Yaşam

PiramidGL "Gençlik ve Demokrasi Günleri"ndeydi

Pazartesi, 7 Nisan 2008


5 - 6 Nisan 2008’de Diyarbakır'da gençlik alanında çalışan birçok STK'nin katıldığı, ‘Gençlik ve Demokrasi Günleri’ adı altında bir araya gelen gençler kendi örgütlerini tanıtan stantlarını açarak bağlı oldukları STK'lerin çalışmalarını ve projelerini anlattı. PiramidGL Diyarbakır da standını açarak Diyarbakır’daki oluşum sürecini ve bu oluşum sürecinde yerelde yaşayan LGBTT bireylerin sorunlarını dile getirmiş oldu. Muhabirimiz Siyabend Arin’in haberi.

Merhaba sevgili dostlar. 5 - 6 Nisan 2008’de Diyarbakır'da gençlik alanında çalışan birçok STK'nin katıldığı, ‘Gençlik ve Demokrasi Günleri’ nde biz de PiramidGL Diyarbakır olarak standımız açtık, böylece kendimizi Diyarbakır’daki STK'lere tanıtma fırsatı yakaladık. Oluşum sürecimizdeki çalışmalarımızdan bahsederek, fuara gelen genç arkadaşlara, eşcinsel bireylerin yaşadığı sorunların toplumsal bir olgu olduğunu ve bu olgunun artık toplumun her katmanında kendi sorunlarını dile getirmesi gerektiğini anlattık. Standımıza gelen genç arkadaşlar Diyarbakır’da böyle bir oluşumun faaliyetlerde bulunmasını çok iyi bulduklarını ve artık farklı seslerin ve renklerin de kendini ifade etmesinin olumlu bir gelişme olduğunu belirten olumlu sohbetler gerçekleştirdik.



Panel’de söz aldık

Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonunda, fuayede standlarımızı açmışken salonda da ‘Gençlik ve Demokrasi Paneli’ düzenlenmekteydi. Bu panelde katılımcılar Dicle Üniversitesi’nden Öğretim Görevlisi Aydın GELMEZ, Infos A Gogo Derneği’nden Kamel BESSA, Diyarbakır Yerel Gündem 21’den Fethi SUVARİ, Dicle Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ahmet YILDIRIM’dı. Panelin temel konusu demokrasi üzerineydi, konuşmacılardan Kamel BESSA, Marsilya’da gençlik çalışmalarını anlatı, Dicle Üniversitesi Öğretim Görevlisi Aydın GELMEZ ise demokrasiye felsefi bir konuda örnekler vererek konuşmasını sürdürdü. Fetih SUVARİ 'ise yerelde çalışmalarını ve demokrasi sorunlarını anlatı.



Forum kısmına geçilince, ben de PiramdGL adına söz aldım ve ‘Yerelde eşcinsel gençlerin sosyal alanlarda aktivitelere katılamadıklarını, heteroseksist anlayıştan ve tutumlardan dolayı eşcinsel gençlerin toplumun hiçbir katmanında kendini var edemediklerini, cinsel yönelimlerinden dolayı aşağılanmaktan çekindikleri için toplumun ve sistemin dayatmacı anlayışı içinde apolitik bireyler haline geldiklerini’ söyledim.

‘San Francisco’da bir eşcinsel…’

Cümlem karşılığında ilginç anekdotlar elde ettim. Yaşadığımız bölgede pek de alışkın olmadığımız eşcinsel kavramıyla böyle bir alanda karşılaşan katılımcılar başta şaşırdılar ardından hepimizin bildiği klasik söylemlerle yetindiler. Fethi SUVARİ karşılık olarak; eşcinsel bireylerin yaşadığı sorunların önemsenmesi, konuşulması gerektiğini dile getirdi ve son dönemde bölgede eşcinsel bireylerin bir araya gelerek örgütlendiğini bildiğini de ekledi. İslâmi bakış acısından yola çıkarak insanların beyninde ilkin maalesef Lût Kavmi’nin canlandığını söyledi. Toplumda eşcinsel bireylere karşı yanlış bir tutum sergilediğini dile getirdi ve toplumun bu yanlış söylemler yüzünden eşcinsel bireylere önyargılar ve homofobik tutumlar taşıdığını söyledi ve eşcinsel bireylerin kamusal alanda yaşadığı zorluklara karşı direnerek kendilerinin haklarını almaları gerektiğini ve kamuoyu oluşturarak STK'lerin desteklerini almalarını gerektiğini ifada etti. Diyarbakır Yerel Gündem 21 olarak bize destek olabileceklerini de söyleyerek sözlerini bitirdi. Aydın GELMEZ soruma karşılık Zapatista lideri Marcos'un "Evet, ben San Francisco’da bir eşcinsel, Güney Afrika’da bir siyah, İsrail'de bir Filistinli, Avrupa’da bir Asyalı, gecenin onunda metroda yalnız bir kadın, Polonya'da çingene, Bosna'da bir savaş karşıtıyım..." sözünü hatırlattı ve eşcinsel bireylerin günümüz dünyasında kendini ve sorunlarını dile getirmekte elbette zorluklar yaşayacağını dile getirdi. Ülkemizde hala kadının ikinci sınıf insan muamelesine tabi tutulduğunu, bu yüzden eşcinsellerin bu sorunları yaşadıklarını, eşcinselliğin konuşulmasının bile bazen zorluk yaratacağını, eşcinsel bireylerin cinsel yönelimlerinin bir hastalık olmadığını ve bu yönlü düşüncelerin önüne geçilerek mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.



Kadına yönelik şiddet

2. gün ‘Kadın ve Şiddet’ konulu bir panel gerçekleşti. Bahçeşehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nilüfer NARLI, Solidaritê et Libertê Derneği’nden Annick SAMOULIAN, Yerel Gündem 21 Kadın Meclisi’nden Yasemin ŞAFAK ve Mülkiye BİRTANE panelde konuşmacı olarak bulunuyordu.

‘Kadına ve Şiddet’ paneline benimle beraber iki arkadaşımız da katıldı. Bu panelde kadınların, namus kavramı yüzünden, ne gibi zorluklar yaşadıkları konuşuldu ve namus adı altında işlenen cinayetlere kurban giden kadınları konu alan bir sinevizyon gösterisi yapıldı. Sinevizyondan sonra Prof.Dr. Nilüfer NARLI, dünyada kadınların türlü türlü şiddete maruz kaldıklarını istatistiklerle detaylı bir şekilde anlatı. Şiddetin sadece dayakla gerçekleşmediğini belirtti ve kadınların karşılaştığı hakaretlerin artık geleneksel bir tutum aldığını, bu gelenekçi anlayışın sorgusunun iyi yapılması gerektiğini vurguladı. Diyarbakır Yerel Gündem 21 Kadın Meclisi’nden Yasemin ŞAFAK yerelde yaşayan kadın bireylerin ne türlü sorunlar yaşadığını anlatı ve Solidaritê et Libertê Derneği’nden Annick SAMOULIAN, Marsilya’da kadınların yaşadıklarını anlatı.



Soru kısmında PiramidGL olarak söz aldık ve ‘Kadına yönelik şiddet konuşuldu ama burada kadınların yaşadıkları sorunları biz eşcinsel erkekler de yaşıyoruz, sonuç itibariyle sorunlar birbirine benzer hale geliyor, çünkü sorun yaratan ataerkil sistem. Bugün sadece burada heteroseksüel kadınların yaşadığı sorunlar gündeme geldi. Keşke lezbiyen ve biseksüel kadın arkadaşlarımızın da cinsel yönelimlerinden dolayı yaşadıkları sorunları konuşabilseydik. Ama maalesef toplumun önyargılarından dolayı bugün aramızda değiller ve ben lezbiyen ve biseksüel kadınların sorunlarının da dile getirilmesini isterdim. Zorla evlendirildiklerinden, önyargılardan, yok sayılmaktan, ‘ötekinin ötekisi’ olmaktan dolayı büyük sorunlar yaşamaktalar’ dedik.

Toplumun önde gelenleri olarak geçinen insanlardan eşcinsellik konusunda aldığımız yanıtlar bizi şaşırtmadı değil. Prof. Dr. Nilüfer NARLI sorumuzun karşılığında, ‘evet konuşulması gereken bir konu’ demekle yetindi ve nedense konuşmasında yaptıkları istatistiklerde erkek çocuklarının da cinsel istismara uğradığını belirtmesi benim cümlemle ilgisi olmayan bir açıklamaydı. Tatmin edici bir yanıt verememesi bizlere karşı bilinçsizliğini ortaya koymaktan öteye geçemedi. Söz alan ikinci kişi de Yerel Gündem 21’den Yasemin Şafak oldu. Daha önce başından geçmiş olan bir olayı anlattı. Bir kadının, kadın arkadaşına (heteroseksüel) duygusal bir birliktelik teklif ettiğini ve o arkadaşının bunu kabul etmediğini söyledi. Lezbiyen olan kadının bu yanıt sonucu intihar etmesini anlatı. Bu nedenle bu konuda konuşulmasının gerekliğini vurguladı. Lezbiyenlerin dışlanma korkusu yüzünden heteroseksüel kadınlar gibi davranmak zorunda kaldıklarını ve böylece sorunlarının heteroseksüel kadınlarla benzer sorunlar haline geldiğini anlatı.



İki günlük bir çalışmadan sonra anladık ki eşcinsellerin sorunları deyince akla ilk olarak Lut Kavmi geliyor ve evet birçok alanda eşcinselliğin gerçekten konuşulması gerekiyor. Ama varolan gerçek şuydu ki; biz görünmedikçe, konuşmadıkça, sorunlarımızı dillendirmedikçe toplum da sorunlarımızı bilmeyecek ve bizim yerimize söz üretecek. ‘Susma haykır eşcinseller vardır!’

*Muhabirimizin diğer haberleri:

PiramidGL Diyarbakır'dan ilk etkinlik

Herkese özgürlük ama bize daha çok özgürlük!

Diyarbakır’dan Burhan Kuzu’ya