İnsan Hakları / Sivil Anayasa

Anayasa İçin Uzlaşmadan “Başkancı Sistem” Restine

Çarşamba, 10 Nisan 2013
Kaos GL Derneği,  92 sivil toplum örgütünden oluşan üyesi olduğu  Denge ve Denetleme Ağı’nın “Denge ve Denetleme Olmadan Ne Parlamenter Ne Başkanlık Sistemi” konferansına katıldı.   
 
Denge ve Denetleme Ağı ve İstanbul Politikalar Merkezi tarafından 8 Nisan’da düzenlenen etkinliğe milletvekilleri, meclis komisyonlarından yasama uzmanları,  TBMM bürokratları, bakanlıklardan yetkililer, İnsan Hakları Kurumu ve Kamu Başdenetçiliği Kurumu’ndan üyeler, Avrupa Birliği temsilcileri, akademisyenler, medya mensupları, sendika yöneticileri ve sivil toplum temsilcileri katıldı.
 
Yuvarlak Masa tartışmalarında söz alan milletvekilleri CHP’den Atilla Kart ve Rıza Türmen, MHP’den Faruk Bal ve BDP’den Altan Tan oldular. Bu isimler aynı zamanda Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri.  BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Bektaş da anayasa süreci ve BDP’nin başkanlık önerisine bakışına dair bilgiler verdi.
 
Fuat Keyman: Türkiye’de Demokrasinin Güçlenememesinin Üç Temel Nedeni Var
“Siyasetçilerin olduğu gibi sivil toplumun da başkanlık sistemi tartışması yeterince bilgiye dayalı değil. Tüm hazırlıklarımız parlamenter demokrasinin korunduğu yeni sivil anayasa üzerine. 1945’ten bu yana Türkiye demokrasisi güçlenemedi. Bunun üç temel nedeni olduğunu düşünüyorum:  Demokrasinin kurumsallaşamaması, uygulamaya geçilememesi, demokrasi kültürünün içselleştirilememesi. Bugün parlamenter sistem – başkanlık sistemi tartışması yapacaksak önce bu temellerin analiz edilmesi gerekir.”
 
Ergün Özbudun: Tercihim Parlamenter Sistemin Devamından Yana
“Demokratik üç hükümet sistemi var: Başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter demokrasi. Başkanlık sistemi, sert kuvvetler ayrılığı olarak tanımlanıyor. Yasama ve yürütme ayrı seçimlerle iş başına geliyor. Yürütmenin başı başkan, yasama ise tamamen meclise ait. Birbirlerini fesih yetkileri de yok. Parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı daha yumuşak. Hükümet, parlamento içinden oluşuyor; ancak güvenoyu ve önergeler gibi çeşitli yollar ile sürekli denetime tabi. Ayrıca temsili, yetkisiz, sembolik bir devlet başkanı (cumhurbaşkanı) var. Yarı başkanlık ise karma sistem. Parlamentoya karşı sorumlu başbakan ve bakanlar kurulu var; bir de yetkileri arttırılmış başkan.  
 
“Peşinen, biri diğerine yeğ denemez. Demokrasi kültürünün ne derece olgunlaştığı bu sistemlerin uygulamadaki niteliklerini ortaya koyar. Başkanlık rejiminde çözümsüzlük ve kilitlenme olasılığı artabilir. İki organ farklı çalışarak iki başlılık yaratabilir ve çözücü unsur bulunamayabilir. Parlamenter demokrasi ise kriz üretmez. Kilitlenmeleri çözer. Güvenoyu önemli bir mekanizmadır.
 
“Benim tercihim parlamenter sistemdir. Bugün iki kutuplu bir tartışma uç argümanlarla yürütülüyor. Batı demokrasilerin çoğu parlamenter sistemdir. Kriz ve istikrarsızlık vurgusu gerçekçi değil. Türkiye 1950’den bu yana genelde tek parti iktidarları ile yönetilmiştir. İskandinav ülkelerinde ise genelde koalisyonlar görülür ve geldikleri demokrasi seviyesini görüyoruz.”
 
Levent Köker: AK Parti’nin Önerisi Başkanlık Sistemi Değil Başkancı Sistem!
“Prensip olarak başkanlık sistemine karşı değilim, ama AK Parti’nin önerisi bildiğimiz başkanlık sistemi değil ki. Buna ben başkancı sistem demeyi uygun görüyorum. Başkanın kararname üretebildiği, yani yasama yetkisine sahip olduğu sistem başkanlık sistemi değildir. Parlamentonun yasa yapmadığı alanda başkana tanınan yasa yapma hakkı, hiçbir şekilde demokrasi kabul edilemez.  Öneriye göre, başkan veya meclisten biri diğerini feshettiğinde kendi varlığını da sonlandırıyor.
 
“Ayrıca AK Parti tek meclisi koruyor. Oysa başkanlık sistemlerinde genelde çift meclis bulunur ve birinde illerden gelen eşit sayıda seçilmişler yer alır. Bu, illerin yasamadaki temsilini mümkün kılar. Valiler seçimle iş başına gelir, yerel yönetimler her anlamda güçlendirilir. Merkezi idareyi koruyarak sorunları ne kadar çözebiliriz? Bugün pek çok konuyu Kemalizm’in ideolojik önyargıları ve paranoyaları nedeniyle gerektiği gibi tartışamıyoruz. Hemen bölünüyoruz, parçalanıyoruz telaşına kapılıyoruz.”
 
Atilla Kaya: Birilerine Siyasî Yol Haritası Gibi Dizayn Edilmiş Bir Süreçten Geçiyoruz
“Ben bu sisteme karşıyım; ama tartışalım. Türkiye gerçeğini görelim. Bugün muhalefet ve sivil toplum örgütleri sürece ne kadar katılabiliyor? Konuşanların başına neler geliyor? Anayasa için uzlaşma adı altında, birilerine siyasi yol haritası gibi dizayn edilmiş bir süreçten geçiyoruz. Uzlaşmama, zaman sıkışıklığı, seçim aritmetiği üzerinden anayasa tehdit ediliyor. Oysa demokrasi anlayışımızın sorunları tam da bunlar değil mi? Biz bugün soru önergesi, araştırma önergesi, güvenoyu gibi parlamenter yöntemleri ne kadar kullanıyoruz, kullanılmasına izin veriyoruz? Sorun zihniyettedir, iktidarlara içkin olan mantıktadır.”
 
Faruk Bal: Başkanlık Sistemi Dikta Eğilimi Taşıyor
“MHP olarak son otuz yıl içinde değişen tüm dünya anayasalarını inceledik. Yeni anayasanın gerekçesi sadece Kürt Sorunu’nu çözmek ve bürokratik eliti dağıtmak olamaz. Türkiye’de her vatandaşın devlet ile sorunu var. Başkanlık sistemi dikta eğilimi taşır. 27 dünya ülkesinde buna dönmüştür. ABD’nin tarihsel koşulları farklıdır. Bizde ise bu kişiye endeksli, tam anlamıyla bir vesayet rejimine döner. AK Parti’nin önerisini inceleyin; 2023’te Erdoğan’ın başkan olabilmesi üzerine kurulduğunu görürsünüz”.
 
Meral Danış Bektaş: BDP’nin Önerisi

“Kamuoyunda BDP başkanlık sisteminden yana diye bir düşünce var. Bu doğru değil; biz sadece her şeyin tartışılabileceğini söylüyoruz. BDP’nin önerisi, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilebildiği güçlendirilmiş parlamenter demokrasidir. Buna “yarı başkanlık” da diyenler oldu. Yasama, yürütme ve yargıyı kendi arasında istediğimiz kadar dengeleyelim ve denetleyelim. Bunu tüm aidiyetleri, kimlikleri tanıyarak, kimlikler arası hiyerarşi kurmadan yapmalıyız. Bugün yerinden yönetim ilkeleri (yerindenlik, âdem-i merkeziyetçilik), uluslararası sözleşmelerden gelen yükümlülükler ve insan hakları çağdaş demokrasilerin özünü oluşturuyor.”