İnsan Hakları

AİHM trans geçiş sürecine ilişkin kararını 10 Mart’ta açıklayacak

24 Şubat 2015
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de cinsiyet geçiş ameliyatı olmak için mahkeme izni alamayan trans erkeğe ilişkin kararını 10 Mart’ta açıklayacak.  
 
AİHM, Türk Medenî Kanunu’nun cinsiyet geçişiyle ilgili 40. Maddesine dair Y.Y. - Türkiye davasında nihaî kararını 10 Mart’ta açıklayacak.
 
40. Madde ne diyor?
 
Türk Medenî Kanunu’nun 40. Maddesi, cinsiyet geçiş ameliyatı için mahkeme tarafından izin alınmasını şart koşuyor. Buna göre, cinsiyet geçiş ameliyatı yaptırmak isteyen kişinin on sekiz yaşını doldurmuş olması ve evli olmaması, ayrıca ameliyatın ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunu ve kişinin üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi gerekiyor.  
 
“Üremeden yoksun olma” şartı hukukî çıkmaza yol açtı
 
Nüfusta cinsiyetini erkek olarak kaydettirmek ve cinsiyet geçiş ameliyatı için izin almak isteyen davacı, 2005 yılında gerekli izin için Asliye Mahkemesi’ne başvurdu. Ertesi yıl Şubat ve Nisan aylarında, hayatını erkek kimliğiyle sürdürmesi gerektiğini belirten iki ayrı psikiyatrik bilirkişi raporu aldı. Ancak Mayıs ayında kişinin üreme yeteneğinden yoksun olmadığına dair rapor üzerine Mahkeme, Haziran 2006’da kişinin 40. Maddenin şartlarını sağlamadığına hükmetti.
 
Peki, üreme yeteneğini sonlandıracak ameliyata izin verilmeden 40. Maddenin ilgili şartı nasıl sağlanacak?
 
Yargıtay, bu hukukî çıkmazı çözüme kavuşturmayan Mayıs 2007’deki kararında Asliye Mahkemesi’nin herhangi bir yanlış yapmadığına hükmetti. Ekim 2007’de ise davacının karara ilişkin düzeltme başvurusunu reddetti.
 
Y.Y. – Türkiye davası
 
Davayı AİHM’e taşıyan başvurucu, yasanın içeriğinden ve yorumlanmasından şikâyet ederek yasadaki şartın yalnızca ameliyat yoluyla yerine getirilebileceğinden, cinsiyet geçişine yönelik ihtiyacı karşılamadığını belirtti.  
 
Kişinin kendisini erkek olarak hissettiği ancak fizyolojik yapısının cinsiyet kimliğiyle uyuşmadığı sağlık raporlarıyla kanıtlansa da raporlar mahkeme izni için yeterli olmadı. Başvurucu, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. Maddesinde yer alan özel yaşama saygı hakkını ihlâl ettiğine dikkat çekiyor.