Gökkuşağı Forumu

Öldürülen Dora İçin Bakan Fatma Şahin’e Açık Mektup

Cuma, 12 Temmuz 2013
Trans ve seks işçisi Kemal Ördek, Kuşadası’nda Salı günü öldürülen Dora’nın ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e bir mektup yazdı ve Şahin’i bugünkü eyleme davet etti.
 
Sayın Bakan;
 
İzninizle, size önce kendimi tanıtayım. Adım Kemal Ördek, 7 küsur yıldır Türkiye’de insan hakları savunuculuğu yapıyorum. Türkiye’deki çeşitli STK’larda çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Hâlihazırda, seks işçisi kadın, erkek ve transgender bireylerin insan hakları durumuyla ilgili savunuculuk faaliyeti yürüten Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin başkanıyım. Aynı şekilde, 2010 yılından bu yana, Avrupa ülkelerindeki transgender bireylerin haklarını savunan STK’ların çatı kurumu olan Transgender Europe (TGEU)’un eş genel başkanıyım. Yine, küresel ölçekte çalışan Seks İşçiliği Projeleri Küresel Ağı (NSWP)’nda politika yetkilisiyim.
 
Türkiye’de transgender ve seks işçisi bireylerin hakları için yürüttüğüm savunuculuk projeleri kapsamında çeşitli defalar AK Parti milletvekilleri ve muhalefet partisi milletvekilleri ile görüşme imkânım oldu. Aynı şekilde, bakanlığınız bünyesinde çalışan uzman veya danışmanlarla da görüşme imkânım oldu. Yine İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkilileri ile de çeşitli defalar görüştüm; 2011’de Ankara Emniyet Müdürü ve Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bürokratları gibi... 
 
İtiraf etmeliyim ki, dile getirdiğimiz sorunlarımızı dinlemek ve geri dönüş yapmak konusunda ne Hükümet kanadından ne de AK Parti milletvekillerinden kayda değer bir adım göremedim. Aksine, her transgender seks işçisi öldürüldüğünde AK Parti’den kimseye ulaşamadık, sorunlarımızı dile getiremedik. 
 
İsterseniz size bir transgender ve seks işçisi olarak, sorunlarımızdan bahsedeyim:
 
1. Öldürülüyoruz. Türkiye, Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülke içerisinde açık ara en fazla transgender seks işçisi cinayetinin olduğu ülke. Vahşice, hunharca katlediliyoruz. Bugüne dek kaybettiğim arkadaş sayısı bile sadece beş. Beş yakın dostunuzu kaybettiğinizi düşünün Sayın Bakan. Sadece transgender oldukları için, sadece fuhuş yaptıkları için. En son 9 Temmuz’da Aydın Kuşadası’nda yine bir dostumuz Dora Özer, evinde müşterisi tarafından bıçklanarak öldürüldü. Yarın saat 18.00’de Ankara’da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde bir protesto etkinliğimiz olacak; bir daha transgender ve seks işçileri öldürülmesin diye. Katılmak istersiniz diye umuyorum.
 
2. Evlerimizden atılıyoruz. Fuhuş ile ilgili varolan mevzuat, Fuhuşla Mücadele Komisyonları tarafından alınan keyfi kararlar ve emniyet görevlilerinin uygulamaları sebebiyle transgender bireylerin evleri mühürleniyor, sokağa itiliyorlar. Sokakta, şiddet ortamında seks işçiliği yapmak zorunda kalıyorlar, öldürülüyorlar. Fuhşa karşıyız dediğinizi duyar gibiyim Sayın Bakan; inanın transgender bireyleri (toplumda genel kabul görmüş haliyle travesti ve transseksüel bireyler) eğitim ve istihdam sektöründen dışlanmasalar veya aile veya akranları tarafından şiddet görüp aileleri ile bağları kopmasa, çoğu kişi fuhuş yapmak da istemeyecektir. Bir kısır döngü halinde seks işçiliği alanına itiliyor transgender bireyler.
 
3. Ekonomik olarak sömürülüyoruz. Sırf evimizde, sokakta veya yapabileceğimiz başka mekanlarda seks işçiliği yapıyoruz diye, emniyet yetkilileri bize her gece -sadece bir kişiye bir defaya mahsus da değil - birçok defa Kabahatler Kanunu’na dayanarak idari para cezası kesiyor. Gelin görün ki, Kabahatler Kanunu’nda fuhuş ile ilgili herhangi bir ibare dahi yok... Bize bir nevi vergi kesiyor Hükümet, bunu söylemek zorundayım. Bizden alınan bu paralar bizi daha çok sokağa itiyor, daha çok seks işçiliği yapıp bizden alınan parayı geri kazanmamız gerekiyor zira. Hepimizin geçindirecek bir ailemiz, hayatlarımız var.
 
4. Şiddete uğruyoruz, katillerimiz, faillerimiz ya bulunmuyor ya da emniyet ilgilenmek istemiyor. Sayın Bakan, travesti seks işçisi Dilek İnce 2008’de İskitler’de aracı içerisinde pompalı tüfekle başından vurularak öldürüldü. Katili hala bulunamadı. Her gece caddelerde seks işçiliği yapan travestiler, hem polisten kötü muamele görüyor, hakaretlere uğruyor hem de müşterilerinden ve çetelerden şiddet görüyor. Söylemekte zarar yok, artık hepimiz hayatlarımızda tecrübe ettiğimizdendir biliyoruz; polis size şiddet uyguladı mı, ne yazık ki suç duyurusunda bulunsanız da, dikkate alınmıyorsunuz. Polis, polisi koruyor. Olmadı, savcılık da polis yerine sizi suçlu konumuna itiyor. Hele bir seks işçisi ve travestiyseniz, sizi hakaretlerle karakollardan atıyorlar veya ifadenizi almak istemiyorlar. Olmadı, yanlış ifade yazmaya çalışıyorlar. Size önerimdir, her gece Ankara’nın çeşitli caddelerine bir çıkıp bakın, gece saat 21:00 sonrası... Caddelerde seks işçiliği yapan arkadaşlarımızın, çalışma koşullarının vehametine bir bakın; polis şiddeti, keyfi gözaltılar, keyfi idari para cezaları, müşteri şiddeti, caddelerde seks işçisi travestileri, kadınları haraca bağlayan çetelerin şiddeti... 
 
5. Sokakta yürürken hakarete uğruyoruz, suratımıza tükürülüyor, darp ediliyoruz. Evet, Sayın Bakan, sadece transgender - yani toplumsal cinsiyet normlarına uymayan, cinsiyet kimliği farklı vatandaşlar olduğumuzdan ötürü - her türlü insanlık onurunu ayaklar altına alan muamele ile karşılaşıyoruz. Bir gün gelin görün, siz şahit olun insanların bana, arkadaşlarıma sokakta yürürken nasıl baktıklarını, laf attıklarını, yanımızdan geçerken tükürdüklerini, küfrettiklerini. İnanın, Türkiye’de travesti olmak, hele hele akıl sağlığı yerinde bir travesti ve seks işçisi olmak hiç de kolay değil.
 
6. Kiracı olamıyoruz, olduğumuzda yüksek kira bedel istiyorlar; restoran, cafe, barlara alınmıyoruz, kamu hizmetlerinden faydalanırken ayrımcılığa maruz kalıyoruz. Karakollardan, sağlık kurumlarına, valilik binasından, meclise... Artık sayamıyorum dahi kaç defa travestilerin böyle vakalarla karşılaştıklarını... Ayrımcılık dizboyu, önlem sıfır...
 
7. Çalışma yerlerimiz ellerimizden alınıyor. Genelevler bir bir kapatılıyor. Muhafazakar değer olarak lanse edilen namus algısı, ne yazık ki sizin de üyesi olduğunuz Kabine’nin meşru gördüğü uygulamalar sonucunda seks işçisi kadınların makul, güvenlikli koşullarda çalıştıkları işyerlerinin kapatılmasına vesile oluyor. Diğer bir deyişle Sayın Bakan, "namus" ve "genel ahlak" dediğiniz, bizim sokağa itilmemize ve öldürülmemize vesile oluyor. İnanın artık fuhuş konusunda Hükümetinizin gerçekleştirdiği ve mevzuat noktasında gerçekleştirmeyi planladığı uygulamaları aklım almıyor. Nasıl olur da, seks işçilerini sokağa iten, onları şiddete açık hale getiren, her türlü cinsel yolla bulaşan hastalıklara maruz bırakan uygulamaları hayata geçirebilirsiniz, anlam veremiyorum. İnanın, bütün samimiyetimle söylüyorum: anlam veremiyorum. Hangi namus, hangi ahlak, hangi inanç veya hangi muhafazakâr değer, insanların çalışma hayatına, beden bütünlüklerine, yaşam hakkına, cinsel sağlığına/kamu sağlığına zarar verecek uygulamaları meşru kılabilir ki?
 
Be daha birçoğu, belki sizin için ayrıntı gibi görünen ama bizim hayatlarımızı mahveden birçok sorun...
 
Taleplerimi, hem sade bir vatandaş olarak hem de bir insan hakları savunucusu olarak iletmek istiyorum:
 
1. Trans bireylere ve seks işçilerine ayrımcılık yapmayacak bir nefret suçları mevzuatı oluşturulmalıdır. Mevzuatta, ayrım gözetilmeyecek gruplar arasında "cinsiyet kimliği" ibaresi yer almalı.
 
2. Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kanun Tasarısı’nda trans bireyleri korumak için "cinsiyet kimliği" ayrım gözetilmeyecek ibareler arasında yer almalıdır.
 
3. "Fuhşu bitirelim" anlayışını bir kenara bırakmamız gerekiyor. Seks işçiliği bir meslektir, tarihin başlangıcında da vardı, şimdi de var ve ne kadar baskı politikası geliştirilse geliştirilsin olmaya da devam edecek. Sayın Bakan, siz bugüne dek kaç tane seks işçiliği yapan kadın ile görüştünüz? Görüşmeyi planlıyor musunuz? Ben Şubat - Nisan 2013 tarihleri arasında tek tek Türkiye’de genelevlerde seks işçiliği yapan seks işçisi dostlarımla yüz yüze görüşmeler yaptım. Dilerseniz, genelevler ile ilgili politikalar konusunda onların ne düşündüğünü size doğrudan örnekleriyle aktarabilirim. Seks işçiliği yapan kadınlarla konuşmadan, nasıl olur da "fuhşu bitirelim" diye politika geliştirebilirsiniz, anlayamıyorum. Seks işçisi kadınlar da kadın değil mi, onlar da genelevler kapatıldığında sokağa düşüp şiddete maruz kalmayacaklar mı? Benim tanıdıklarım var, biliyorum neler yaşadıklarını, dolayısıyla şiddetin birincil mağduru olacaklarını biliyorum. 
 
4. Fuhuş ile ilgili mevzuat seks işçilerinin - ki kayıtlı ve kayıtlıların 30-40 katı fazla olan - kayıtsız seks işçisinin talepleri doğrultusunda değiştirilmelidir. Aksi takdirde kolluk uygulamaları, adli birimlerin adaletsiz kararları, barınma hakkının gaspı, kadına yönelik şiddet gibi konularda ne yazık ki hiçbir ileri adım atamayacağız. Şu anki Hıfzısıhha Kanunu, Fuhuşla Mücadele Tüzüğü ve varolan TCK, ne yazık ki seks işçisi kadınları şiddetten ve insan ticaretinden korumuyor, aksine şiddetin birincil mağduru haline getiriyor. Dolayısıyla fuhuş ya da seks işçiliği ve seks işçiliğiyle ilişkili adımlar yasa dışı olmaktan çıkarılmalıdır. Aksi takdirde, kadına yönelik şiddetle mücadele ediyoruz deyip, kadınları şiddetin kucağına itecek politikaları yürütmüş olursunuz
 
5. Polis, yargıçlar ve savcıların trans bireylerin ve seks işçilerinin güvenliği, toplumsal cinsiyet açısından eşitliği konusunda, özel davalar örneklenerek - bir eğitimden geçirilmeleri gerekiyor. Aksi takdirde, istediğimiz kadar yasa çıkaralım, yasa uygulayıcılar konu hakkında bilgi sahibi olmadığı ve daha da önemlisi önyargılı oldukları için ayrımcılık ve seks işçilerine yönelik şiddet devam edecek.
 
6. Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ve  Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde altına imza attığı tavsiye kararlarına uygun davranmalıdır Sayın Bakan. Hiçbir zaman anlamamışımdır; neden yurtdışında biz transgender bireyleri koruyoruz dediğinizi ama yurtiçine geldiğinizde sırf oy kaygısıyla ya da muhafazakar bir Hükümet’iz iddiasıyla verilen sözlerden geri döndüğünüzü... Sayın Bakan, muhafazakar olmak, insanların her gün ayrımcılığa uğraması veya şiddete karşı sessiz kalmak demek değildir, değil mi? Benim annem ve babam da dindar insanlar ve muhafazakarlar ama beni kabul ettiler. Yürekleri o kadar kocaman ki kabul ettiler. Neden AK Parti Hükümeti bizi kabul edemiyor? Bunun adı Sayın Başbakan’ın söylediği "75 milyonun Hükümetiyiz" söyleminin içinin boş olması değil midir? Hz. Peygamber değil miydi "Zulme karşı susan dilsiz şeytandır" diyen?
 
Sayın Bakan; ben söyleyeceklerimi söyledim. Eğer derseniz ki, sorunlarınızı sağır sultan duydu ama ben veya Hükümet’imiz duymak istemiyoruz, amenna. Diyebileceğim bir şey kalmaz. Biz de bugüne dek yaptığımız gibi, haklarımızı almak için mücadele etmeye devam ederiz. İnanın eşcinseller, transgender bireyler ve seks işçileri - BEN de dahil olmak üzere - size ve Hükümet’inize çok öfkeliyiz. Her gün bir arkadaşımız öldürülürken, her gün ayrımcılığı dizboyu yaşarken, her gün Hükümet’inize seslenip yanıt alamazken bu öfkemizin meşru olduğunu düşünüyorum. Umarım siz de anlarsınız bu öfkeyi. Kim bilir, belki yarın ya da birkaç saat sonra ben de bir müşterim tarafından öldürüleceğim ya da polis tarafından dövüleceğim ve hakkımı arayamayacağım. Gazetelerde bir travesti öldü, bir fahişe öldü diyecekler, unutulacağım sonra, diğerleri gibi. Ama unutmayın Sayın Bakan, eğer derhal bahsettiğim konular hakkında adım atmazsanız, hayatları kararan on binlerce travesti ve seks işçisinin vebalini boynunuzda taşıyacaksınız. Ve bir gün, şu an oturduğunuz koltuktan ayrıldığınızda vicdan muhasebesi yapmak size daha ağır gelecek.
 
Saygılarımla,

Kemal Ördek - bir trans ve seks işçisi