Yaşam / Dünyadan

Budapeşte'de gergin Yürüyüş

Çarşamba, 16 Temmuz 2008
Haber: Kaos GL


Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de geçtiğimiz hafta düzenlenen Onur Yürüyüşü radikal sağcıların şiddet gösterilerine sahne oldu. BBC Türkçe’den Tarık Demirkan bu saldırının Avrupa’daki azınlıklara yönelik hoşgörüsüzlüğün bir parçası olduğunu söylüyor.

KAOS GL

Tarık Demirkan

Günlerden Cumartesi... Budapeşte'nin, Dünya Mirası ilan edilen en eski ve görkemli bulvarı üzerinde bir gösteri.

Yürüyüş kolu bulvar üzerinden Kahramanlar Meydanına doğru ilerliyor.

Birkaç yıldır gerçekleştirilen eşcinsellerin festivali bu.

Onların "Gurur Günü" adını verdikleri ve toplumun diğer kesimlerinden farklılıklarını vurguladıkları bu festival bu yıl biraz gergin.

Çünkü bu kez eşcinsel karşıtları "yürüyüşü dağıtacaklarını" resmen duyurdular.

Geçen yıl da karşıt gösteriler olmuş, radikal sağcılar yürüyüşü engellemek istemişlerdi.

Bu yıl gerilim daha yüksek.

Radikal sağcılar, "Eşcinsellere hoşgörü yok." diyorlar. Ve haftalardır internet üzerinden de süren kampanyalarıyla, bunu kanıtlayacaklarını ileri sürüyorlar.

Demokratik örgütler, sivil kuruluşlar ise bu yürüyüşün "demokrasinin bir gereği" olduğunu savunuyorlar. "Farklı olanlar da kendilerini, ne istediklerini ifade edebilmeli." diyorlar.

Yürüyüş işte bu nedenle gergin bir ortamda gündeme geliyor.

Cepheleri işlemeli, heykelli, narin neo-barok binaların çevrelediği Andrasy bulvarı boyunca iki sıra polis, yürüyüşçüleri bulvar üzerinde birikenlerden ayırmak için kortej oluşturmuş.

Eşcinseller yürüyor, dans ediyor, müzik çalıyorlar.

Ama buna rağmen gerginlik hissedilir boyutlarda.



Yürüyüş kolu ünlü opera binası civarına ulaştığında birden ortalık karışıyor.

Yürüyüşü seyredenlerin arkasından beliren kara gömlekli, çoğu kısa saçlı bir takım karşı göstericiler ellerindeki yumurtaları, içine bazı kimyasal maddeler konulmuş balonları yürüyüşçülere fırlatıyorlar.

Polis harekete geçiyor, ama bu daha başlangıç. Biraz sonra tepkiler ve müdahaleler kontrolden çıkıyor.

Biraz ilerde radikal sağcılar bu kez polise saldırıyorlar.

Kaldırım taşları fırlatılıyor, iki polis arabası Molotof kokteylleriyle yakılıyor. Elbette polis de boş değil, onlar da göz yaşartıcı gaz püskürtmeye başlıyorlar.

Eşcinsel festivalin katılımcıları ise alana ulaşıp sessizce ve korku içinde dağılmaya çalışıyorlar.

Ama bu da kolay değil: polisin önünden ara sokaklara kaçan radikal sağcılar gösterici avındalar!

Eşcinsel olmamakla birlikte, demokrasi anlayışı gereği yürüyüşe katılanlardan, şimdi Avrupa Parlamenteri olan sosyalist partili eski bir kadın bakan, bir müsteşar, ünlü bir gazeteci ve hür demokratlar partisinin üst düzey bir yöneticisi saldırıya uğruyor, dövülüyor.

Muhafazakârlaşma

Peki, ama Avrupa'nın birçok ülkesinde aynı gün eşcinseller on binlerce kişinin katılımıyla özgürce festival düzenlerken, Macaristan'da neden bu olaylar meydana geldi?

Yanıt, sosyologların ve siyaset bilimcilerin son zamanlarda yayımladıkları analizlerde saklı: Orta Avrupa'da ve Macaristan'da toplumun dokusu değişiyor. Toplum hızla muhafazakârlaşıyor.

Eşcinsellere tahammülsüzlük, toplumun giderek muhafazakârlaşmasının sonucu.

Bir araştırmaya göre toplumun % 52'si eşcinsellerin kendi kimlikleriyle ortaya çıkıp festivaller düzenlemelerini "gereksiz" görüyor, yani olayların patlamasında suçu biraz da eşcinsellerin pervasızlığında arıyor.

Kendinden farklı olana karşı hoşgörünün azalmasında tek gösterge eşcinseller değil.

Romanlarla ilgili toplumdaki genel yargılarda da değişiklikler var. İnsanlar onların geri kalmışlığında, kabahatin öncelikle onlarda aranması eğilimindeler.

Yani, kısaca "Romanlar tembel olur, çalışmayı sevmez, vb." türünden önyargılar güçleniyor.

Toplum içe dönüyor.

Kendinden olmayana karşı hoşgörü katsayısı düşüyor, diğerini anlamak, onun içinde bulunduğu koşulları hissetmek istemiyor.

Önce içerideki azınlıklar, Romanlar, Yahudiler, eşcinseller…

Sonra da sıra komşu uluslara gelecek elbet.

Macarlar Slovaklara, Slovaklar, Çeklere, Rumenler Macarlara, Polonyalılar Ruslara, Almanlara karşı olacak.

Defterler açılacak, kapanmamış tarihsel hesaplaşmalar yeninden güncelleştirilecek.

Yani Orta Avrupa'da birilerinin serpiştirdiği nefret tohumları büyüyor!

Oysa Avrupa Birliği tam da bunun tersini hedeflemiyor muydu?

Mavi zemin üzerindeki sarı yıldızların amacı tam da halkların kardeşliği ülküsünü hayata geçirmek değil miydi?

Görünen o ki, Avrupa henüz yolun çok başında.

Kaynak: BBC Türkçe, 10 Temmuz 2008