Yaşam

Türkiye’de biseksüel olmak

Çarşamba, 9 Temmuz 2008



Türkiye’de Biseksüeller geçtiğimiz günlerde, kendi aralarında haberleşmek ve aynı zamanda bir oluşum içine girmek için “Biseksüel Türkiye” e-posta grubunu kurdu. Türkiye’de bir ilkti gerçekleştirilen. Bu grubun kurucuları ve üyeleri ile Türkiye’de Biseksüel olmayı konuştuk. Ve Türkiye’de Biseksüellerin yaşamış olduğu sorunlar ve önyargılar konusunda konuştuk. Grubun fikir mimarlarından Oko ve üyelerinden Leyla ile görüştük.

“Biseksüel Türkiye” e-grubu yeni açıldı. Daha önce nasıl iletişim kuruyordunuz?

Leyla: (36, İstanbul) Daha önce Eşcinsel Türkiye, Legato, Bilitistr listeleri üzerinden iletişim kuruyordum ve halen de bu gruplar üzerinden iletişim kurmaya devam ediyorum.

Oko: (24, Eskişehir) Yıllardır Türkiye’de bilinen Eşcinsel grupları üzerinden iletişim kuruyorum. İnternetin bu anlamda bizlere çok yardım ediyor. Bu grubun sadece bir başlangıç olmasını umut ediyoruz.

Başka biseksüel e-grupları var mı; “Biseksüel Türkiye” listesine gelen kadın ve erkek biseksüeller hangi ihtiyaçlarını karşılayabilirler?

Leyla: : Sanırım var, ama ben bilmiyorum. Bildiğim anarşist kadınların bir forumu var sanırım ama lezbiyen-biseksüel karışık anladığım kadarıyla. Bu listeye gelen kadın-erkek biseksüeller her şeyden önce Kaos GL, Lambdaistanbul gruplarına, Eşcinsel Türkiye gibi liste ve diğer temel gruplara da üye olan biseksüellerle bir arada fikir alışverişinde bulunma ve bu sayede gündemi yakından takip etme olanağı bulacaklardır. Kendimizi ve derdimizi diğer ortamlarda anlatamadığımızda, burada birbirimizle paylaşabilir ve bir ortak akıl ile sorunlarımıza çözüm üretebiliriz. Hemen olmasa bile zamanla iletişim grubumuzun gelişeceğine ve sanaldan gerçeğe evrileceğine eminim. Çünkü ortak dertler ortak çözümleri üretmeye zorluyor bizleri. Aynı dili konuşuyor olmak ve yaşama aynı düzlemden bakmanın getirdiği mutlulukları ve dertleri paylaşma ihtiyacı yani aslında anlama ve anlaşılma ihtiyacı da cabası elbette ki.

Oko: Temel olarak Leyla ile aynı görüşü paylaşıyorum. Biseksüellerin temel olarak eşcinsellerden farklı olduğunu belirtmek istiyorum. Bu grubun, Biseksüellerin toplumdaki sorunlarını çözmelerine yardımcı olacağını umuyorum.

Türkiye’deki LGBT grup ve dernekler, sadece eşcinsel ve trans değil aynı zamanda biseksüel örgütleri de olduklarını her seferinde belirtiyorlar. LGBT örgütlenmelerinin yeterince “biseksüel” olduklarını düşünüyor musunuz? Madem “LGBT”sin, ben de “B”yim diye söz almak istediğinizde kendinizi var edebiliyor musunuz? Eşit katılımın önünde ne gibi görünür ve görünmez engeller çıkabiliyor?

Oko: Ben bu konuda karamsarım. Yıllardır tüm LGBTT örgütleri içerisinde yer almaya çalıştık. Ancak bu örgütlerin içerisinde de dışlandık. Tabi bunlar için genelleme yapmak doğru değil ancak yaşadıklarımızı biz biliyoruz. Bu örgütlerin temel olarak Gey, Lezbiyen, Travesti ve Transeksüel bireylere hitap ettiğini düşünüyorum. Bu örgütler içinde biz aslında “Alternatif Bir Cinsel Yönelim” olarak kalıyoruz. Bu örgütlerin çalışmalarına baktığımızda aslında Biseksüel bireyler için elle tutulur bir şeyler yapmadıklarını görmekteyiz. Dahası bu gruplar içinde bireysel ayrımcılığa ve kabul edilmeme gibi olaylara maruz kaldık. Bu yüzden kendimize ait olan bir örgütün bizi daha iyi temsil edeceğine inanıyorum.

Leyla: LGBT örgütlenmelerinin yeterince B olduklarını düşünmüyorum. Bunun çok çeşitli sebepleri var elbette ki. Ben söz almak istesem her hangi bir sorun ya da engelleme ile direkt olarak karşılaşacağımı sanmıyorum ama konuşsam ya da kendimi ifade etmeye çabalasam bile bunun önemsenmeyeceğini düşündüğümden dolayı söz almıyorum. Çünkü bize yokmuşuz gibi davranılıyor. Eşit değiliz çünkü sayıca ve görece fazla değilmişiz gibi duruyoruz. Bazen biseksüel kadınların sırf sevgili bulabilmek uğruna lezbiyenmiş gibi davranarak kendilerini inkâr ettiklerine şahit oldum. Bunu doğru bulmuyorum. Ama lezbiyenler de bizleri erkeklerle birlikte olduğumuz için kendilerini aldatan, kandıran birer aşk oyuncağı olarak görüyorlar. Sanki erkekleri de sevdiğimiz için suçluymuşuz gibi davranıyorlar. Bir erkekle birlikte olmak için bir kadını terk ettiğinizde, bunun 2 sebebi vardır; ya o erkeği o kadından daha çok seviyorsunuzdur ya da toplumsal ilişkiler hiyerarşisi içinde bir erkekle birlikte olmak zorunluluğu doğmuştur. 1. nedene kimsenin lafı olamaz ama 2. sebep üzerinde çok durmalıyız bence. Bu sorgulamamız gereken toplumsal yaşamda aşmamız gereken zorunluluklardan yalnızca bir tanesi mesela.

“Biseksüeller genel olarak diğer cinsel yönelimlere kıyasla daha zor bir hayat yaşarlar” diyorsunuz; nedir bu zorluklar ve hayatın hangi alanlarını çok daha zorlaştırıyor?

Oko: Biseksüellerin yaşamış oldukları tüm zorluklara rağmen aslında yaşadıkları güzel şeylerin de olduğunu düşünüyorum. Toplum içinde Biseksüellik aslında Gey veya Lezbiyen olmanın ilk adımı olarak algılanıyor maalesef. Bizler ’’kafası karışmış veya henüz bir cinsel kimliğe tutunamamış’’ bireyler olarak görülüyoruz. Aslında bu durum içinde Biseksüel olmadığı halde çok küçük eşcinsel deneyimler yaşayan veya psikolojide ‘Fırsat düşkünü Eşcinsellik’ – karşı cinse ulaşılamadığı durumlarda ortaya çıkan eşcinsellik durumu – yaşayanların Biseksüel kimliğine sürdüğü lekelerde büyük rol oynuyor. Biz kabul edilmiyoruz. İnsanları sürekli olarak cinsel kimliğimizle ilgili olarak ikna süreci içerisine girmek zorunda kalıyoruz.

Bu ülkede insanlar tekdüze bir cinsel yönelim konusunda sanki hemfikir olmuşlar. Yani bir kadını seversen erkeği sevemezsin gibi saçma bir mantık içindeler. Ben de bu insanlara şunu soruyorum: Kadın veya erkek, illa da tek birinin mi güzelliğini görmek zorundayız ve diğerlerine karşı gözlerimizi kör etmek zorundayız?

Bence tüm eşcinsel bireyler aslında Biseksüel olmayı isteyebilirler. Ben bu konuda iyimserim. Çünkü biseksüelliğin öğretilebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Ve bence bir insan isterse bunu öğrenebilir. Çünkü Biseksüellik içinde ilerlediğimizde bir süre sonra bir kadın veya bir erkek bedeninin çok da farklı olmadığını görüyoruz.

Tüm bu zorluklara rağmen bence Biseksüelliğin çok güzel yanları da vardır. Bizler estetik duygusu gelişmiş insanlarız. Örneğin; giydiklerimiz hem erkek hem de kadınlar tarafından takdir edilir. Bu toplum içinde saklanmak bizim için daha kolaydır. İnsanları anlamakta çok zorluk çekmeyiz. Bir olaya birkaç farklı açıdan çok rahat bir şekilde bakabiliriz.
Bugün insanların birçok ülkenin vatandaşı olup tüm dinlere birden inanabildikleri bir dünyada yaşıyoruz. Bence böyle bir dünyada Biseksüellik bu kadar çok tepki görmemeli.

Leyla: : Genel olarak biseksüeller sanki ayran gönüllü, maymun iştahlı, 2-3 kişiyi aynı anda idare edebilecek potansiyele sahip, yalancı, kandıran ve aldatan insan modelleriymiş gibi bir yanlış algılama var. Oysaki hangi cinsel yönelimden yana yaşam stili olursa olsun, bizi kandıran aldatan insanlar olacaktır. Ve doğru, dürüst insanlar da vardır. Bir kere bu yanlış kişilik sorunlarının cinsel yönelimimizle bir ilgisi yoktur. Ama biseksüellere hep bu yafta yapıştırılır. Kararsız ve ne istediğini bilemeyen insanlar denir. Cinsel yönelimlerimizde neyin doğru olduğuna dair kararı kim veriyor? Genel ahlak(sız)lılık bakış açısı ve anlayışı içinde bile ne kadar göreceli bir kavram olduğu herkesçe malumunuz. Bırakın toplum tarafından eşcinsellerin, biseksüellerin, travesti ve transeksüellerin kabul edilmesini, bir kadın 2 kez evlenip boşansa bile bu toplumda dışlanabiliyor. Kaldı ki bizlere diğer eşcinsel arkadaşlarımız bu kadar kolay yaftalar yapıştırmamalı diye düşünüyorum.

Hayattaki özel ilişki alanlarımı zorlaştırıyor. İnsanların genetik olarak poligam olduğunu düşünüyorum. Zira monogami toplumsal baskılar, mülkiyet ilişkileri ve din ile ortaya çıkmıştır. Bu başka bir tartışma konusu elbette ama kendimi biseksüel olarak ifade etmeye başlamadan önce de böyle düşünüyordum ben. Fakat bu toplumda yaşıyoruz ve bizler uzaydan gelmedik. Bu toplumun yetiştirdiği insanlar olarak eksisi ve artısı ile varız ve var olmaya devam edeceğiz. .

Peki ya “suçlamalar ve önyargılar” nelerdir? Diğer cinsel yönelimler derken heteroseksüeller ile eşcinsellerin biseksüellere yaklaşımlarında suçlama ve önyargılar aynı oranda mı seyrediyor?

Leyla: Bu çök komplike bir soru olmuş. Heteroseksüellerin, kadın ve erkek biseksüellere genelde fantezi malzemesi olarak yaklaştığı söylenir. Burada şunu belirtmek istiyorum hemen; benim biseksüel olmam (bana göre) daha fazla fantezi malzemesi olmama neden olmuyor. Sadece kadın olmam bile bu toplumda (kara çarşafla dahi gezsem) yeterli bir sebep cinsel düşlere giriyor olabilmem için. Bu bağlamda bakacak olursak eğer, insani anlamdaki ilişkilerimde, sadece kendim olarak var olduğumda (bir bütün olarak insani anlamda) bir sorun, suçlama veya ön yargı ile karşılaşmıyorum. Ancak ne zaman ki politik ya da cinsel yönelimimden (durumu bilen heteroseksüel ve eşcinsel arkadaşlarım arasında, onların açısından) bahis olsa elbette önyargılar ve eleştiriler oluyor.

Bunu oranlamadım lakin toplumun genel kültürel ve politik gelişmesiyle doğru orantılı olarak bizler de diğer yönelimler arasında giderek daha fazla kabul görecek ve içselleştirileceğiz kanısındayım.

Oko: : Ben yurt dışında da yaşadım. Yaşadığım yerlerde kimse Biseksüel kimliğe yönelik bir tepki vermezdi. Ancak Türkiye’de bazen aldığımız tepkiler Eşcinsellere yöneltilen tepkilerden daha fazla olabiliyor. Ben bunu anlamıyorum. Özellikle eşcinsellerin kendilerine ayrımcılık uygulanmış olan bu bireylerin bazen bize karşı önyargılı olmasını anlayamıyorum. Ancak her şey şikâyet etmekle düzelmiyor. Biz de bu yüzden bu grubu kurduk. En azından toplumdaki bazı önyargıları yıkmak için.

Röportajımızı bitirirken Türkiye’de Biseksüel olmanın ne demek olduğuna dair birkaç fikir edinebiliyoruz. Kuşkusuz ki, yeni kurulan bu grup gerçekten bu insanlar için çok şey ifade ediyor. İlgilenenler için grubun web adresi şöyle:

http://groups.google.com/group/biseksuelturkiye

“Biseksüel Türkiye” grubu yaptıkları çalışmalarla ne kadar başarılı olabilecek? Bunu bize zaman gösterecek…