Yaşam

TEO 10: Eşcinsel Ortamında Gey Olmak

Çarşamba, 23 Temmuz 2008
Haber: Kaos GL


Mart ayında başladığımız ‘Türkiye’de Eşcinsel Olmak!’ söyleşi dizisine yaz nedeniyle ara verdik. Ama Türkiye’de eşcinsel olmanın hallerini, öykülerini dinlemeye devam ediyoruz. Çarşamba günleri, arşivden seçtiklerimizle Türkiye’den eşcinsel portrelerini burada okuyabilirsiniz.

Esat

NOT: ‘Çarşamba Söyleşileri’ başlığı altında her hafta kaosgl.org’da yayınlayacağımız bu bölüme deneyimlerinizi bekliyoruz. Yazılarınızı editor@kaosgl.org adresine gönderebilirsiniz.

Ben 24 yaşında bir geyim. İlk kendimi iki buçuk yıl önce kabul ettim. Bu iki buçuk yıllık yaşantımda çok olmasa da çeşitli geylerle tanıştım. Bunların içinde kendini gey, lubunya, laço, ibne, kadın, erkek kefesine koyan insanları tanıdım. Ben ilk önce kendimi gey kefesine koydum. Bu, eşcinsel ortamda, illa da karşılıklı olarak diye algılanıyor. Bir süre böyle devam ettim. Fakat ben pasif ağırlıklı olduğum için geylikte istediğimi bulamadım. Çünkü ben gey olduğumu söylediğimde herkes benim çift taraflı olduğumu düşünüyordu, aktifler kaçıyordu. Lubunya ortamına girdim. Lubunyalığı kendime uygun gördüm. Bir süre böyle devam etti. Ama daha sonraları bana bir nevi itici geldi. Çünkü gizli eşcinselleri, erkek geçinen laçoları da gördüm ki bunlar, lubunya kefesine giren kişileri duyguyla, sevgiyle, seçimle değil de her hangi erkek kefesine girenleri tatmin edecek bir araç olarak görüyorlar. Aynı zamanda lubunya dendiğinde maddi yönlü çıkan eşcinsel gözüyle bakılıyor. Yani örnek vermek gerekiyorsa benim gözlemim ve insanlar arasındaki izlenimlerim şunlar: Bir lubunya, aktif görünen birinin -şu anda kefesi önemli değil- karşısında aşırı kadınsılığa kaçmak zorunda kalıyor ve karşı taraf bunu istemiyorsa normal bir ret üslubu kullanmıyor, küfür ediyor, aşağılıyor. Çünkü lubunya ama onlar rahatlıkla bir lubunyaya, bugün karım yok beni idare et veya şu kalktı indirir misin veya şuraya gel de seni bozayım gibi şeyler söyleyebiliyor. Aslında bu insanlar karşılarındaki kişilere lubunya ismi altında yine top, ibne muamelesi yapıyorlar. Burada değişen konum değil sadece isim oluyor.

Geyliği ise şimdilik bozulmamış bir isim olarak görebiliriz. Lubunyalıkta ilk önce fiziksel ilişki akla geliyor. Ama geylikte sevgi ve duygusallık ön planda, ilişki sonra geliyor. Lubunyalıkta pasiflik sadece cinsel yönde değil sosyal yönde de düşünülüyor. Oysa geylikte daha eşit, daha cesaretli, sosyal yönde aşağılanmaya tahammül edemeyen, pasifse bile sadece ilişkide pasif olan, sosyal yönde pasifliği kabul etmeyen bir durum vardır. İbnelikte, top’lukta olduğu gibi lubunyalıkta da sosyal yönde dinlenilmeyen, sözü pek geçmeyen, anlaşılmaya gerek olmayan birer yeşil renkli yaratıklar olarak görüyorlar. Geylikte biraz ılımlı olduğunu görüyorum en azından bir geye sikilecek tavuk gibi bakılmıyor. Geylere güvenilir diye de bakılabiliyor. Geyliğin illa da çift taraflı şey olduğuna ben inanmıyorum. Geylik biraz daha doğal görünümlü. Bunların içinde aktifi de olabilir, pasifi de, çift taraflısı da. Bunları böyle algılamak lazım. Bence bu işi ticarete dökenlere lubunya dense daha mantıklı olur.

Eşcinsellikte efeminelik nasıl algılanıyor? Bunların çok değişik boylarını gördüm. Özellikle ticari yönü olanlar bunu, sokakta kalça kıvırmak, sağa sola ‘ayol ben kadınım’ diye bağırmak, ilgisiz insanlara sulanmak veya belli etmek gibi algılıyorlar. Oysa bu tür gereksiz davranışların, tüm eşcinsellere zarar verdiğini ve aşağılandıklarını hiç düşünmüyorlar diyemeyeceğim, çünkü düşünemiyorlar. Örneğin ortama yeni girmiş insanlar ilk bunları gördükleri için eşcinselliğin bu olduğunu düşünüyorlar. Oysa böyle değil. Efeminelik tüm geylerin doğal hallerinde vardır. Bu da doğal olarak nasıl heteroseksüellerin kendilerine göre hal ve davranışları varsa geylerin de kendilerine özgü davranışlarında vardır. Örneğin konuşması temiz ve kibardır, yeniliğe açıktır. Giyim konusunda heterolardan farklıdır ama bu kadın gibi değildir. Bunu anlatmanın da çok zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü geylerin yüzde doksanı evde kendine ait bir bölüm olmadığı için veya aile baskıları dolayısıyla geylikle ilgili hiçbir yazılı veya resimli konularla ilgilenemiyorlar. Örneğin benim kendime ait odam ve kilitli dolabım var. Dahası aile baskısı olmadığı için geylikle ilgili yazılı veya resimli her şeyi rahatlıkla alabiliyorum ve eve götürüyorum. Herkesin bu imkânı olmayabiliyor. Örneğin Kızılay’da, elde dağıtılmış Kaos GL broşürlerini, üzerlerinde bulundurmaya ve eve götürmeye cesaret edemedikleri için çoğu okuyamadan çöpe attı. Bunu düşündüğümde, geylerin geylikle ilgili yazılı ve resimli dergileri takip etmeleri olanaksız gibi görülüyor. Geylerin sorunlarının tartışılabileceği güvenilir ortamlarımız olmalı.

Bütün geyler gibi ben de çok değişik kesimlere mensup geylerle karşılaştım, tanıştım, konuştum. Edindiğim izlenimler şunu gösteriyor: Ailesi, toplumu, okulu tarafından ölüm kusularak, iğrençlikle suçlanan geyler, kendilerine yüklenen suçlu ve günah küpü oldukları fikrini ilk başta beyinlerine yerleştiriyorlar. Biz geylere karşı bu kini, bu nefreti besleyen annemize, babamıza, arkadaşımıza karşı çıkıp da ‘ölümü hak ettiğini düşündüğünüz insanlardan biri de benim’ diyemiyoruz. Sadece üzülmekle yetiniyoruz; en kötüsü, en ufak bir savunmayı bile onlardan biri gibi gözükerek yapıyoruz. Örneğin kız kardeşim, bütün eşcinselleri erkekliğin yüzkarası olarak görür, dışlar ve onlara küfrederdi. 5-6 yıl önce, eşcinselliğim tedaviyle geçer mi diye bir psikologa mektup yazmıştım.
Fakat göndermeden kız kardeşimin eline geçmiş. Ben bunu fark ettiğimde, okursa kesin intihar etmem gerektiğini bu utançla yaşayamayacağımı düşünmüştüm. Neyse ki okumadan geri alabildim. Şimdi gey olduğumu kendisine açıkladım, çünkü ona karşı hazır olduğumu düşündüm. Anlayışla karşılama mecburiyetinde kaldı. Çünkü onun yanında ben, gayet doğal, kendisine güvenen birisiydim. Zaten şimdi geylere çok ılımlı bakıyor.

Ben diyorum ki gelin önce ailelerden başlayalım. Çünkü toplum ailelerden başlar. Biraz kendimize güvenelim; bunun, suç veya günah olduğunun aksine hakkımız olduğunu savunalım. Geyler, birbirimizden kaçmayalım, birbirimize yardımcı olalım. Ben, ondan daha kültürlüyüm, daha zenginim, daha güzelim demeyi bir yana bırakın. Bir kaç kişi bir araya geldik diye hemen bölünmeyelim. Ne kadar güzel, kültürlü ve zengin de olsak, diğer geyleri dışlarsak tek başımıza kalırız. Bazı geyler, bazı ortamlarda (işyerlerini kastetmiyorum, geylerin devam ettiği yerleri kastediyorum) diğer geylere görünmemeye çalışıyorlar. Bir geyin tek başına olduğu anlaşıldığında, madiler ve şilakiler tarafından hırpalanması kolay oluyor. Oysa geyler birbirinden kaçmayıp, kendine güvenli bir imaj çizerse karşı insanlar tarafından kolay lokma olmadığı görülüyor. Kısacası kendi ortamlarımızda birbirimize kol kanat gerip, savunursak biz de bir güç oluruz.

Kaynak: Kaos GL Dergisi, Ekim 1995, Sayı: 14

*Konuyla ilgili haberler:

TEO 9: Lezbiyen ve Anne Olmak

TEO 8: Evli ve Gey Olmak

TEO 7: Sivil Anayasa’da Eşcinsel Olmak

TEO 6: Eşcinsellik ve Yoksunluk Hali

TEO 5: Eşcinsel ve Gazeteci Olmak

TEO 4: Eşcinsel ve İşçi Olmak!

TEO 3: Eşcinsel ve Öğrenci Olmak!

TEO 2: Türkiye’de Eşcinsel ve Sanatçı Olmak!

TEO 1: Türkiye’de Kadın ve Eşcinsel Olmak

22 Mart’ta ‘Türkiye’de Eşcinsel ve Sanatçı Olmak’

9 Mart’ta ‘Türkiye’de Kadın ve Eşcinsel Olmak’

Türkiye'de Eşcinsel Olmak!