Gökkuşağı Forumu

Demokrasi Paketi Değil, Torba Yasa!

Çarşamba, 2 Ekim 2013

Her şeyden önce, bunun iktidar partisinin kendi tasarrufunda gerçekleşecek yasal bir düzenleme olduğunu, referandumda olduğu gibi evet ya da hayır demek durumunda olmadığımızı unutmamak gerekiyor.

Tamamen AKP orijinli olan bir düzenlemeler dizisinin, siyasetin bütün taraflarını tatmin etmesini ve demokratikleşmeye dair her kesimin taleplerini aynı anda karşılamasını beklemek; siyasetin doğasına aykırı, bu durumda bu paketin lehinde ya da aleyhinde değil yalnızca bu paket üzerine söz söyleyebiliriz. Zaten AKP’nin bu süreci dış öneri ve müdahalelere kapalı olarak yürütmesi de murad ettiğinin bu olduğunu ortaya koydu.

Düzenlemeler tek tek incelendiğinde, içeriğindeki hiçbir normun, demokratikleşme açısından eskisine nazaran olumsuz bir düzenleme olduğunu söylemek mümkün değil. Mecliste bulunan siyasi partilerin baraj üstünde seyreden istikrarlı grafikleri dikkate alındığında, barajın aşağı çekilmesiyle birlikte Kürt siyasi hareketinin parlamento düzeyindeki katılımının önündeki en büyük engelin bu düzenlemeyle aşılacak olması bir yana, geçmiş seçim istatistikleri göz önüne alındığında, barajı geçecek olan bu siyasi hareketin hazine yardımı alacağı da anlaşılıyor. Ancak daraltılmış bölge modeli, iki partili olmayan bizimki gibi sistemlerde, diğer siyasi alternatiflerin mecliste yer almasını sağlamadığı gibi, Batı’da ve belli yerlerde bağımsız adayların parlamentoya girmesini engelleyecektir. Seçim sistemindeki olası değişiklikle ilişkili simülasyonlara baktığımız zaman AKP’nin çok az bir vekil kaybı yaşayacağı veya vekil sayısını arttıracağı, BDP’nin Kürt illerine sıkışmakla birlikte ciddi bir sıçrama yapacağı ve ağırlıkla diğer iki partiye giden vekilliklerini iade alacağını söylemek mümkün. Bu noktada, Meclis Başkanının anayasa değişikliklerinin bir sonraki döneme kalacağına dair geçtiğimiz günlerde sarf ettiği sözü, daha da anlaşılır oluyor. Zira seçim sistemi bu biçimde değişirse AKP, BDP desteğini alarak referandumsuz anayasa değişikliği yapma imkanına sahip olacak. Mevcut durumda anayasa değişikliği konusunda bir BDP-AKP ittifakı yaşansa dahi sistem bunu referanduma götürmeyi zorunlu kılıyordu, artık bu zorunluluk ortadan kalkacak.

Diğer değişikliklere bakıldığında da dağ fare doğurdu eleştirisi belli noktalarda haklı bir eleştiri halini alıyor. Anadilde eğitiminin yalnızca özel okullarda serbest bırakılması adeta bir özgürlük kırıntısı zira devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğü ortadan kalkmış değil. Özel okullara ihale edilen bir eğitimin milyonlarca Kürt çocuğundan kaçının ihtiyacını doyuracağı sorusuna herkes cevap verebilir. Kürtlere tanındığı söylenen hakların önemli bir kısmı zaten fiilen hayata girmiş olgular. Bu anlamda mevcut durumun yasa metnine geçirilmesinden ibaret. Dilin özgür kullanımı üzerindeki engellerin kalkmış olması, sınırlı da olsa sevindirici. Diyarbakır’a yolu düşen biri, q’nun uzun zamandır hayatın içerisinde bulunduğunu, propaganda da fiilen Kürtçenin kullanıldığını zaten bilir. Yerleşim yerlerinin uydurulmuş isimlerinin bir kenara bırakılıp, gerçek isimlerinin iade edilmesi, akiller raporunda da yer alan ve önemli bir psikolojik karar. Yine “Andımız” denen metnin, garnizona dönüşen okullarda okutulma pratiğinin kaldırılmış olması da olumludur.

Dünya Süryanilerinin kanayan yarası Mor Gabriel Manastırı da bu paketle gerçek sahiplerine iade edilmiş oluyor ki, Metropolit Melki ÜREK’in açıklaması bu memnuniyeti dile getiriyor.

Resmi görevlilere türban düzenlemesi, din özgürlüğüne ilişkin diğer değişiklikler de göz önüne alındığında olumlu bir düzenleme. Ancak iktidarın düşünce dünyasını desteklemeyen kesimlerin, kendilerine dair belli kaygıları var ki yapılacak bu düzenleme bu kaygıları gideren normlara sahip olmazsa, farklı sorunların doğmasına neden olabilir. Verili haliyle yalnızca Sünni-İslam’ın sorunlarını çözeceği anlaşılan bu paket, bir yönüyle hükümetin demokratikleşme algısının, Kürtlerin ve muhafazakar Müslüman seçmenin ihtiyaçlarıyla ilgili olduğuna dair eleştirileri şimdiden beklemeli.

Nefret suçları ve Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kuruluna ilişkin, uluslararası alanda LGBT hakları bağlamında yapılan hiçbir tartışma pakete yansımadığı gibi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden bahsetmeyen bir düzenlemenin diğer bütün ayrımcılık modellerine yer vermesi, algı bozukluğuna yol açabilir. Kendi içinde ayrımcı bir düzenlemenin, ayrımcılığı doğuran zihniyet dünyasına değen hiçbir etkisi olmayacaktır, bu zamanla daha net görülecek.

Diğer düzenlemelere de bakıldığında, başta da söylediğim gibi genel hatlarıyla olumlu. Ancak dünya standartlarının epey gerisinde. Bu yönüyle reform paketinden ziyade, nitelikli bir torba yasa gibi. Bu da, demokratikleşme konusunda gidilecek daha epeyce bir yol olduğunu ortaya koyuyor.