Yaşam / Dünyadan

Zimbabve Medyasında Eşcinsellik Üzerine İlk Röportaj*

Pazartesi, 27 Mart 2006
Haber: Kaos GL
Bu yazı ilk kez Zimbabve'de GALZ Magazine'de yayımlandı. Medya konusunda, Zimbabvelilerden farklı olarak, Türkiye'de eşcinsellerin ve kadınların kurtuluşu aynı zamanda medyaya karşı da topyekûn bir mücadeleden geçiyor...

SİYAH EŞCİNSELLER İÇİN DÖNÜM NOKTASI

Sonunda, Zimbabve medyası -radyoda da olsa- eşcinsellik üzerine serbest bir tartışma yayınlayarak kabuğundan sıyrıldı.

Radyo 2'nin popüler programı ‘Chakafukidza Dzimba Matenga’, son zamanlarda, iki siyah gey ile yapılan bir röportajı yayınladı. Böylece, medyanın bu kolu, siyah eşcinsellerin varlığını tanıdı. Bu bir devrimdi!

Biz siyah eşcinsellerin, ses ve fikirlerimizin tanınmasının zamanı çoktan gelmişti. Eşcinselliğin bütünüyle yabancı olduğu kanısı çok uzun bir zamandır yaygındı. Radyo 2 programının çok geniş bir dinleyici kitlesi var; bu da pek çok insanı etkilemesine olanak tanıyor. Bu nedenle, Zimbabve'deki tutuculuğu da göz önüne aldığınızda, tartışmaların özgürce iletilmesi sevindiriciydi.

Örneğin, yorumcu, eşcinsellikten (chingoohani) bir ‘sözde hastalık’ olarak bahsetti. Sadece bunu yaparak, eşcinselliğin gerçekte nasıl tanımlanması gerektiği konusunda insanların zihinlerinde bir tartışma başlattı. Zimbabve'nin medya tarihinde ilk kez eşcinseller ‘cüzzamlı’ gibi gösterilmedi. Görünen oydu ki medya hep eşcinselliğin olumsuz yanlarına dikkat çekiyordu.

Radyo yayınında, eşcinsel rollerine böyle açıkça değinilmesi ilginçti. Bu konuda da birçok olumlu noktaya değinildi. Yayının diğer ilginç bir yanı ise tüm eşcinsel erkeklerin kadınsı, lezbiyen kadınlarınsa maço olduğu yolundaki mitti. Bu mit, ciddi bir biçimde yıkıldı.

Romeo ile Juliet'i, eşcinsel erkekler ve kadınlar hakkındaki klişeleri yıkma sürecinde kalplerini ve ruhlarını ortaya dökme konusundaki cesaretlerinden ötürü kutlarım. Bu klişeler böyle abartılı ki radyo yorumcusu bile karşısındaki iki kişinin ne kadar normal ve görsel olarak kabul edilebilir olduğunu belirtmek durumunda kaldı.

‘Romeo’, bildiği eşcinsel siyahların ilişkilerini anlatırken gizlenen gerçeği açıklıyordu. Gey'ler arasında temel farklılıklar olduğunu kabullenen Romeo, ayrıca tüm insanların temel olarak farklı olduğuna ve farklılık marjının eşcinsellerin yaşamlarına dek girdiğine de işaret etti. Eşcinselliğin ‘beyaz adam hastalığı’ olduğunun aptalca bir inanç olduğuna da!

‘Juliet’ ise siyah lezbiyenlerin gerçekten var olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. Zimbabveliler, kadınların eşcinsel olamayacağı yolundaki Viktoryen inançlarına hep sadık kalmışlardı. Juliet daha da ileri giderek ‘Bayan Doğru’yu beklediğini söyledi.

Bu tür röportajların çok daha fazla radyo ve televizyonda yer almasını, sesimize kulak veren her türlü araçla insanlara ulaşmasını sağlamalıyız. Tüm lezbiyen ve gey'leri röportaj yapmak için göz ve kulaklarını açık tutmaya çağırıyorum. Şimdi sesimizi duyurmanın ve hakkımızdaki yanlışları düzeltmenin zamanıdır!

Ünlü bir Shona atasözü der ki: ‘Kamwana Kasingacheme Kanofira Mumbereko’. Yani, ilgi toplayıp hakkınızdaki güzel gerçekleri duyurmazsanız acı çekmeye meyillisinizdir.

Kendimizi anlatalım. Medyanın ilgisini çektik öyleyse bunu iyi kullanalım. Acı çekilecek, ancak genç siyah gey Zimbabveliler için topluma karşı kendi savaşımlarını vermek ne kadar farklı olacak? En az diğerleri kadar normal olduklarını ve yalnız olmadıklarını öğrenecekler.

Savaşımsız özgürlük olmaz.

''*ILGA Bülteni’nden alınmıştır.''
''2 Ekim 1994''