhuriyet’in başındaki cinsiyetlerarası eşitlikçilik idealizminin zaman içerisinde nasıl muhafazakâr-ataerkil ‘gerçeklik’le alt edildiğini ilkokul kitaplarındaki metin, cümle, sözcük ve imge değişimlerini izleyerek ortaya koyar. Belirgin bir ‘erkek işi-kadın işi’ ayrımı ve ‘zayıf kadın-güçlü erkek’ algısı, dönüşümde varılan noktadır.
 
Kanal D’nin yeni yarışması ‘Ben Bilmem Eşim Bilir’i izlerken bu çalışma geldi aklıma. Ekranda gördüklerimizin de ders kitaplarındakine benzer ‘cinsiyetçi iletiler’de bulunduğu söylenebilir. Üstelik bu, ‘hiç de öyle değil’miş yanılsaması yaratacak ustalıkla ve tabii eğlenceli bir üslûpla gerçekleştirilmekte.
 
Dört evli çiftin yarıştığı program, ‘partner’e yönelik tahmin sorusuna dayalı ikişerden dört etapla yapılanmakta. Kadınlardan, kocalarının bir ‘performans’ı hangi ölçüde gerçekleştireceğine dair doğru tahmini yürütmeleri isteniyor. Misal, kocanız kaç kiloluk ağırlığı kaldırabilir? Sonra tahmin sırası erkeklere geliyor. Misal, karınız şu kadar saniyede çamaşır ipine karışık asılmış çoraplardan kaçını eşleştirerek toplayabilir? Bu şekilde dört yarışmada doğru tahmin yapan iki çift finalde yek diğerine karşı yarıştırılıyor. Misal, kim karısını daha uzun süre kucağında tutacak?..
 
Ben iki programı izledim ve yarışma dizaynında inceden cinsiyetçi ‘defekt’ler hissettim. Tahmine dayalı ikişer yarışmadan biri geleneksel kadınlık-erkeklik rollerini destekleyici mahiyette oluyor. Yukarıda da örneklendi, kadınlardan kocalarının ‘fiziksel güç’lerini tahmin etmeleri isteniyor. Karısını hayal kırıklığına uğratanın karizma çizdirme tehlikesi olsa da sonuçta ‘ataerkil beklenti’ güle-oynaya karşılanmakta burada. Kadınların yarışmaları da ataerkil örüntüye uygun mahiyette. Çorapları ipten toplamanın yanısıra terlikleri isabetlice hedefe fırlatma, ‘pamuk şeker’i şu kadar saniyede yeme gibi...
 
Tabii ‘kontra’, ama ataerkil örüntüyü tersten sağlamlaştıran etaplar da var. Erkekler topuklu ayakkabı giydirilerek koşturuldu; kadınlara penaltı attırıldı; erkeklerden kadın makyaj malzemelerinin adını bilmeleri istendi. Bunlarda da gülünç olma (düşürülme) üzerinden kadınlık-erkeklik klişelerinin kırılmazlığına ilişkin dolaylı mesajlar verildiğini düşünmek mümkün.
 
Bir çarpıcı nokta da erkeklerin kadın makyaj malzemelerini bilme yarışması başlamadan önce ‘metroseksüalite’ bahsinin açılmasıydı. ‘Feminen’ yanlarını bastırmak yerine onunla barışık erkeği tanımlamak üzere kullanılan metroseksüel tabirini kadın makyaj malzemesine aşinalıkla titreşime sokmak anlamlı olsa gerek. Bu ‘anlam’ın merkezine seyahat edildiğinde de ataerkil ideolojinin yolunuza ‘karşıcı’ çıkacağı kuşkusuz.
 
Ders kitabı okutamadığınız çocuklara memlekette yürürlükteki ‘cinsiyet tabakalaşması’nı belletmek için fırsat bu program... Hap niyetine tavsiye edilir!