Yaşam / Moda

Cemil İpekçi örtüyü kaldırdı!

Çarşamba, 16 Ocak 2008
Cemil İpekçi’nin bir televizyon programında sarf ettiği “muhafazakâr eşcinselim”, “kadın olsaydım türban takardım” sözleri medyada bomba gibi yankılandı. “Muhafazakâr” medya böyle bir açıklamayı desteklemedi, hatta “Ey Cemil İpekçi, sen otur oturduğun yerde, bizim davamızı biz sahipleniriz” tavrını açıkça ortaya koydu. Barış Sulu'nun kaleminden.

Cemil İpekçi’nin bir televizyon programında sarf ettiği “muhafazakâr eşcinselim”, “kadın olsaydım türban takardım” sözleri medyada bomba gibi yankılandı. “Muhafazakâr” medya böyle bir açıklamayı desteklemedi, hatta “Ey Cemil İpekçi, sen otur oturduğun yerde, bizim davamızı biz sahipleniriz” tavrını açıkça ortaya koydu. “Laik” medya: “Kadın olmana ne gerek var, sarık tak” dedi, “Liberal” medya belirsiz bir tavır sergiledi ama eşcinsellerin derdini anlamış gibiydi: “muhafazakâr eşcinsel de olur, faşist eşcinsel de, sosyalist eşcinsel de”. Medyanın da eşcinsellik konusundaki bilgisizliğini her gün okur olduk, “koca koca” köşe yazarları tüm homofobilerini, eşcinseller hakkında edecekleri iki kelimenin kulaktan dolma, sığ, 1960’lardan kalma söylemler içerdiğini böylece gördük. En basitinden eşcinselliğin bir “cinsel tercih” olmadığını aksine “cinsel kimlik” olduğunu bu kadar senedir anlatamamışız; -ya da duymak istememişler- çuvaldızı biraz da kendimize batırayım. Ama unutulmaması gereken asıl nokta Türkiye’de “Eşcinsel” olduğunu açık açık söyleyen parmakla sayılacak kadar az ünlü olduğudur. Yıllarca cinsel kimliklerini saklamak için medya karşısında parandalar atmaktan sıkılmadı ünlülerimiz. Burada unutulmaması gereken bir nokta var, kimse özel hayatını açıklamak zorunda değildir; eşcinsel olduğunu açıklamaya zorlamak ne kadar rahatsız ediciyse, heteroseksüel olduğunu ima edici davranışlarda bulunmak da bir o kadar rahatsız edicidir.

Ünlülerimizin 15 yıldır varolan eşcinsel örgütlenmesine azıcık katkıları da bu yüzden olmadı, olamadı. Örneğin Bülent Ersoy “transeksüel” değildi, doğuştan biyolojik kadındı, “Allah-u Teal┠O’nu kadın olarak yaratmıştı! Transeksüeller neler yaşıyor farkında bile değildi, patlatılan şampanyalar, parmağında taşıdığı uçaklar, kocaları O’nu daha çok ilgilendiriyordu. Transeksüeller hakkında kaç röportajı vardır, sorarım size. Eşcinsellerin kendisine ulaşmalarını istemedi, başardı da. Örneğin Tarkan, son albümünün adı olan “Metamorfoz”’u yıllar önce açıklamıştı zaten: “Ben gençliğimde böyle şeyler (erkeklerle birliktelik demek istiyor) yaptım ama psikologa gittim, zorlu bir süreçten sonra ‘düzelttim’ bu durumu” dedi. Kadın sevgilileriyle boy boy fotoğrafları yayınlandı, artık düzelmişti ne de olsa. Heteroseksüellik nasıl düzeltilecek bir cinsel kimlik değilse eşcinselliğin de düzelemeyeceğini Türkiye’de öğrenemedi diyelim hadi ama eşcinsel mücadelesinin filizlendiği Amerikalarda da mı öğrenemedi Tarkan sizce? Fatih Ürek’e ne demeli: “Yakında evleneceğim, annem bana kız bakıyor” açıklaması ne kadar gerekliydi yaşadığımız dünya için? Fazla isim verip de arı kovanına çomak sokmak istemem, lafın özü, sürekli medyanın gözü önünde olan ünlülere sözüm; eğer eşcinselliğiniz size utanılacak bir olguymuş gibi gösteriliyorsa, kendinizi gizlemek için türlü numaralarla ikiyüzlüce davranıyorsanız, homofobik olduğunuzu açıklamak yerine homofobinizi yenmek için en kısa zamanda bir psikologa gidin diyebilirim sadece. Cemil İpekçi gayet de güzel yapmıştır bu cümleleri kurarken. Eşcinselliğin medya tarafından tartışılmasına ve böylece eşcinselleri yıllarca görmezden gelen “Türk Halkı” tarafından konuşulmasına da neden olmuştur, ne acıdır ki desteklenmesi gerekirken sadece ve sadece cinsel kimliği nedeniyle yalnız bırakılmıştır, bırakılmamalıdır.


*Yazarımızın diğer yazıları

İzmirli travesti ve transeksüeller örgütlendi

Sekiz ülkenin anayasasında cinsel yönelim tanınıyor

Kaos GL okuyucuları sansüre kızgın

“Öldürmeyi reddetmek suç değildir!”

Güneş de rüzgar da bize yeter!

İstanbul’da nefret cinayetleri

Resmi olarak da “ÇETE”!

Ama engellendik, ulaşamadık onlara