Medya

CinsoMedya: Cinsiyetçi medya takip

Çarşamba, 5 Ağustos 2015
Haber: Kaos GL

Yayın hayatına 2013 yılında başlayan, medyada cinsiyetçiliği takip eden CinsoMedya kendisini Kaos GL Dergisi’nin “Yayıncılık” dosya konulu 142. sayısına anlattı.

Kimiz?

CinsoMedya 2013 yılında medyanın cinsiyetçi hallerini ifşa etmek üzere yayın hayatına başlayan bir site. Gerek sosyal medya gerekse de diğer mecralarda yer alan cinsiyetçi ve ayrımcı dile sahip haberleri ifşa etmeyi kendisine düstur edinmiş bir oluşum.

Bize gelirsek; belli başlı sorunları kendine dert edinen bir ekibiz. Hepimizin bir aktivizm geçmişi var; Küreselbak, KEG, Dur-De gibi organizasyonlarda gönüllü olarak çalışırken tanıştık. Medyanın cinsiyetçi söylemi üzerine tartışırken neden bununla uğraşmıyoruz dedik. CinsoMedya 2013’ün Mart ayında başladığında blogspot üzerindeydi ve daha kendi halindeydi. Belki ilk başlarda biz bile bu işi daha “profesyonelce” yürütülmesi gerektiğini yeterince idrak edememiştik, bu yüzden siteye geçişimiz Haziran ayının sonlarında oldu.

Kısacası CinsoMedya medyanın çoğaltıp yaygınlaştırdığı cinsiyetçilik ile mücadele etmek üzere yola çıkan 4 arkadaşın birlikte yürüttüğü bir proje.

CinsoMedya Mutfağı

Bizler hariç düzenli yazılar yazan yazar arkadaşlarımız da var. Gözümüze çarpan haberleri, üzerinde düşünmeye değer yorum yazılarını ve benzeri diğer kararları elimizden geldiğince hep birlikte ve hiyerarşisiz almaya çalışıyoruz. Ayrıca hepimiz ya çalışıyoruz ya öğrenciyiz, dolayısıyla sürekli iş bölümü yapmak zorundayız. Bu yüzden sürekli birbirimizle iletişim halinde oluyoruz.

Bu arada her şeyi yakalayamıyoruz tabii ki, bu yüzden de okuyucularımızdan gözden kaçırdıklarımız konusunda yardım istiyoruz. Sitemizde “Siz de deşifre edin” bölümü var. Bunları “Sizden Gelenler” bölümünde topladık. Bazıları olduğu gibi yayınlanıyor bazılarına biz de kendi yorumumuzu ekliyoruz.

Sitede bazen kısa haberler bazen de uzun yorum yazıları yer alıyor. Ortak noktaları; ilk bakışta gözden kaçabilecek kadar banal cinsiyetçi olsun veya açık ve vahim olaylar olsun her türlü cinsiyetçi malzemeyi deşifre etmek, neden cinsiyetçi olduğunu dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışmak. Yazıları ise en az iki editör gördükten ve onayladıktan sonra yayınlıyoruz.

CinsoMedya nelerle uğraşıyor?

Biz hiçbir insanın doğuştan cinsiyetçi olduğuna inanmıyoruz. Okurlar da keza büyük çoğunluğu cinsiyetçi olabilse de, cinsiyetçiliği “yaratan” kişiler değiller. Aile, okul, devlet ve medya -bütün bir sistem- bu ve bu cinsiyetçilik üretim mekanizmalarına dâhil. Bu yüzden CinsoMedya’da haberleri tek tek deşifre ederken, bir yandan medyanın kendisine ama bir yandan da bu sistemin aslında toplumdaki eşitsizlikler üzerinde nasıl yükseldiğine bakıyoruz.

Medyanın cinsiyetçi söylemini toplumdaki eşitsizlikten ayrı düşünemezsiniz. Toplumsal sorun aşıldıkça diğeri ile mücadele etmek de kolaylaşır. Toplumsal olarak bu konularda gündelik hayattan siyasete kadar her alanda oldukça sorunluyuz, cinsiyetçi medya da işte bununla besleniyor. En iddialı haber programlarında dahi bunun izlerine rastlayabiliyoruz.

Medya çalışanları ve patronlar tüm bu içerikleri “Okuyucu bunu istiyor, halk bunu istiyor” diye meşrulaştırabilir. Her kendi çıkarını gözetenin yapacağı bir akıl yürütmedir bu. Ama yanıltıcı. Nedense “halk bunu istiyor” medyasını, asla halkın istediği diğer şeyleri dile getirirken görmezsiniz. Halk ücretsiz sağlık hizmeti, konforlu ulaşım, tehlikesiz işyerlerinde çalışma hakkı, askere gitmeme hakkı, savaş değil barış gibi şeyleri de istiyor mesela. Fakat bunları nedense aynı ana akım medya fazla haber değeri taşır görmüyor. Medya bırakın tekrar tekrar önümüze getirmeyi, bilakis bu tür talepleri gizlemeyi seçiyor.

Sadece talepleri değil, kimlikleri de gizliyor. Translar toplumun huzurunu kaçıran, norm dışı kişiler olarak gösterilmeye devam ediyor; şiddet/taciz mağduru kadınların kendi suçu olduğunu ima edecek geçmiş ilişkileri deşiliyor, şiddet aile meselesi gibi sunulmaya devam ediliyor vesaire. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bütün bunlar ve arkasında yatan çıkar sistemi deşifre edilmedikçe, bizlere sanki olağan hayatmış gibi sunulmaya devam edilecek ve hepimiz bizim için önceden belirlenen rolleri oynamaya devam edeceğiz.