İnsan Hakları / Askerlik

Atlas Arslan: Kadınlar savaşın gizli öznesidir

Cuma, 10 Nisan 2015
Haber: Nermin
Kaos GL etkinliğinde konuşan gazeteci Atlas Arslan: “Kadınlar savaşın gizli öznesidir. Militarist düzenin bütün yakıcılığını yaşarlar. Hatta vatan senin anandır diyerek, kadın bedeni üzerinden vatan kutsanmaktadır”
 
Kaos GL’nin düzenlediği 10. Kadın Kadına Öykü Yarışması koordinasyon grubu tarafından 8 Nisan Çarşamba günü Redaksiyon Dergi Atölyesi’nde gerçekleştirilen söyleşide, kadınlar gazeteci Atlas Arslan ile kitabı “Kişer Pari Mama – Kadınlar Savaşı Reddediyor” üzerinden savaşı, vicdanî reddi ve öz savunmayı konuştular.
 
21 vicdanî retçi kadınla yapılan röportaj çalışması Kişer Pari Mama’da, “Kadınlar savaşın neresinde?”, “Militarizm kadınların yaşamını nasıl etkiliyor?”, “Kadınlar neden vicdanî reddini açıklar?” gibi sorular tartışılıyor.
 
Atlas Arslan konuya dair düşüncelerini şu sözlerle aktardı:
 
“İyi geceler anne…”
 
“Kitap 21 vicdanî retçi kadınla yapılan röportaj derlemesidir. Bu röportajlardan bir tanesi de Batman’ın Kozluk ilçesinde zorunlu askerliğini yaptığı sırada öldürülen Sevag Balıkçı’nın annesi Ani Balıkçı ile yapıldı. Oğluyla son telefon konuşmasını bir paskalya gecesinde yapıyorlar. Aslında oğluyla sürekli Ermenice konuşan bir aile olmadıklarını belirtiyor Ani Balıkçı. Ama son telefon konuşmasında Sevag, paskalyasını kutladıktan sonra ’’kişer pari mama’’ diyor. "Kişer pari mama" Ermenice "iyi geceler anne" demek. Annesi de kişer pari Sevag diyor. Ve ertesi gün de Sevag’ın ölüm haberini alıyor.
 
“Bu alanda çalışmalarımın sonuna geldiğimde bu röportaja ulaşmıştım. Her söyleşide bu röportajla birlikte kitabın seyri değişti. Kitap sadece savaş karşıtı kadınlar olmaktan çıktı. O röportaj savaşın yakıcılığı, kadınların çocukların üzerindeki etkisini gösteren bir şey oldu. O yüzden böyle bir sözle çıkarmak istedim. Bu söz çocukların uykuya giderken söylediği bir söz olsun, ölüme değil.
 
Kadınlar vicdani reddin neresinde dururlar?
 
“Militarizm erkekler içindir dolayısıyla reddeden de erkekler olmalıdır anlayışı var. Vicdani reddin ne olduğu, kadınların vicdani reddini neden açıkladığı üzerinden bu anlayışı masaya yatırmak istedim. Bu röportaj derlemesini oluşturan 21 kadının seçimine gelince de, her kesimi temsil etmesi kaygısı güdülerek yapıldığını söylemek mümkündür.
 
“Kadınların vicdani reddini açıklaması çok yakın bir tarih. Sayı çok az olsa da giderek artıyor. Bu yüzden çok ümit verici. Kadınlar vicdani reddini açıklamaya başladığında bu durumun insanları ciddi biçimde şaşırttığını söyleyebiliriz. Ben hatta vicdani reddin seyrinin değiştiğini düşünüyorum. Daha çok dikkat çekmeye başladı. Zorunlu askerlik erkekler için değil miydi? Kadınlara ne oluyor? Bu gibi sorular ortaya çıktı.
 
“Ama kadınlar zaten savaşın gizli öznesidir. Militarist düzenin bütün yakıcılığını yaşarlar. Hatta vatan senin anandır diyerek, kadın bedeni üzerinden vatan kutsanmaktadır. Burada aslında kadın bedenini değil, kendi namus anlayışlarını kutsarlar. Ve kadınlar bu sisteme, oğlan doğurmak zorundadırlar. Oğlan doğurduktan sonra askere göndermek zorundadırlar. Sonra beklemek zorundadırlar. Gelmezse vatan sağ olsun, bir oğlum daha var o da feda olsun demek zorundadırlar. O yüzden kadınların bu konuda başkaldırması ve bu savaş en çok beni vuruyor demesi, vicdani reddini açıklaması genel söylemi değiştiren bir şey oldu. Vicdani reddin ezberini bozdu.
 
Vicdani ret beyanı sonrası yaşananlar
 
“Hepimiz savaş karşıtı olduğumuz söyleriz. Ama vicdani ret beyanı şu açıdan önemlidir. Birbirimizden nasıl haberimiz olacak? Birbirimize ses vermeliyiz. Yalnızım ama benim gibi yalnızlar da var diyebilmek önemlidir. Ben bunu sevdiğim şehirde Yüksel Caddesi’nde sunmak istiyorum. Hiçbir basın gelmeyebilir. Ama savaşmayalım diye ses olmak istiyorum. Belki ses vermek isteyen olabilir. Bunun kıymetli olduğunu düşünüyorum.
 
“Peki, vicdani reddini açıklayan insanlar nelerle karşılaşıyorlar?  Vicdani reddini açıkladığı için, açıklayan birinin eylemine gittiği için, insanlar TCK’nın 318. Maddesi gereği halkı askerlikten soğutmaktan yargılanabilirler.  Böyle bir kitap yazdığım için ben de her an böyle bir durum bekliyorum. Ama 318 ile ilgili şöyle bir şey var; Türkiye’de vicdani reddin tanımı yok. Ve tanımı olmayan bir şey suç olamaz. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi bu konuda uyarmıştır. Ve TCK’nın 90. Maddesi AİHM’ni tanıdığını söyler. Fakat Türkiye karara uymayarak kendi anayasasını çiğnemektedir. Türkiye’de şimdiye kadar vicdani retçi erkekler yargılandı. Ve şu anda onlara sivil bir ölüm yaşatılmaktadır. Kadınlara bu noktada bir şey olmuyor. Bu olumlu bir şey değil. Çünkü devlet kadını ciddiye almamakta ve tanımamaktadır. Mesela bu kitabın yazarı erkek olsaydı şimdiye kadar 318’den içeriye alınmıştı.
 
“Ek olarak Türkiye’de şöyle bir ikiyüzlülük var. Vicdani retçiler tanınmıyor fakat ülkede çok fazla asker kaçağı, intiharlar mevcut.
 
Öz savunma
 
“Vicdani ret sıcak savaş ortamında ben savaşmayı istemiyorum lüksü değildir. Tam tersi öncelikle bize düşen savaş olmayan bölgelerde, savaşlara karşı bir çağrıdır. Önümüzde Kobanê, Rojava deneyimi mevcut. Buradan öz savunmaya bağlamak istiyorum. Vicdani ret ’silahı eline alma, anti militarizm’ derken bunu sana karşı faşist bir güç mevcutken söylemez. Kobanê’deki kadınların verdiği mücadeleyi düşünelim. 1936 İspanya iç savaşında mücadele eden anarşist kadınları düşünelim. Hem faşist güçlerle mücadele edip hem de kurdukları komünal düzenle yaşamı örgütlemeye çalıştılar. Savaşın ortasında silah almak zorunda kaldılar. Çünkü orada o güçlere karşı mücadele etmek zorundaydılar.”