Yaşam / Siyaset

HDP MYK Üyesi Erdal: Bu savaş bizim savaşımız değil!

Perşembe, 20 Ağustos 2015

HDP MYK Üyesi, LGBTİ aktivisti Cihan Erdal KaosGL.org’a konuştu: Bu savaş bizim savaşımız değil; sarayın, iktidarın, erkekliğin, erilliğin savaşı. Onun için topyekûn reddetmeliyiz.  

LGBTİ aktivistleriyle barışı konuşmaya devam ediyoruz. Ankara, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Mersin ve Van’dan LGBTİ aktivistlerinin ardından bu sefer mikrofonu Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu üyesi, LGBTİ aktivisti Cihan Erdal’a uzattık.

Savaşın umudu körelttiğini söyleyen Erdal, “Ağır aksak da olsa toplum konuşmaya başlamışken, Kürt sorununun tarihinde belki de barışa en çok yaklaşılmışken, bir anda tüm acımasızlığıyla çatışmaya, savaşa dönmek karamsarlıktan başka ne üretebilir” diye sordu.

Savaşın, bir arada, eşit olarak yaşamaya olan inancı zedelediğini de vurgulayan Erdal Suruç katliamını hatırlattı:

“Sarayın savaşının birlikte mücadele ettiğimiz yoldaşlarımızın Suruç’ta katledilmesi üzerine kurgulandığını görmek ise en kötüsü… 60’lı, 70’li yıllar içerisinde yer alanların zorlu hikâyelerini dinleyen, okuyan bizim kuşak benzerlerine, belki de daha kötüsüne tanıklık ediyor. Her şeye rağmen, başkanlık hesabının darmadağın olması karşısında insanları öldürmekten, ülkeyi yakmaktan çekinmeyen gaddarlığın yenileceğini, barışın tek yol olduğunu biliyorum.”

Erdal, “Bu savaş bizim savaşımız değil” diyerek barışın neden gerekli olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Bu savaş bizim savaşımız değil; sarayın, iktidarın, erkekliğin, erilliğin savaşı. Onun için topyekûn reddetmeliyiz. Küçük oğlu zorunlu askerliğini yapmaktayken annem ‘Türk de Kürt de ölmesin, bu Cumhurbaşkanı ne yapmaya çalışıyor?’ dediği için barış elzem. Kimliği hala çoğunluğun ağzında küfür olanların yarına dair umutlarının tükenmemesi için barış elzem.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiren Erdal,  “Erdoğan’ın zihin dünyası ve politikası tekçilikle örülü” dedi ve ekledi: “Yaşam ise çoğuldur, onu hizalamak mümkün değildir. Kürt sorununun demokratik çözümü için de bu tekçi anlayışın tuzla buz olması gerekir. Bugün Kürtlerin mücadelesini yalnızca onların kılmayan, bir bütün olarak ezilenlerin mücadelesi haline getiren hakikat budur.”

Barışın gerçekleşmesinin hem bir halkın özgürlüğünü kazanması hem de eşit olmak ve özgürleşmek isteyenlerin ortak mücadelesinin önünün açılması anlamına geldiğini vurgulayan Erdal’a göre, içinde boğulduğumuz kısır döngüden kurtulmamız ve birikmiş bir dizi sorunun çözümü için radikal demokratik bir değişimi örgütlememiz gerekiyor.

İlgili haber:

Katledilen bir halk hâlâ barış diyorsa