İnsan Hakları / Askerlik

18. yüzyıldan bugüne vicdanî ret

Cuma, 10 Haziran 2005
Haber: Kaos GL
Vicdanî ret kavramı, ilk olarak 18. yüzyıl İngiltere’sinde ortaya çıkıyor. Dinî inançları nedeniyle şiddet kullanmayı, askerlik yapmayı ve vergi vermeyi reddeden Quaker cemaati üyeleri, ilk vicdanî retçiler olarak adlandırılıyorlar.

KAOS GL

Vicdanî ret, bireyin ahlâkî tercih, dinî inanç ya da politik nedenlerle askere gitmeyi reddetmesi olarak tanımlanıyor. Vicdanî ret kavramı, ilk olarak 18. yüzyıl İngiltere’sinde ortaya çıkıyor. Dinî inançları nedeniyle şiddet kullanmayı, askerlik yapmayı ve vergi vermeyi reddeden Quaker cemaati üyeleri, ilk vicdanî retçiler olarak adlandırılıyorlar. Sistemli, süreli ve zorunlu askerlik uygulaması ilk kez Rusya ve Fransa’da başlıyor, buna karşılık vicdanî retçilerin kitlesel çıkışı Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de gerçekleşiyor. Binlerce kişinin savaşa katılmayı reddetmesi sonucu üç bin kişi hapse atılıyor.

1919’da, İngiliz sömürgeciliğine karşı ayaklanmalar olduğunda, Mahatma Gandhi halkı şiddete başvurmaktan vazgeçirmeye çalışıyor. Şiddeti kaçınılmaz gören Hintli devrimci partilere karşı Hinduculuğun ilkesi Ahimsa’yı öne çıkarıyor. Bu ilke, öldürme isteğinin ve güdülerinin bastırılmasına dayanıyor. Gandhi’ye göre, özgürlüğe kavuşmanın yolu şiddet değil, şiddetsiz direniştir. 1919-1930 arasında kaleme alınan ilk üç vicdanî ret manifestosunda Albert Einstein, Gandhi, Freud, Bertrand Russell, H.G. Welles, Stefan Zweig gibi isimlerin de imzaları bulunuyor.

1960’ta, Vietnam Savaşı döneminde ABD’de bazı üniversitelerde işgale karşı direniş örgütleniyor ve gençler açıkça askere gitmeyeceklerini ilân ediyorlar. 1968’e gelindiğinde, vicdanî ret bütün Avrupa’ya yayılıyor.

1969’da ilerici rahipler bir milyon askere alma fişini yakıyorlar. Aynı yıl, asker kaçaklarını ve askere gitmeyi reddedenleri barındırmak için örgütlenmelere gidiliyor. Bunun sonucunda, 1970’lerde vicdanî ret bir hak olarak tanınıyor, ancak bu hak sivil hizmet zorunluluğu karşılığında veriliyor. Bugün, Yunanistan ve Türkiye dışında bütün Avrupa ülkelerinde vicdanî ret temel insan hakkı olarak tanınıyor. Silahlı hizmet yapmak istemeyenler, yine zorunlu olarak ve çoğunlukla askerlikten daha uzun bir süre, çeşitli sosyal birimlerde çok düşük ücretlerle hizmette bulunuyor.

AB üyesi dokuz devlet zorunlu askerlik hizmetini kaldırırken, 2006’ya kadar beş üye devletin daha ya zorunlu askerlik hizmetine son vereceği veya askıya alacağı belirtiliyor.
Türkiye’de ise, vicdanî ret kavramı ilk kez 1990’da, Vedat Zencir ve Tayfun Gönül’ün vicdanî retçi olduklarını açıklamasıyla duyuldu. İzmir Savaş Karşıtları Derneği Başkanı Osman Murat Ülke’nin 7 Ekim 1996’da TCK’nın 155. maddesinde yer alan ‘halkı askerlikten soğutma’ suçunu işlediği gerekçesiyle Askerî Ceza Kanunu 58. maddesinde düzenlenen ‘millî mukavemeti kırma’ fiiline dayanılarak tutuklanmasıyla, vicdanî ret Türkiye’nin gündemine oturmuş oldu. Osman Murat Ülke, davasını AİHM’e taşıdı. Birçok vicdanî retçi askere alınmadan önce kararlarını açıklarken, Halil Savda ve Mehmet Bal bunu üniforma altındayken yaptı. 1994’t,e o dönem DEP milletvekili olan KONGRA-GEL Genel Başkanı Zübeyir Aydar vicdanî ret yasa tasarısı için TBMM’ye önerge verdi.

Vatan hizmeti konusunu düzenleyen Anayasa’nın 72. maddesine göre, ‘vatan hizmeti her Türk’ün hakkı ve ödevidir’. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kuruluşlarında ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenirken, bir yurttaş ‘vatan görevimi silah altına alınarak yerine getirmek istemiyorum, vicdanî, dinî ve ahlâkî nedenlerle silah ve silahlı eğitimi reddediyorum. Vatan hizmetimi kamuda yerine getirmek için seçenekler bildirin’ dediğinde, Türkiye yargı sistemi ‘vicdanî ret hakkının kullanımına olanak yoktur’ karşılığını vererek bu hakkın kullanımını ortadan kaldırıyor. Oysa, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin yanısıra, Türkiye’nin onayladığı diğer uluslararası sözleşmelerde devletlere, vicdanî ret hukuku kullanan kişiler hakkında sivil karakterli cezalandırıcı nitelik taşıyan ve kamuya yararlı alternatif hizmetler sunma zorunluluğu getiriliyor.

Türkiye’de asker kaçaklarının sayısı yaklaşık 600 bin. Vicdanî ret kararlarını açıklayan retçiler ‘emre itaatsizlikte ısrar’ suçlamasıyla 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyorlar.

1993’e kadar ‘halkı askerlikten soğutmak’ bir terör suçu olarak Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin (DGM) görev alanında kabul ediliyordu. 1993’ten bu yana bu ‘suç’, Türk Askerî Ceza Kanunu’nun 58. maddesi kapsamında ve ‘vatana ihanet’ olarak değerlendiriliyor, bu davalarla askerî mahkemeler görevlendiriliyor.

A-infos-tr mailing list

A-infos-tr@ainfos.ca

http://ainfos.ca/cgi-bin/mailman/listinfo/a-infos-tr


Kaynak: Express Dergisi, Haziran 2005