Yaşam / Ekoloji

Doğadan ve doğaldan yana: Gaia Dergi

Cumartesi, 8 Ağustos 2015

Ekolojiden LGBTİ haklarına, insan haklarından hayvan haklarına kadar geniş bir perspektifte yayın yapan Gaia Dergisi ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Ekoloji, sürdürülebilir yaşam, yeşil felsefe, kadın hakları, LGBTİ hakları, insan hakları, hayvan hakları, kültür-sanat, dünya kültürleri ve bilim & teknoloji alanında haberler ve röportajlar yapan görsel ve yazılı haber kaynağı Gaia Dergi, 2. Sayısı ile satışta.

Kaos GL’den Hakan Özkan, kendilerini ırkçılığa, cinsiyet ayrımcılığına, türcülüğe ve betonlaşmaya karşı, doğadan ve doğaldan yana yaşamı savunan alternatif bir platform olarak tanımlayan Gaia Dergi ekibinden Yeşim Özbirinci, Burak Avşar ve Beril Tezel ile söyleşti.

Dergi fikriniz nasıl şekillendi? Öncesinde Çepeçevre ekibinden tanıyoruz sizleri. Oradan ayrılmanız ve dergiyi çıkarmanız nasıl gelişti?

Yeşim: Ben Ankara’ya yeni taşınmıştım. Birkaç ay olmuştu. Çepeçevre’den Osman Abi ile tanıştık o süre içerisinde. Ben tanıştım daha doğrusu. Kendisi “Çepeçevre” den bahsetmişti. ‘Yapmak isterseniz, birlikte tekrar canlandıralım’ diye bir fikir sundu. “Çepeçevre” için böylelikle adım attık. Sonrasında Burak ve Sasun’la tanıştık. Aranan kanı bulduk diye düşündük. Sonra bir anda parçalar birleşti, hiç birbirini tanımayan, kafa olarak uyumlu hem de aynı görüşlere sahip olan insanlarla beraber ilerlemeye başladık.

Burak: Çok hızlı oldu. Tanıştık, ondan bir hafta sonra çalışmalara başladık zaten. Don Kişot’ta kamp yaptık. Hatta Konur Sokak’ta ilk çadır atan bizmişiz. Öyle bir muhabbet oldu. Ondan sonra işler hızlandı, nasıl yaparız diye düşünmeye başladık. Tabi bir de çok büyük bir geçmişimiz yok. Yeşim, daha önce bir dergide editörlük yapmıştı. Ama benim büyük bir geçmişim yok sadece hayallerim vardı önceden. Ama biz de web tasarım ile uğraştığımız için web kısmından anlıyorduk. Derken bir anda ekip hızlanmaya başladı. Dört kişiydik, beş kişi olduk, derken baya bir kalabalıklaşmaya başladı. Sonra bir iki ay bu ekip devam etti. Devam ettikten sonra prensip olarak anlaşamamaya başladık. Osman Abi ordayken Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyordu, istediğimiz belli alanlar vardı, o alanlarda da yayın yapabilmek istiyorduk ama prensiplerimiz uyuşmuyordu. Biz de güzel bir şekilde yollarımızı ayırdık böyle böyle olursa devam edemeyeceğiz diye. Ayrılalım derken işte güzelce anlaştık, konuştuk. Sonra isim arayışına girdik.

Beril: Sonra heyecanımızla, hepimiz yine ilk gün birbirimizi bulduğumuz günkü ilhamımızla daha böyle bir azimli çalışmaya başladık. Rüya gibiydi o süreç.

Burak: Ardından internetten mi devam edelim yoksa basılı materyal ile mi devam edelim diye düşünmeye başladık. Çepeçevredeyken bizim bir gazete fikrimiz vardı, Solfasol gibi. Ama dergi olacak ise dosya konularını güzel işleyelim. İstediğimiz bütün alanlara yer verelim dedik.

Doğal olarak dergi işi Türkiye’de zor bir iş. Matbu dergi çok zor bir iş. Ama yaptığınız işin daha da gelişmesini istiyorsanız matbu yayına da önem vermeniz gerekiyor. Çünkü pek çok insan günümüzde oturuyor bir internet sitesi kuruyor orayı bir blog gibi kullanıyorlar. Bir yere gittiğiniz zaman saygınlık görebilmeniz için ya da sözünüzü kabul ettirebilmeniz için karşınızdaki sizden bir şey görmek istiyor. Matbu yayın da bu anlamda önemli.

Beril: Kalıcı ve sürdürülebilir ürünler vermemiz açısından basılı bir halinin olması son derece bir önem arz ediyor. Sonuçta anlatmak istediğimiz şeyler sanal ortamda kalacak mı hiç garantisi yok ama bastığımız hali ile hem erişimi daha kolay oluyor, internet kullanmaya aşina olmayan insanlar erişebilir ve faydalanabilir hale geliyor.

Gaia nasıl çıktı isim olarak?

Burak: Şimdi aklımda iki-üç tane isim vardı. Aynı anlama gelen Terra vardı bir de. Terra, Roma mitolojisindeki karşılığı. Gaia da Yunan mitolojisindeki karşılığı. Gaia, mitolojide Toprak Ana ve doğa demek,. Bir mitolojik varlık aynı zamanda ama bu Yunan mitolojisindeki tanrılar gibi değil. Yunan mitolojisinde Zeus’a ne kadar az tapılırsa onun tanrılık statüsü düşüyor zamanla. Gaia’nın da durumu böyle oluyor. Zamanla ona tapanlar azaldıkça Gaia önce Tanrıça’ya düşüyor ondan sonra yok oluyor. Aynı zamanda Gaia hipotezi var. Bu ikinci sayımızda da ona yer verdik. Üçüncü sayıda da eğer bir aksilik olmazsa Gaia’nın mitolojik kısmı anlatılacak. Ekip olarak Gaia ismine çok ısındık. Bir kerede karar verdik.

Yeşim: Bir de evrensel oldu, yabancı biri de aşina olabiliyor içeriğe. Kuşatıcı, kapsayıcı bütünleştirici, şefkatli, üreten gibi bir sürü vasıf yüklendiği için Gaia’ya, yani çok nitelikli çalışmalar gerçekleştirilebilir.

Burak: Yayınevi olmayı da düşünüyoruz. Kitap çıkartmayı da düşünüyoruz. Özellikle doğa, ekoloji ya da hayvan özgürlüğü konularında kitaplar da çıkartmayı düşünüyoruz. Biz yazar mıyız bilemiyorum, hani kalemine bu kadar güvenebilecek biri olur mu bilemiyorum ama ilk başlarda çeviri yayın yapmayı düşünüyoruz.

Türkiye’de böyle faaliyet gösteren dergiler sınırlı sayıda. Çok önemli bir ihtiyacı karşılıyorsunuz aynı zamanda.

Kapsayıcı dergiler yok, her alana dokunmuyor. Ekoloji, vegan mutfak gibi alanlarda çalışan dergiler var. Biz de dokunduğumuz alanlar itibariyle, güzel geri dönüşler alıyoruz. Kapsayıcılık bakımından.

Peki çalıştığınız alanları nasıl şekillendirdiniz?

Ana alanımız ekolojiydi. Son bir buçuk yılımız ekoloji ile şekillendi. Yeşil, felsefe,  geri dönüşüm, bilim teknoloji haberleri olsun doğa ile alakalı olsun istedik. Yeşim, Gamze, Beril’in gelişiyle donanımımız arttı. Öylelikle LGBT alanını şekillendirdik. Gaia ile birlikte, kapsayıcı kuşatıcı olarak bu alanlara da dokunduk. Irkçılığa, türcülüğe, cinsiyetçiliğe, betonlaşmaya karşı doğal ve doğadan yanayız.

LGBT haberleriniz ve dokunduğunuz meseleler de gayet orijinal. Pagan inanış ve LGBT ile ilgili yazılar yazıyorsunuz mesela

Burak: Herhangi biri özgür değilken bir başkası özgürlükten bahsedemez diye düşünüyoruz. Bu nedenle LGBT özgürlüğü de çok önemli bir yerde duruyor. Total özgürlük için mücadeleye devam edeceğiz.

Dergi dışındaki faaliyetleriniz ne durumda?

Beril: Ertelenen ve bazı organizasyon problemleri yaşayan Vegfest’i ileri bir tarihte organizasyon sorumluluğunu üzerimize alarak bunu hayata geçirmeyi planlıyoruz. Vegan piknik yaptık. Bireysel olarak da bütün vegan etkinliklere katılmaya çalışıyoruz.

Yeşim: Onur Yürüyüşe ne katıldık. Kafamızda çok şey var, sistem yeni oturduğundan birden gerçekleşmiyor. Atölyeler planlarımız var. Bundan birkaç ay sonra bazı şeyler oturduktan sonra bunların hepsini gerçekleştireceğiz.

Gönüllü yazar sistemi üzerinden ilerliyorsunuz değil mi?

Burak: Sekiz-on kişilik kemik ekibimiz, doksan-yüz kişilik gönüllü ekibimiz var. Bazıları ayda bir yazıyor. Burası bir şirket olsun dağıtım firmaları ile çalışılsın gibi mantıkla başlamadık. Biraz kooperatif gibi, çorbada tuzumuz olsun mantığı ile ilerliyor. Bütün yardımlara açığız. İnsanlar bize ne kadar yardım etmek isterse bir maille ulaşabiliyorlar. Biz onlar için yer ayırabiliriz. Türkiye’de medyanın durumu belli, ekolojiye hiçbir şekilde yer verilmiyor. Verilen şeyler de ana akım şeylerden çıkıyor.

Objektif olmak bizi mecbur taraf yapıyor. Bu alanda yayılmaya çalışıyoruz. Yerel muhabirler araştırıyoruz. Ajans tadı da vermek istiyoruz. Gün içinde sekiz-on tane paylaşım yapıyoruz. Türkiye’nin gündemi belli, Türkiye’de bir gün içinde4 defa gündem değişebiliyor. Kendi ilgili alanlarımızı yakalamak istiyoruz. LGBTİ’ler ile ilgili olay olduğunda duyurmak istiyoruz. İleride yerel ağ kurmak istiyoruz.

Dağıtımınız nasıl?

Burak: Dergi dağıtımı 8 şehirde yapılıyor. İstanbul, Ankara, Adana, Isparta, Mersin, Antalya, İzmir, Eskişehir. Diğer şehirlerden satılıp satılmadığını soran oluyor.

Yeşim: Kafeler ve kitapevlerinde satılıyor. Biz kendimiz ulaşıyoruz. Bazı kitabevleri bizi arayıp sorabiliyor. Dijital şekilde de satın alınabiliyor, PDF şeklinde okunabiliyor.

Burak: İnteraktif haberciliğe geçmeye çalışıyoruz. Türkiye’de SoL bunu yapıyor. Biz de kendi alanımızdaki tüm interaktif bilgileri toplamaya çalışacağız. Örneğin “Osmanlıdan Günümüze Feminist Hareketler” gibi başlıkları, tarihçesinden başlayıp anlatmaya çalışacağız. Bu başlıkları interaktif bir şekilde, mihenk taşlarını belirterek güzel bir tasarımla, kullanıcıların yararlanacağı şekilde sunacağız. İnternet yayıncılığına ağırlık vereceğiz.

Beril: Bizi o dileklerimiz ve umutlarımız tuttu. Beklemediğimiz yerlerden beklemediğimiz eller uzandı. İlk sayıdan ikinci sayıya geçmek, heyecan süreciyle devam etti.

Burak: İlk gördüğümde sarılasım geldi dergiye. Birinci sayıyı ikinci sayıyla kıyasladığımızda, daha iyi olduğunu görüyoruz. Üçüncü ve dördüncü sayısı daha güzel olacak. Türkiye’de kullanılmayan şeyleri deneyeceğiz. Gaia Dergi’yi QR kodlarıyla geliştireceğiz. Kodu okutup derginin tanıtım videosunu izleme, yazılar için müzik önerme gibi teknolojik şeyler deneyeceğiz.

Kendi vejetaryenlik deneyimimden ele alırsam, insanlar vegan-vejetaryenlerin ne savunduğunu bilmiyor. Ortaya çıkan bilgi kirliliği anlaşılmamaya neden oluyor. Bu anlaşılmama sonucunda ise vegan-vejetaryen aktivistlerin dilinin sert olduğu söyleniyor. Siz dergi olarak aktivizmin neresinde duruyorsunuz? Nasıl bir üslubunuz var?

Beril: Biz aslında hiçbir ucunda durmuyoruz. Ne aşırıyız, ne de çok pasif kalma taraftarıyız. Dengeli ve hassas adımlarla bu mücadelenin başarıya ulaşacağını düşünüyoruz. Bütünsel özgürleşme içinde, hayvan özgürlüğü önem taşıyor. Attığımız adımların hassasiyeti bunlardan kaynaklanıyor. Vegan-vejetaryen kişilerin maruz kaldığı saldırılar ve tutumların yanlış anlaşılması büyük problemler arasında yer alıyor. Bu yöndeki çalışmalar azimli ve gayretli ilerliyor.

Yeşim: Amacımız hayvan özgürlüğü, sert olmak herhangi bir başarı sağlamayacak.

Burak: Türkiye’de vegan-vejetaryen hareketi popülerleşmeye başladı. Karşı tezdeki yayınlar da çoğalmaya da başladı. Gezegen etkisi, iklim değişikliği gibi kapsamlı veriler sunduğumuz için hareket içerisinde umut sağladığımızı düşünüyoruz. Geçenlerde internette şunu deneyimledim: Evrim Ağacı’ndan bir yazı okudum. İnsanlar başlığı okuyup, bütün olayı çözdüğünü düşünüyor. Yazının sonunu okunmuyor. Makalenin içinde vegan-vejetaryenliğin daha mantıklı olduğu söyleniyor. Makale 2012 makalesi ve çeviri hatası var. Sosyal medyada büyük bir bilgi kirliliği var. Evrim Ağacı bilim yapmaya çalışırken, bu konuda hata yapıyor. Evrim ağacığını bilimsel olarak sevsem de, vegan ve vejetaryenlere karşı tutumlarını doğru bulmuyorum. Türkiye’de bilim alanındaki otoritelerini yanlış kullanıyorlar.

Böyle olunca insanlar doğal olarak gerilmeye bölünmeye başlıyor. Veganlar bir taraf hepçiller bir tarafta diye. İki farklı görüş arasında iletişim kurmak zorken, daha da zor hale geliyor. Daha önce veganlığı bilmeyen, et yemenin nasıl sonuçlar doğuracağını bilmeyen insanlar var. Biz de vegan doğmadık. Bu durumda biz kucaklayıcı olmaya çalışıyoruz. “Sen katilsin, sen cinayet işliyorsun” dedikçe bir duvar örüyoruz. Biz bunun bilgilendirici kısmındayız. Zaten bir hareket zar zor oluşuyor. Bundan dolayı bu kadar hızlı, düşüncesiz davranırsak istenmeyen sonuçlar doğabilir.

Ekibinizde kim ne napıyor?

Yeşim: Gamzegül Kızılcık, Yazı İşleri Müdürümüz. Adem Aykanat, reklam ve muhasebe işlerine bakıyor, İmtiyaz sahibi aynı zamanda. Sasun Bazaryan, tasarım-grafik işlerini yapıyor.

Sezgi Ayçicek editörlerimizden. Esra Aydın haber koordinatörümüz. Engin Düz, Halkla İlişkiler Koordinatörü. Neriman Arslan, şu an aktif aramızda değil ama bir dönem yazı ve yardımları oldu bize.

Arada da şakalaştığımız bir konu, ekip çok kozmopolit. Çok farklı insanlar var. Çok kavga ettiğimiz durumlar oldu, ama canciğer şekilde yolumuza devam ettik. Biz de gönüllü şekilde devam ediyoruz. Ama işimiz olsun istiyoruz Gaia. Enerjimizi buraya aktarabiliriz. Sevdiğimiz inandığımız şeyleri yapalım ve Gaia daha iyi noktalara gelsin istiyoruz. Biz tüm yazarlarımıza bir şeyler vermek istiyoruz.

Çok şey kazanalım istemiyoruz. Biz de parasız yaşamaya çalışan, parayı az tüketmeye çalışan insanlarız. Otostop kullanmaya çalışıyorum. Nitekim şehirde yaşıyoruz, otobüs gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılaması yeterli.

Burak: Gönüllüler için, bir havuzumuz var çeviri ve yerel. Onlar bize yazı gönderiyor röportaj gönderiyor. Patronsuz ilerliyoruz. Bizim unvanlarımız gibi görünen şeyler aslında o alana hâkim olmakla alakalı. Dergide herkes her şeyi yapabiliyor.

Son olarak okurlara ne söylemek istersiniz?

Burak: Bu noktada bizim bol bol fikre ihtiyacımız var. Çekinmesin okurlar, iç içe olmak istiyoruz. Yazmak isteyen herkese açığız.

Beril: Genel olarak Gaia Dergi ne istiyor? Varlığımız, bütün özgürleşmelere vesile olmak. Hayvan, kadın, doğa LGBTİ gibi konularda farkındalığı artırmak istiyoruz.

Yeşim: Alanda çok dergi olmadığı için, ön plana Gaia çıkıyor. Yaptığımız iş daha önemli. Ekibi daha fazla büyütmek, daha fazla üretmek istiyoruz.

Burak: Sadece dergi ve matbu yayın değil, farklı alanlarda da büyütmek istiyoruz. Sokak eylemi gibi değil, daha yaratıcı eylemler istiyoruz. Bir ülkede veganlar ölü hayvanlarla sessiz şekilde yürüdü. Biz böyle şeylerin içerisine girmek istiyoruz. Sosyal deney yapmak istiyoruz. Sokak deneyleri yapmak istiyoruz.

İnsanların tepkileri ölçmek istiyoruz. Gözlem yapmak istiyoruz, sonuca çıkmak istiyoruz. Yazmak ve çizmek için birçok alan var. Toplumu bu hale getiren şey neler? Ayrımcılık neden var? Neden bir erkekle bir kadın aynı seviyede değil? Neden bir erkekle bir hayvanla aynı seviyede değil? Ataerki türcülüğü, türcülük ataerkiyi besliyor. Bunun sebebi ne? Sorunun temeline inemedik.

Onun için güzel şeyler düşünüyoruz. Hayvan özgürlüğü ile alakalı, tarihsel süreçle alakalı. O günlerden bugüne hayvan özgürlüğüne değineceğiz. Bu alanda etkin insanlar çalışıyor. Bilim ve teknoloji kısmını ele alacağız. Bunun yanında LGBTlerden özel destek bekliyoruz. Her kısımda LGBTlerden daha çok katılım bekliyoruz.

Beril: Toplumun aynı kefesindeyiz. Anlatmak isteyen ve anlaşılmak istenen insanlarız. Genelde anlaşılmak istenmeyen isteyen insanlarız. Veganlar olsun, ekolojiyi savunanlar olsun, homofobinin/transfobinin karşısında duranlar olsun ezildikten sonra aynı şarap olan üzümleriz.

Burak: O noktada daha çok yönlendirme bekliyoruz. Çok profesyonel olduğumuzu düşünmüyoruz. Bu konuda daha bilgi sahiplerini bekliyoruz. Bizi de yönlendirmelerini istiyoruz. Bizden önce çok fazla çalışmalar yapıldı. Biz hem onlardan deneyim kazanıyor hem de katılım bekliyoruz. Verilecek desteğin her türlüsüne açığız.