Yaşam

Yozgat’ta eşcinsel olmak

Çarşamba, 30 Temmuz 2008


Bican Tusal 23 yaşında bir gey. Yozgat’ta ailesiyle birlikte yaşıyor. En yakın dostu kendisi gibi gey olan ikizi. Bican Kaos GL için ‘Yozgat’ta eşcinsel olmak’ı anlatıyor.

NOT: ‘Çarşamba Söyleşileri’ başlığı altında her hafta kaosgl.org’da yayınlayacağımız bu bölüme deneyimlerinizi bekliyoruz. Yazılarınızı editor@kaosgl.org adresine gönderebilirsiniz.

Cinsel kimliğimi keşfedişim…

Bazen diyorum keşke keşfetmeseydim, bazen de diyorum ki niye bu kadar geç keşfettim… Şu an sorarsanız iyi ki keşfettim. Ve gelelim ‘nasıl keşfettin’ sorusunun cevabına… Ben 9 kardeşin en küçüğüyüm. Kardeşlerimin beşi kadın. Annem ve anneannemle birlikte 7 kadının olduğu bir evde büyüdüm. Ablamlar düğüne giderken makyaj yaparlardı. Ben de onların giyeceği elbiseleri tutar, yaptıkları makyajlardan sonra makyaj malzemelerini alır, çantalarına yerleştirir, onlar düğüne giderken arkalarından bakar, nedense ablalarımla gurur duyardım. Ve annem hasta olduğu için bulaşıklara kadar ev işlerini ben yapardım. O da başlardı hemen, ‘Bu oğlanı evlendirmeyeceğim, o benim kızım… O olmasa ben ne yaparım? Bu kızlardan bana fayda yok!’ Derken kulaklarımda çınlayan ‘ben kız mıyım hakikaten’ uğultuları ve ergenlik çağımın verdiği bilinçlikle birden beynime oturan eşcinsellik olgusu... Yaş 14, lise çağları… Herkes gibi benim de kişiliğimin oturduğu kimlik bunalımı yaşadığım yaşlar… Ve eşcinselliğimi fark ettiğim yıllar…

Yozgat’ta yaşamak…

Yaşadığım şehir yıllarımı verdiğim şehir… Ne diyebilirim ki… Ben bu şehirde hep gözlerim kapalı gezdim. Sokaklarda etrafımı görmedim, göremedim. Ne zaman kafamı kaldırıp etrafıma bakmak istesem ''hayırdır gardaş bişey mi var''sesiyle boynumu geri büktüm tekrar kapattım gözlerimi.

Yozgat’ta eşcinsel olmak…

Bu şehirde gey olmak… Yaş 14. Bir gece yarısı evime giderken bir yaşlının durup beni alması ve bürosuna götürmesi ile değişen hayatım... Babasızlık sevgisi beni o insanın kollarına ne de çabuk attı. Yıllardır onu mu bekliyordum, onu mu istiyordum? Ve iki saat büroda geçirilen vakitten sonra elime tutuşturulan bir on milyon ve bir çikolota…

Eşcinselliğimin getirdiği zorluklar…

Çok şükür bu şehir beni fazla zorlamadı çünkü kimseyle dost olmadım, kimseye sırrımı açmadım, gizledim kendimi ve size bir itiraf; benimle aynı derdi paylaşan bir de ikiz kardeşim var. O benim dostum, her şeyim. Kendi kendime ‘iyi ki ikizim var, iyi ki ikizim gey’ diyorum.

Bir günüm nasıl geçiyor…

Burası küçüktür. Burada sosyal faaliyet yoktur. Bir kaç gey var ama kimseye güven olmuyor maalesef. Bu yüzden daha çok evimde geçiriyorum zamanımı ve internet başında araştırma yapıyorum, kurslara katılıyorum, kendimi geliştirip eşcinselliğin bir kaos, bir karmaşa değil de bir yaşam tarzı olduğunu ispatlamak için en iyi şekilde kendimi geliştiriyorum. Yavaş ama emin adımlarla yürüyorum. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. Lütfen elinde imkanları olan arkadaşlar; cinselliği hayatımızın en son aşamasına koyalım. Bundan daha önemli şeyler var ve inanıyorum ki bir gün öyle bir zaman gelecek ki insanlar heteroseksüel olduklarından bile utanacaklar; çünkü eşcinsellerin ne kadar başarılı ne kadar insancıl olduklarını görecekler.

HEPİNİZE GÜVENİYORUM... SAYGILARIMLA...