Yaşam / Cinsellik

Genderqueer Kişiler için Cinsel Yönelim

Perşembe, 19 Mart 2015

Önemli olan, önerdiğim, şu ki çekim –gerçekten, tamamen, saf ve duru olarak– karşınızdaki ile ilgilidir, sizinle ilgili değil (ya da gramer delileri için; özneyle değil, nesneyle ilgili).

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin ayrı kavramlar olduğunu anlıyoruz. Bu, na-trans (cisgender) kimlikler bağlamında görece kolay anlaşılan bir şey. Peki, genderqueer veya trans* kimlikli kişiler için cinsel yönelim nasıl “işler”?

Bir parça yeni bir dille bunun o kadar mesele edilecek bir şey olmadığını görmek basit. Hadi bunun hakkında konuşalım.
 
Başlamadan, “genderqueer”in farklı kişiler için farklı anlamlara gelen görece yeni bir terim olduğuna değinmek istiyorum. Ben bu terimi, –sadece bunlarla sınırlı olmamakla birlikte; transgender, bigender, üçüncü ve dördüncü cins (third and fourth gender), iki ruhlu (two-spirit) ve cinsiyetsiz (agender) bireyler dahil– kendini na-trans olarak tanımlamayan insanlar için, her defasında kimliklerin yorucu bir listesini saymak yerine, bir şemsiye terim olarak kullanmaktan hoşlanıyorum.
 
Ayrıca, “cinsel yönelim”in kendisinin de yanıltıcı –ve bir bakıma kısıtlayıcı– bir terim olduğu da belirtilmeye değer. Bu terimi, bu yazıda çoğu insanın aşina olduğu en azından bir terime yer vermek ve fiziksel, duygusal/romantik ve ruhsal çekimin bir bileşimini betimlemek için kullanacağım.
 
Anlamaya başlamak
 
Birçok kişinin anlamayıp sorduğu –ve eminim, kendini genderqueer olarak tanımlayanlara da sık sık sorulan– bir soru olan genderqueer’ler için cinsel yönelimin nasıl “işlediği” konusu hakkında konuşmadan önce, “çekim”in (attraction) nasıl işlediğini anlamamız önemli.
 
Çekim kafanızda, bir hayali arkadaş gibi
 
Bir an için “na-trans vs. genderqueer” bakımından düşünmeyi bırakın ve bunun yerine çekim hakkında düşünün, sadece düşünün. Çekim içten gelen bir şeydir. Çekimi neyin yönlendirdiği –veya çekimin nereden geldiği– üzerine pek çok teori mevcut. Ben, çekimin hormonal etkilerin bilinçaltı yorumunuzun sonucu olduğu ve çekimi anlamlandırma yeteneğinizin de sosyalleşme ve öz-farkındalığınızın sonucu olduğu teorisini benimsiyorum. Yani, çekim çoğunlukla kontrolünüz dışındadır, ancak onu nasıl anlamlandırıp ona göre nasıl davranacağınız size bağlıdır.
 
Çekimin bu şekilde anlaşılması hem na-trans hem genderqueer insanlar için geçerlidir.
 
Mesele siz değil, kime karşı çekim duyduğunuz
 
Yine “na-trans vs. genderqueer çekimi” şeklinde düşünmeyerek ve yalnızca çekimi genel olarak düşünerek, hangisinin çekim dansında daha büyük bir rol oymasını beklersiniz: Karşınızdakinin kimliği (ya da kimlikleri) mi, yoksa sizinki(ler) mi? Birçok na-trans heteroseksüel kişi, eğer –bir sihir sonucu, belki– karşı cinsten olsalardı, yine heteroseksüel olacaklarını söyleyeceklerdir. Hetero bir na-trans erkekten “Eğer kadın olsaydım, Brad Pitt’e kesinlikle ilgi duyardım.” gibi bir laf muhtemelen duymuşsunuzdur.
 
– Bil bakalım ne? Dostum, Brad Pitt’e zaten ilgi duyuyorsun!
 
Cinsel yönelim cinsiyete bağlı değildir. Eğer birdenbire başka bir cinsiyetten olsaydınız, ya hâlâ aynı kişilere karşı çekim duyacaktınız ya da siz artık siz olmayacaktınız. Ha, işte bu biraz bulanık, çünkü başka bir cinsiyetten olsaydınız beyninizde muhtemelen farklı bir hormon karışımının dolaşıyor olacağı tartışılabilir, ama oraya girmeyeceğiz. Hatırlayın, işin içinde sihir vardı.
 
Önemli olan, önerdiğim, şu ki çekim –gerçekten, tamamen, saf ve duru olarak– karşınızdaki ile ilgilidir, sizinle ilgili değil (ya da gramer delileri için; özneyle değil, nesneyle ilgili). Düşlemek zor olabilse de (“Ama daima sadece penisimin bir vajinaya girdiğini hayal ettim!”), durum budur. Ya da en azından çoğu bundan ibaret. Kimlikleri anlamak, “Güç’ün Aydınlık Taraf’ını” kullanmak gibidir: Kesin diye bir şey yoktur (kesinliğin olmadığını açıklayan tek kesinlik hariç, elbette).
 
Terminolojimizi güncellemek
 
Bunu mümkün olduğu kadar açıklığa kavuşturmamız için aynı dili konuşuyor olmamız gerek. Cinsel yönelimleri tanımlayan geleneksel terimler (heteroseksüel, homoseksüel ve biseksüel), na-trans dünyasının dışına çıkınca pek iyi çalışmaz. Birçok kişi, cinsiyete dair makalelerde bu terimlerin kullanılmamasını, çünkü bunların genderqueer kişileri kapsamadığını dile getiriyor. Doğru olmasına karşın, geleneksel –ve genderqueer kapsayıcı olmayan– terimler bu kavramlarla yeni tanışanlar için daha erişilebilirler.
 
Cinsel yönelimi ifade etmek için yeni terimler
 
Androseksüel/androfilik: Erkeklere, adamlara ve/veya maskülenliğe karşı çekim duyan.
 
Jineseksüel/jinefilik: Dişilere, kadınlara ve/veya feminenliğe karşı çekim duyan.
 
Skolyoseksüel (skoliosexual): Genderqueer ve transgender kişi ve ifadelere (na-trans olarak tanımlanmayan kişilere) karşı çekim duyan.
 
Panseksüel: Biyolojik cinsiyete, cinsiyet kimliğine veya ifadesine bakmaksızın herkese karşı çekim duyan.
 
Aseksüel/nonseksüel: Cinsel çekim duymayan, ancak sıklıkla romantik veya ruhsal çekimler duyan.
 
Bu terimlerin kısıtlılıkları ve genel tablo
 
Yukarıda sunulan terimler, cinsel yönelimleri açıklamada geleneksel terimlerden çok daha iyi, ama kuşkusuz kusursuz değiller. Unutmamalısınız: Kimlikler, onları tek tek açıklayan bir liste, grafik veya makale oluşturabilmek için aşırı çeşitlidir. Yukarıdaki listenin (ve bu makalenin); mesela, üçüncü veya dördüncü cinsler için ya da iki ruhlular için, süper kapsayıcı olmadığı tartışılabilir. Ancak bu, inanılmaz derecede karmaşık bir kavramı anlama doğrultusunda atılan bir başka adımdır. Tereddüt halinde, “platin kural”a güvenin: Karşınızdaki kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, ona öyle davranın.
 
Peki, genderqueer cinsel yönelim nasıl çalışır?
 
Yalnızca yukarıdaki terimleri okuyarak bile, genderqueer arkadaşlarımız için çekimin nasıl işlediğine dair temel bir anlayış oluşturmaya başlayabilirsiniz. Eğer özellikle hızlıysanız, bunun na-trans arkadaşlarımız için işleyişinden çok farklı olmadığını ayırt edeceksiniz. O aşamaya henüz gelemediniz mi? Açıklamak benim için bir zevk olacak.
 
Kısaca, genderqueer cinsel yönelim, na-trans cinsel yönelim nasıl çalışıyorsa aynen öyle çalışır. Kısaca, genderqueer cinsel yönelim, na-trans cinsel yönelim nasıl çalışıyorsa aynen öyle çalışır. İnsanlar, ilişkiye ve toplumsal rollere ilişkin olduklarından; belirli türde kişilere, belirli maskülenlik ve feminenlik ifadelerine, belirli fiziksel cins ve cinsiyet göstergelerine (memeler ve/veya kıllar ve/veya penisler ve/veya benzerleri) ve belirli cinsiyet öz-kimliklerine karşı çekim duyarlar.
 
Eğer bir genderqueer kişi, kadınlara karşı çekim duyuyorsa, o kişinin jineseksüel olduğunu söylersiniz. Eğer (erkek veya kadın) bir na-trans kişi, kadınlara karşı çekim duyuyorsa, o kişinin de jineseksüel olduğunu söylersiniz. Eğer bir genderqueer kişi, genderqueer kişilere karşı çekim duyuyorsa, o kişinin skolyoseksüel olduğunu söylersiniz. Eğer (erkek veya kadın) bir na-trans kişi, genderqueer kişilere karşı çekim duyuyorsa, o kişinin de skolyoseksüel olduğunu söylersiniz. (Gördünüz mü, bu terimler ne kadar kapsayıcı?!)
 
O yüzden tekrarlayayım: Genderqueer cinsel yönelim, na-trans cinsel yönelim nasıl çalışıyorsa aynen öyle çalışır. Gerçekten, bu “cinsel yönelimi ifade eden yeni terimler” na-trans bireyler için de genderqueer bireyler için olduğu kadar iyi çalışıyor. Bazıları (ben) bunları sözcük dağarcıklarımıza benimsetmede daha iyi bir iş çıkartmamız gerektiğini tartışabilir.
 
Bu kadar basit olamaz
 
Hayır, elbette ki değil. Kimliklere dair hiçbir şey aslında basit değil. Ama bu dereceye kadar basitleştirilebilir ve biz de öyle yaptık. Genderqueer kişileri “öteki” olarak düşünmeyi ve na-trans ve genderqueer arasında ayrım gözetmek için başka yollar bulmayı ne kadar erken sonlandırırsak, o kadar erken birbirimizi anlamaya, kabul etmeye ve biri için olduğu kadar öteki için de adil yasalar yapmaya başlayacağız. Bu sonuncusunu en çok umuyorum.
 
Çeviri: Cem Öztürk
Kaynak: http://itspronouncedmetrosexual.com