Yaşam

Levent Pişkin: İbne Gezi Parkı’nda Çarka Çıkan Lubunya Demek

Cumartesi, 11 Ocak 2014
“İbne” davasında Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunan Levent Pişkin ile söyleştik: “İbne Ortadoğu’ya özgü ve sınıfsal bir mesele. İbne kavramını sahiplenmek benim için gey kimliğinden çok daha önemli.”
 
“İbne” tweet’i nedeniyle Başbakan’ın hakkında suç duyurusunda bulunduğu LGBTİ aktivisti ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Beyoğlu Eş Başkanı Levent Pişkin, "ibneliği hakaret varsayarak cinsel yönelimime hakaret edildiği ortadadır" diyerek Başbakan hakkında suç duyurusunda bulundu.
 
Pişkin hakkında açılan dava da, savunması ve Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunması da basında geniş yer buldu. Çok çeşitli kesimler tarafından tartışıldı ve tartışılmaya devam ediyor.
 
Savunmasında LGBTİ örgütlerinin “Velev ki ibneyiz” sloganlarını, basın açıklamalarını, yazmış olduğum “Yoldaş Ben İbneyim” kitabını; ibne kelimesinin bir hakaret biçimi değil bir cinsel yönelim olduğuna kanıt olarak gösteren Levent Pişkin ile “ibnelik”, LGBT kimlikleri ve sınıfsal kodlar, modernizm, gey kültürü ve normlar üzerine konuştuk.
 
Bol bol ibnelik yaptığımız söyleşide, ibne kelimesi üzerine LGBT hareketi içerisindeki farklı fikirleri de tartıştık.
Doğrudan konuya girelim istersen. İbne kelimesini niçin tercih ediyorsun? İbne kavramını kullanmak niçin önemli?
Bu gey dediğimiz kelime tüm kimlikler gibi evrensel bir kurgu ve evrensel anlamda erkek eşcinselliğini ifade eden bir kelime. Ve bence gey kelimesini tek başına erkek eşcinsel olarak kodlamak da hata olacaktır. Gey kelimesi beraberinde bir habitus’u yani bir “gey life” dediğimiz meseleyi, bir kültürü de içinde barındıran bir şey. Bu tamamiyle kapitalizme eklemlenmiş demek değil. Ama bana daha çok orta üst sınıf yaşam tarzına sahip erkek eşcinselliğini çağrıştıran, gey barda takılan kitle açısından düşünürsek transfobik diyebileceğimiz ve daha çok sınıfsal kodları olan bir kimlikmiş gibi geliyor.
 
İkinci mesele de, bu topraklarda beğenelim ya da beğenmeyelim bir eşcinsel erkek kültürü var. Bu kültürde benim de erkeklik üzerinden ilerlediği için çokça eleştirdiğim bir çok şey var ancak bu topraklarda farklı zamanlarda, farklı biçimlerde tezahür etmiş bir eşcinsel erkeklik kültürü var. Osmanlı’daki eşcinselliğe baktığımızda aslında tamamen erkekliği yücelten bir şey ama ne olursa olsun bir eşcinsel erkek deneyimi, bir kültür. Ve kültür ile dil karşılıklı bir etkileşim içerisinde. Kültür dili, dil kültürü belirler aslında. Dolayısıyla senin bu dili tamamen reddediyor olman, geçmiş dönemi, onun erkek egemenliğini eleştirmenden değil tamamiyle modernizmin kurduğu bir kimlikle alakalı. Geçmiş dönemi eleştirip bu kimliği sahiplenebilirsin, nasıl ki modernizm ibneye başka bir anlam yüklediyse sen de yeni bir anlam yükleyebilirsin.
 
Dediğim gibi Ortadoğu’ya ait özgün bir kimlik ve sınıfsal bir mesele. İbne benim için daha çok Gezi Parkı’nda çarka çıkan lubunya demek.
 
Daha bilinir, toplumsal karşılığı olan bir kelime aslında değil mi?
Tabi daha evvel de senle konuşmuştuk ve epeyi gülmüştük hatırlarsan. LGBT dediğin zaman insanlar 4 tane sessiz harf yan yana geldiği için illegal örgüt zannediyordu Gezi Parkı’ndan evvel. İnsanların bildiği dilden, bildiği anlam dışında kendini ifade edebilmen meselesi. Gezi Parkı’nda onu çokça kırdık mesela. “Kadına, ibneye, orospuya küfretme” diyorsun. Bir kırılma yaşanıyor.
 
Gezi direnişinden devam edelim... Gezi’de de çapulcu kelimesinin sahiplenildiğini gördük. Küfür olarak kullanılan bir kelimeyi, kavramı o anlamından çıkartıp bambaşka politik bir anlam kazandırmak değil mi sanki biraz da?
Ayyaş kelimesi de öyleydi mesela. Önceden insanlar birbirlerine çapulcu diye küfrederken, millet çapulcu olmak için sıraya girdi. Karşı hegemonya mücadelesi diyelim, yapısöküm diyelim, iktidara karşı direniş ne dersek diyelim ibne kelimesini sahiplenmek gey kimliğindense benim için çok daha önemli. Gey kelimesini de çeşitli yer ve platformlarda kullanıyorum ama kendini ne diye tanımlarsın dersen, ibne derim.
 
Senin karşı çıkışın aslında LGBT kavramını ve kimliklerini toptan bir reddetme değil de alternatif bir kimliklendirme mi öyleyse?
Aslında öyle diyemeyiz. Kimliği bozmak diyebiliriz. Çünkü kimlik kurgulandıkça ve sabitlendikçe norm üretir. Kimliğin dışına çıkmaya çalıştığında çeşitli iktidar odaklarıyla karşılaşırsın. O normlar dışındaki yeni bir varoluş. Bu normlar meselesinde mesela sana çok saçma bir şekilde,”Ses tonun çok erkek, hiç zırıl değilsin” ya da “Transsan hormon alacaksın, almak zorundasın” gibi tepkiler gelebilir. Yok böyle bir şey. Homonormativite ve transnormativitenin üretildiği bir yerde kendini farklı bir biçimde kodlayıp, o kimliği bozabilirsin diye düşünüyorum. Ve bence sınıf, kimliği bozmak için iyi bir yöntem aslında. O kimliğin tek tipleştiren, yeknesak algısını yerle bir eden; kimliğin yekpare olmadığını ve çeşitli performansların, kültürlerin birikmesiyle oluşan bir kurgu olduğunu çok net biçimde gösteren bir mesele. Bu yüzden başka bir varoluş denebilir. Ama nihayetinde pragmatist davranıyorum dava için. (Gülüyor) İbne de bir kimliktir, diyorum.
 
Bu dediklerinle paralel biçimde yıllardır LGBT hareketi içerisinde queer tartışması da yapılıyor. Ve queerin, belki de queer denen meseleyi hiç anlamadan, yeni bir kimlikmişçesine tartışıldığını görüyoruz. İbne kelimesini kullanmak ve sahiplenmenin aslında “Ben kuirim” gibi bir ifadeye göre çok daha queer bir şey olduğunu söyleyebilir miyiz?
Bence söyleyebiliriz. Zaten insanların kendini kuir diye tanımlaması ontolojik hata bir yandan.
 
Ve epistemolojik tutarsızlık ayrıca...
Evet Yıldız Tar’ın deyimiyle ayrıca epistemolojik tutarsızlık. (Gülüyor) LGBT normativitesini eleştirmek ve kendi yönelimim üzerinden konuşacaksam gey normativitesinin dışında bir varoluş sergilemek önemli. Ve queer bir şey. Yani hem kendi kimliğine hem de o kimliğin iktidar alanına isyan etmek...
 
Bir yandan 2 sene önceki Onur Haftası’nda “Velev ki ibneyiz” sloganına karşı LGBT’lerden gelen güçlü bir karşı çıkış vardı. İbneliğin reddi üzerinden temiz bir gey kimliğinin inşası nereye denk düşüyor?
Aslında tam olarak bahsettiğimiz beyazlığa denk düşüyor. Beyazlık o habitusu ve o bakış açısını da beraberinde getiren bir şey. İbne toplumda ahlaksız, puşt, toplumun egemen normları dışında hareket eden, terbiyesizlik yapan, güvenilmez insanlar gibi ahlaki yargılar üzerine kurulu bir kavram. LGBT içinden ibne kelimesine itiraz edenler genelde, “Aslında geyler ahlaklıdır, temizdir, sevimlidir. Geyliği bozan birtakım şeyler var. Travestiler, seks işçileri bizi yanlış tanıtıyorlar. Biz aslında kavgacı insanlar değiliz. Herkes gibi normal insanlarız” diyor. Bir kere orada herkes kim? Sen niye en baştan kendini herkesin dışına atıyorsun? Herkes gibi olmanın ne gibi avantajı var?
 
O hakim genel ahlaka özenme, onun gibi yaşama, tek eşli olmayı zorunluluk haline getirme... Çoğaltabiliriz bu örnekleri. Mesele Onur Haftası’nda yürüyen tatlı geyler değil. Ama aynı geyi gece 12’de çarkta görsen ibne dersin. Mesele o iki yüzlü ahlak anlayışını içselleştirmek. Bu bizim içimizdeki homofobi ve transfobiden gayri bir şey değil.
 
İbne kelimesine bir diğer karşı çıkış da lezbiyenler ve biseksüel kadınlardan geliyor. Hareket içerisinde var olan “kadın” görünmezliğine kadını imlemeyen ibne kelimesiyle katkıda bulunulduğu söyleniyor. Sen ne diyorsun buraya dair?
Aslında böyle düşünmeyen ve LGBT’nin alternatifi olarak kendisini ibne diye tanımlayan eşcinsel ve biseksüel kadınlar da var. Ama haklı bir eleştiri bana kalırsa. Kadın görünürlüğünün diğer toplumsal hareketler gibi çok az olduğu bir hareket.