İnsan Hakları / Sivil Anayasa

“Meclis Yeni Anayasa Yapım Sürecinde Toplumu Araçsallaştırdı”

Perşembe, 1 Kasım 2012
Haber: Kaos GL

TESEV Demokratikleşme Programı’nın yeni anayasa sürecini izlemek ve kayıt altına almak üzere başladığı Anayasa İzleme Çalışması’nın ikinci izleme raporu yayınlandı. 

Raporda, toplumdan gelen katkıların, partilerin siyasi pozisyonlarının filtrelerinden geçirilerek reddedilebilir hale getirildiği ifade ediliyor.
 
Ferhat Kentel, Levent Köker, Mehmet Uçum ve Özge Gençtarafından kaleme alınan raporun ilk bölümünde, Şubat-Haziran 2012döneminde anayasa yapım sürecindeki olumlu ve olumsuz gelişmelerin yanı sıra; siyasi aktörler, sivil toplum ve medyanın yeni anayasa yapımındaki rolü, katkısı ve performansına ilişkin bir değerlendirme yer alıyor.
 
Raporda, vatandaşların ve sivil toplumun görüş ve önerilerinin alınmasının ardından, bu katkıların Komisyon tarafından kamuoyuyla paylaşılmadığına ve “halkın anayasası olma” vaadiyle başlayan bu süreçte, toplumun görüş ve önerilerinin anayasa yapımına ve hâlihazırda devam eden maddelerin yazılması faaliyetine ne kadar etkisi olduğunun bilinmediğine vurgu yapılıyor.
 
Raporda, “Komisyonun üzerinde çalıştığı konu başlıkları ele alındığında, toplumun ve vatandaşların fikirlerinin Komisyon’daki tartışmaya yansımadığı görülüyor ve bu da Meclis’in yeni anayasa yapım sürecinde toplumu araçsallaştırdığı izlenimi veriyor. Yeni anayasaya ilişkin kamuoyuna yansıyan tartışma siyasi partilerin alışılmış sınırları ve pozisyonları üzerinden ilerliyor ve toplum, tartışmalarda bir referans teşkil etmiyor. Bu durum toplumda sürece karşı bir güvensizlik yaratabilir ve süreci başarısızlığa uğratabilir.” görüşüne yer veriliyor. 
“Siyasal Partilerin Kırmızı Çizgileri Toplumsal Taleplerin Önünde”
 
Raporda, Komisyon’un bireyler, toplumsal örgütler ve çeşitli platformlardan gelen ve Türkiye’nin farklı siyasî renklerini yansıtan toplumsal talepler yerine, siyasî partilerin “kırmızı çizgilerini” daha fazla önemsiyor görüntüsü verdiği vurgulanıyor.
Parlamentodaki partilerin Komisyon’a gelen önerileri değerlendirmek ve kendi politika ve pozisyonlarını bu öneriler ışığında gözden geçirmek konusunda yetersiz kaldıkları da raporda yer alan bir başka yorum olarak dikkat çekiyor. 
 
Rapora ulaşmak için tıklayınız