Yaşam / Dünyadan

Berlin’de Transgenialer

17 Temmuz 2007
Haber: Kaos GL
Demet Demir bu sene 23 Haziran’da Berlin’de yapılan alternatif Eşcinsel Onur Yürüyüşü’ne katıldı. Demir Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu’ndan AKP Hükümetine uzanan konuşmasıyla Türkiye’deki eşcinsellerin durum tablosunu çizdi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da CSD’ye katıldım. Berlin’de iki tane CSD yani Eşcinsel Onur Yürüyüşü yapılıyor. Birisi alternatif olanı, diğeri kapitalleşmiş olanı. Ben geçen yıl da olduğu gibi bu yıl da alternatif olanına katıldım. Alternatif CSD’ye komünistler, sosyalistler, anarşistler, yeşiller, solcular, anti-kapitalistler ve diğer muhalif gruplar katılıyor. Bu yürüyüşte şirketlerin ve kulüplerin reklamı yapılmıyor. Alternatif CSD, diğer CSD’nin içeriği boşaldığı için düzenleniyor ve bu yıl onuncusu yapıldı.

CSD yürüyüşü bu yıl 23 Haziran’da yapıldı. Yürüyüş güzergahı her yıl değişiyor ama her yıl daha çok Türkiyeli göçmenlerin oturduğu Kreuzberg semtinde bitiyor. Geçen yılki yürüyüş eskiden Doğu Berlin’de olan Friedrichshain semtinde başlamıştı. Bu sanırım bir ilkti. Bu yıl da öyle oldu. Yürüyüş Friedrichshain semtinin daha da içlerinde, Frankfurter Allee’de, başladı. Başlangıç saati 12:00 idi ama saat 14:00’da yürümeye başladık. Aksilik bu ya, o gün hava serin ve yağmurlu idi. Ara sıra güneş açsa da çoğunlukla sağanak yağış vardı. Biz, yürüyüşe Türkiyeli Eşcinseller Derneği GLADT adına katıldık. Oraya vardığımızda yürüyüş yeni başlamıştı, saat ikiyi on geçiyordu ve yağmur da durmuştu. Oradaki arkadaşlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla bizden önce gelenler yağmurdan sırılsıklam olmuşlardı. Amiyane bir ifade ile donlarına kadar ıslanmışlardı. Yürüyüş grubunu ve kararlılıklarını görünce iyice coştum. Devrimci duygularım kabardı. Bizden önce oraya varmış olan GLADT’ TEN arkadaşları bulduk ve yürümeye başladık.

Yürüyüşe 1500 kişi ile başlandı. Yolda bu şayi arttı. Yürüyüş boyunca slogan atılmadı ama süslenmiş bir kaç tane kamyondan müzik çalındı. Ara ara müzik kesiliyor, tertip komitesinden konuşmacılar konuşmalar yapıyorlardı. Kamyonlara ek olarak birer tane de süslenmiş otomobil ve traktör vardı. Bu yılki yürüyüşe bir de tiyatro grubu katıldı, İtalya, Arjantin, Brezilya ve Almanya’dan oyuncular vardı. Çöp kovalarından davul yapmışlar, gümbür gümbür ses çıkarıyorlardı. Yüzleri de boyalı idi. Bir de orkestra vardı. Çok güzel parçalar çalarak yürüyüşe katılanları coşturuyorlardı.

Henüz 15 dakika kadar yürümüştük ki kortej durdu. En önde giden kamyondan, kortejin sonunda yürüyenlerden birisinin gözaltına alındığı anons edildi. Herkesin oraya gitmesini istediler. Biz de kortejin sonuna doğru yollandık. Neredeyse yürüyüşe katılanların hepsi hızlı adımlarla oraya geldi. Süslenmiş otomobilin şoförünün yanında ehliyeti olamadığı için gözaltına alındığını öğrendik. Hakkında işlem yapılacakmış. Yürüyüşü durdurduk. Arkadaşımızı serbest bırakana kadar yürümeyeceğimizi polislere bildirdik. Polis minibüsünü ablukaya aldık. Adeta etten duvar örmüştük.

Gözaltına alınan arkadaşımız göçmendi ve tartaklanarak gözaltına alınmıştı. Bekleyiş sürüyor, polislerle tartışılıyordu. Bu arada, polisler bir kadın arkadaşımızı iteklediler. O da polislerden davacı olduğunu söyledi ve zabit tutuldu. Tutanağı, arkadaşımızı itekleyen polisin tutmak zorunda kalması işin ironik yanıydı. Bando grubu ve tiyatro grubu davullar çalıyor, kalabalık ıslıklarla ve alkışlarla polisi protesto ediyordu. Bu arada beş altı polis aracı daha geldi. Ortam iyice gerildi. “Polis dışarı” diye slogan atılmaya başlandı. Çatışma çıkmak üzereydi. Aradan yarım saat geçmişti ki birden hava karardı ve yağmur yağmaya başladı. Şemsiyesi olmayanlar apartmanların girişlerine sığındı, diğerleri polis arabasının etrafını kuşatmaya devam etti. Bir saati geçkin bir arbedenin ardından gözaltına alınan arkadaşımızı serbest bıraktırdık. Öğrendiğimize göre 10 Avro para cezası kesmişler.

Yürüyüşümüze kaldığımız yerden devam ettik. Yürüyüş sırasında, işgal edilmiş binaların önünden geçerken durulup konuşmalar yapıldı. İşgalciler standlar kurmuşlardı ve yürüyüşçülere yazdıkları dövizlerle destek veriyorlardı. Meraklısına not: Almanya’da, bazı binalar mal sahipleri onarım masraflarından kaçındıkları ya da binayı boş tutmak işlerine geldiği için boş. Alternatif gruplar zamanında hem kapitalizmi protesto etmek hem de kaynakların daha iyi kullanılabileceğini göstermek amacı ile bu binaları işgal etmişler. Yasa gereği, işgalcilere müdahale edilemediğinden yıllar içinde, işgal evleri işgalcilerin olmuş. Bu evler bugün, anti-kapitalistlerin mücadelesinin bir sembolü haline gelmiş durumda...

O ara yine bir gözaltı olayı oldu. Bir kadın arkadaşımızı yüzünü sutyeni ile kapattığı için gözaltına almak istediler. Almanya yasalarına göre yürüyüşçülerin yüzlerini gözler ve ağız görünecek şekilde açık tutmaları gerekliymiş. Daha öncekine benzer bir itiş kakışın ardından bu arkadaşımız da serbest bırakıldı. Hemen not düşelim: Diğer CSD’de yürüyenlerin giydikleri kostümlerin, taktıkları maskelerin haddi hesabı yok. Gözlerin ve ağzın görünmesi bir yana hiç tanınmıyorlar bile. Gel gör ki polise her zamanki gibi alternatif ve muhalif olanların yaptıkları görünüyor.

Yürüyüşümüz sırasında tiyatro grubu açıklık bir meydanda pantomim gösterisi yaptı. Bunun dışında yürüyüş sırasında bir olay olmadı. Yağmura ve polisin müdahale etmek istemesine rağmen gayet coşkulu bir şekilde Kreuzberg’e geldik. 4 saati aşkın bir yürüyüşün ardından meydana vardığımızda sayımız 10 bini geçmişti, saat de altı buçuk civarındaydı. Sırada sokak senliği vardı. Bir sahne kurulmuştu ve değişik standlarda yiyecek içecek satılıyordu.

Saat yedi gibi konuşmalar ve sahne gösterileri başladı. Çeşitli konuşmalardan ve gösterilerden sonra sıra benim konuşmama geldi. Ben, Türkçe konutsum; GLADT’ten bir arkadaş da eş zamanlı olarak Almanca’ya çevirdi. Polisin uyguladığı şiddeti anlattığım kısımlarda polis yuhalandı. Konuşmam büyük ilgi topladı. Söylenene göre o gün en çok alkışı alan benim konuşmam imiş. Yorgunluktan ölüyordum ama çok mutluydum.

*Notlar

1. Transgenilar CSD ile ilgili olarak daha fazla bilgi için şu İnternet sayfasını ziyaret edebilirsiniz: http://www.transgenialercsd.de (Almanca)

2. Türkiyeli Eşcinseller Derneği’nin İnternet adresi ise şöyle: www.gladt.de

Berlin’deki Transgenialer CSD 2007’de Yaptığım Konuşmanın Tam Metni

Merhaba Sevgili Arkadaşlar,

Geçen yıl da burada sizlere bu kürsüden seslenmiş, Türkiye’deki LGBTT hak ihlallerinden bahsetmiştim. Sizlere üzülerek bugün yine benzer şeyler anlatacağım. Bizler, Türkiye’de canımızı dişimize takmış, ayırımcılığa ve şiddete karşı mücadele ediyoruz. Neredeyse her hak ihlalini protesto etmemize rağmen işkence ve şiddet bütün hızıyla devam ediyor.

AKP hükümetinin politikaları, güya Avrupa Birliğine Uyum Yasaları kapsamında eşcinsellerin durumunu iyileştireceğine daha kötüleştirdi. LGBTT derneklerinin kurulması çok sancılı oldu. Bursa ve Ankara’da kurulan üç tane yasal dernek kapatılmak istendi. Mahkemeler valilerin kapatma taleplerini reddetti. İstanbul’da kurulmuş olan Lambdaistanbul LGBTT Derneği’nin kapatılma davası ise bir buçuk yıldır devam ediyor.

Dört buçuk senedir iktidarda olan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP hükümeti polisin şiddetine dur demiyor. Bilakis polis şiddetine göz yumuyor ve şiddeti destekliyor. Kabahat yasasından yol ortasında gözaltına alınan travesti ve transseksüellere para cezaları kesiliyor. Travesti ve transseksüellerin Beyoğlu’ndaki polis karakolunun önünden geçmeleri engelleniyor. Yolda yürüyen travesti ve transseksüellerin yüzlerine biber gazı sıkılıyor. Travesti ve transseksüeller hiç bir gerekçe olmaksızın polis tarafından sokak ortasında tartaklanıyor. Evlere baskınlar yapılıyor; kondom, vibratör ya da evde çıplak oturulması fuhuş delili olarak gösterilerek evler üç aylığına mühürleniyor.

Eşcinsel erkeklerin gittiği parklara polis baskınları düzenleniyor. Oradakiler kovalanıyor, dövülüyor, hatta kafasına tabanca dayayarak tehdit ediliyor. Eşcinsel erkeklerin gittiği sinemalar basılıyor, kapıda duran polisler beğenmedikleri tipleri içeri almıyorlar. Hamamlarda da sivil faşistler ve mafya görevi üstlerine almış durumda.

Yeni çıkan Polis Vazife ve Salahiyeti Kanunu gereği bütün özgürlükler kısıtlanıyor, bundan on iki yıl öncesine geri dönülüyor. Bütün muhalif kesimler üzerindeki baskının dozunu artıracak olan bur yasa en travesti ve transseksüelleri olumsuz etkileyecek. İzinsiz ev baskınları olacak; polis, sokakta yürüyen herkese canının istediği gibi, kuralsız müdahale edebilecek ve şiddet uygulanabilecek, direnirsen seni öldürme yetkisine sahip olacak...

Size en güncel olaylardan bir örnek vermek istiyorum: 16 Haziran’da İstanbul’daki bir eşcinsel kafe-bar’a nedeni belirsiz bir gece baskını yapıldı. Sözde kimlik kontrolü sırasında orada bulunan eşcinseller sözlü tacize maruz kaldılar. Rahatsızlıklarını dile getirmek isteyenler copla ve biber gazıyla tehdit edildiler.

Endişemiz, bu yıl 1 Temmuz’da yapılacak olan Eşcinsel Onur Haftası yürüyüşümüzün yasaklanması... Diğer ülkelerdeki LGBTT örgütlerinin Türkiye’deki kardeşlerine destek vermesi çok önemli... Sessiz kalmayalım, dayanışma içerisinde olalım.

Son söz olarak, Lambdaistanbul’un Eşcinsel Onur Haftası etkinlikleri için maddi destekte bulunan Türkiyeli Eşcinseller Derneği GLADT’e ve Gayhane’ye ve özellikle de Fatma Suat’a çok teşekkür ediyorum.

Hoşçakalın dostlar.

Demet Demir, Lambdaistanbul LGBTT Derneği üyesi ve aktivisti