İnsan Hakları

‘Benim Çocuğum’ AB İnsan Hakları Film Festivali’nin Açılışını Yaptı

Çarşamba, 11 Aralık 2013
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Avrupa Birliği İnsan Hakları Film Festivali’nin açılışı 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde Ankara’da verilen bir resepsiyonla yapıldı.
 
 
Oldukça yoğun bir ilgiyle karşılanan resepsiyona Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış katılmazken festivalin açılış konuşmasını Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu  Başkan Yardımcısı Maslahatgüzar Bela Szombati gerçekleştirdi.  Szombati, koşulsuz olarak herkesin insan haklarının savunucusu olan Nelson Mandela’yı bir kez daha andığını dile getirdi. İnsan haklarına saygının, stereotipleştirmeyle mücadelenin ve hoşgörünün önemine vurgu yapan Maslahatgüzar konuşmasını “her türlü ırk, dil, din, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden herkese insan hakları” diyerek tamamladı.
 
Online film yarışmasında dereceye giren kısa filmlerin ödül töreninin yapılmasının ardından Can Candan’ın yönettiği ve LGBTT Aileleri İstanbul Grubu (LİSTAG) ebeveynlerinin LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) çocuklarıyla olan hikâyelerine yer veren “Benim Çocuğum” belgesel filminin gösterimine geçildi. Filmin yönetmeni, yapımcıları ve LİSTAG’lı ebeveynlerle birlikte izlenen film uzun süren alkışlarla sona erdi.
 
 
“Bizi Her Yerde Anlatın”
Filmin ardından gerçekleştirilen söyleşide konuşan yönetmen Can Candan filmde emeği geçen herkese teşekkür etti. LİSTAG aktivisti ve ebeveyni Şule Ceylan da birçok şehirde gösteriminin yapılarak filmin daha çok insana ulaşmasını sağlayacakları için Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’na ayıca çok teşekkür ettiğini belirtti. LİSTAG aktivisti ve ebeveyni Sema Yakar sözü aldığında ise filmin ne kadar çok kişiye ulaştığını önemsediklerini belirterek salondaki herkese ithafen  “Bizi her yerde etrafınıza anlatın, doğru bilgileri herkesle paylaşın. Paylaşın ki homofobiyi ve transfobiyi böylece yok edelim.” dedi. LİSTAG aktivisti ve filmin yapımcısı H. Metehan Özkan, Szombati’nin konuşması sırasında çeviriye yanlış aktarılan “cinsel tercih” vurgusu üzerinden biraz “politik doğruculuk” yapacağını söyledi ve “cinsel yönelim” şeklinde bir kavram düzeltmesi yaptı. LGBT hareketinin ve tartışmalarının geldiği nokta itibariyle günün anlam ve önemine atıfta bulunarak “velev ki tercih” de diyen Özkan, insan hakları gününde LGBT ‘ler için sadece şiddet ve nefreti değil aslında hâlâ çok temel olan yaşam hakkı meselesini konuştuklarını belirtti.
 
LGBT’lerin en çok ergenlik döneminde eğitim hayatında zorluk çektiklerini, bu nedenle buna dönük bir çalışmanın yapılıp yapılmadığını soran bir izleyiciye cevap veren LİSTAG aktivisti ve ebeveyni Pınar Özer, üniversitelerden gelen davetleri her zaman kabul ettiklerini ve özellikle öğretmen adaylarıyla bugüne kadar çok sayıda söyleşi yaptıklarını dile getirdi. Özer, rehber öğretmenler ile de çeşitli çalışmalar içinde bulunduklarını, Eğitim-Sen gibi sendikalarla görüştüklerini ve buralarda da eğitimler verdiklerini belirtti.   
 
#AnayasadaLGBT
Yasal gelişmelerin de konuşulduğu söyleşide anayasada tanınmak; nefret suçları, ayrımcılık karşıtı vb. yasalarda yer almak için kat edilecek daha çok yolun olduğu ve sabırla uğraşıldığı belirtilse de asıl önemli olanın toplumsal algıların değişmesi için tabandan bir mücadele olduğu dile getirildi. Mücadeleler sayesinde yasaların bir gün zaten değişmek zorunda kalacağı belirtilerek bitirilen söyleşi yine uzun alkışlarla sona erdi.
 
Festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.