Yaşam

TT’lere cenaze hizmeti

Perşembe, 31 Temmuz 2008


Eşcinsel ve transeksüel aktivistlere sorduk: Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Cenaze Hizmetleri’ adlı rehberinde, "Cinsel organı kesilmiş ya da yumurtalıkları alınmış erkeklerin de erkekler tarafından yıkanması gerekir" değerlendirmesi ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Saim Yeprem’in ‘Transeksüelleri kadınlar, travestileri erkekler yıkamalı’ yorumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bugünkü (31 Temmuz) Hürriyet gazetesinde yayımlanan ‘Diyanetin rehberinde transseksüel ölüyü yıkama tartışması’ başlıklı haberde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Cenaze Hizmetleri’ adlı rehberinde, "Cinsel organı kesilmiş ya da yumurtalıkları alınmış erkeklerin de erkekler tarafından yıkanması gerekir" değerlendirmesinden söz ediliyordu.

Haberle ilgili görüşü alınan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem’in yorumu ise haber kadar ilginçti. Yeprem, Diyanet’in bilgisinde bir hata olduğunu, cenazede transeksüellerin kadınlar tarafından yıkanması gerektiğini söylüyor ama travestileri ameliyat olmadıkları için ayırıyordu.

Biz de eşcinsel ve transeksüel aktivistlere bu haber ve Yeprem’in yorumu hakkında ne düşündüklerini sorduk:

‘Olumlu bir gelişme ama yetersiz’

Burcu Ersoy - ''Kaos GL Derneği''

Aslında bu haberi iki şekilde yorumlamak gerekir. Bir yandan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın trans bireyleri yok sayan değerlendirmesine, aynı başkanlığın Yüksek Kurul üyesi bir profesörünün transeksüel kadınların ‘artık kadın olduklarını hatırlatması’ ve görece olumlu bir yorum yaparak konunun incelenmesine vesile olması anlamlı ve önemli bir gelişme. Diğer yandan ise, bu yorum da yetersiz ve bireyin kendi iradesini yok saymaya devam ediyor. Trans bireyler (erkekten kadına ya da kadından erkeğe) ameliyat olup olmamalarıyla bağlantılı olarak tanımlanmalarına, tıp ve biyolojinin bedenleri üzerinde karar verme yetkisine karşı çıkıyor ve haklı olarak toplumsal cinsiyet kimlikleri üzerinde tanımlama ve kararın kendilerine ait olmasını savunuyor. Kaldı ki, cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak isteyen bireyler de, bir çok engelle karşılaşıyor ve çok zor süreçlerden geçmek zorunda kalıyorlar. Bu noktada, transeksüelleri ameliyat olmuş, travestileri de olmamış şeklinde tanımlayıp resmi otoritelerce verilmiş cinsiyet kimliği ne ise ona göre ‘yıkanma merasimi’ yapılması gerektiği yorumu da kimlere ne yarar sağlayacağı yönünde belirsiz. Prof. Dr. Yeprem’in yorumu üzerine, başkanlığın ‘Amacının dışında ve yanlış yorumlanabileceğini’ dikkate almasına da bir anlam veremedim. Bu cümlenin amacı ne ola ki? Pembe ve mavi kimliklerimize göre ne yapabileceğimizin ne yapamayacağımızın, bize ne yapılacağının ve ne yapılamayacağının kararının otoritelerce alınması amacına, bireysel irademi yok saydığı için hiçbir noktada olumlu bakamıyorum. Ancak tekrar belirtmek gerekir ki, otoritelerin kararları ışığında hareket etmeyi tercih eden ve doğru bulan bireylerin varlığı göz önünde bulundurulduğunda, başlatılan incelemeyi olumlu buluyor ve daha olumlu bir yönde ilerlemesini diliyorum.

‘Travesti değil transeksüel’

Buse Kılıçkaya - ''Pembe Hayat LGBTT Derneği''

Bir insan kendini kadın olarak kabul ediyorsa operasyon geçirmiş olması önemli değildir. Türkiye’de travesti olarak adlandırılan kişiler zaten transeksüeldir ve 24 saat kadın gibi yaşarlar ve davranırlar; bu nedenle operasyon geçirmemiş olsa bile kadınlar tarafından yıkanmalıdırlar ve biz transeksüeller böyle istiyoruz. Zaten ameliyatını olmuş, kimliğini almış, kadın haline bürünmüş transeksüellerin erkekler tarafından yıkanması açıklaması da tamamen saçmalık.

İnterseksüeller (hermoafrodit) ise doğumunda öyle yaratılmış, Allah onları öyle var etmiş. Allahın var ettiği biri için nasıl yıkanmaz denebiliyor? Birilerinin oturup Kuran-ı Kerim’deki kuralları kendi ahlak kurallarına göre yazıp çizmesi, yorumlaması sonucu bizler sürekli mağdur durumuna düşüyoruz.

Sonuçta biz kendimizi kadın olarak görüyoruz ve kadın olarak var ediyoruz. Ve vefatımız halinde bizi kadınların yıkaması gerekir.

‘Transeksüel erkekleri kim yıkayacak?’

Umut Güner - ''Kaos GL Derneği''

Aslında burada devlet mantığı ile baktığında bir sorun yokmuş gibi görünüyor. Türkiye’de transeksüeller ameliyat sonrasında zaten heteroseksüel kadınların sahip olduğu haklara sahip olduğu için bunun tersi yönünde bir uygulama aslında ayrımcılık olmakla kalmaz aynı zamanda kanuna aykırı bir uygulama olur. Travestiler konusuna gelince; travestilerin hepsinin eşcinsel cinsel yönelime sahip insanlarmış gibi düşünmemek gerekiyor. Biz biliyoruz ki heteroseksüel erkek ve kadınlar da travesti kimliği taşıyabilmekteler. Bu nokta da sorunun tek bir yanıtı olduğunu düşünmüyorum.

Bir de ülkemizde transeksüel operasyonları birkaç iyi merkez dışında ‘kasap’ diye tabir edilen doktorlar tarafından yapılıyor. Ve bu ameliyatlar sonrasında birçok arkadaşımız başarısız ameliyatlar sonrasında sağlık sorunları yaşayabiliyor. Bu yüzden de ameliyat olmaya cesaret edemiyorlar. Travesti kimliği ile yaşamak zorunda bırakılabiliyorlar. Bu durumda aslında travesti dediğimizde aklımıza tek bir şablon gelmemesi gerekiyor. Bu kararı yakınlarının vermesinin uygun olacağını düşünüyorum. Ancak bu konuda da ciddi endişelerim var. Çünkü öldürülen pek çok transeksüel ve travesti arkadaşımızı ailesi kadın kimliğini yok sayarak hareket etti. Çocuklarına yaşarken sahip çıkmayan aileler ölülerine de saygı göstermediler. Bu da bizim acımızı da daha da arttırdı.

Bir de transeksüelliği ve travestliği sürekli olarak, kadınlar üzerinden düşünüyoruz. transeksüel veya travesti bir erkeğin olabileceğini düşünmüyoruz. Diyanet de bunu gözardı etmiş.

‘Asıl sorun anatomimize toplumsal anlamlar yüklenmesi’

Yeşim Başaran - ''Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği''

İnançlı biri değilim, trans da değilim. O nedenle konuya yaklaşımımda farkında olmadan eksik kalmış parametreler olabilir. Kadınları kadınlar, erkekleri de erkekler yıkadığı için elbette ki trans kadınları da kadınların yıkaması gerekir. Ancak translık illa da doğrudan anatomik yapı ile ilgili bir kavram olmadığı için, bu tür yorumlar yetersiz kalabilir. Bir insanı tanımlamakta tıp ve biyolojiye mutlak güç atfetmenin sakınca doğurabileceğini düşünüyorum. Zaten cinsiyetçi ve cinsiyetli yaklaşımların temel tartışmalarından biri anatomimize toplumsal anlamlar yüklüyor olmamız değil mi? Bu açıdan baktığımızda sanki en rahatlatıcı çözüm, kişilerin vefatları sonrasındaki uygulamalar ve düzenlemeler hakkında söz sahibi olmalarıdır.

*Konuyla ilgili haberler:

Diyanetten cenaze bilgisi