İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

‘Bir trans kadın mükemmel olmak zorunda’

23 Ağustos 2015

Ece 41 yaşında diş hekimi bir trans kadın. Bir hafta önce işten atıldı. Meslektaşları onla çalışmak istemedi. Ece ise Türkiye’de trans kadın bir diş hekimi olduğunu herkese göstermek istiyor.

Türkiye’de trans kadın olmak denildiğine akla iki kelime geliyor: Nefret cinayeti. Şiddetin hüküm sürdüğü bedenler ve şiddete direnen yaşam… Öte yandan transfobi kendini sadece nefret olarak göstermiyor. Ayrımcılık her alanı sarıyor. Para kazanmak, başını sokacak bir ev bulmak, hastalandığında herkes gibi tedavi olmak söz konusu translar olduğunda çok lüks talepler gibi kaçıyor.

Geçtiğimiz günlerde tam da bu ayrımcılığı gözler önüne seren bir telefon aldım. İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nden aradılar ve işsiz kalan 41 yaşındaki trans kadın bir diş hekiminden bahsettiler. Ece Hanım, bundan bir hafta önce trans olduğu için çalıştığı poliklinikten atılmış.

Ece’yi aradım. Tanıştık. Hızlı hızlı kendisini ve yaşadıklarını anlatmaya başladı. Ardından röportaj için sözleştik ve nihayetinde buluştuk.

Onu ilk Fransız Kültür Merkezi önünde gördüm. Sokak müzisyenlerinin yanında oturup bir yandan şarkıları dinleyip beni bekliyordu. Beraber Cihangir’e indik. Yürürken de bir yandan konuşmaya başladık. Sonunda bir dinleyici bulmanın heyecanıyla başladı anlatmaya.

“Tecrübesizim diye iş verilmiyor sanmıştım”

Ece, 2000’de Marmara Üniversitesi’nden mezun olmuş. Bundan iki yıl sonra ise mesleğini yapmaya başlamış. O zamanlar da şimdi atıldığı iş yerinde çalışıyormuş:

“Şimdi ayrılmak zorunda kaldığım işyerinde çalışmaya başladım. O zamanlar kimse iş vermemişti bana bir tek onlar iş vermişti. Anlamamıştım o zamanlar. Tecrübesizim diye iş verilmediğini sanıyordum ama gerçekler başkaymış.”

Bir süre mesleğine devam eden Ece ‘içinde yanlış giden bir şeyler olduğu’ düşüncesiyle yurtdışına gider. Yeni Zelanda, Tayland, Amerika ve Hollanda’da kalır. Türkiye’ye döndüğünde yine eski çalıştığı yere döner:

“Meslektaşlarımın benle çalışmak istememesi en üzücü olanı”

“Türkiye’ye döndüğümde eski çalıştığım iş yerine döndüm. Aslında bana iyi davranıyorlar diye onlara mecburdum. Hemen işe başladım. İki yıl boyunca çalıştım. Başta kabullendiler. Sonra makyaj yapmaya başladım. Öbür kız yapıyordu ben niye yapmayayım? Önemli olan yaptığım işti sonuçta. O şekilde saygı duysunlar ve ona göre gelsinler istedim. Bir gerçek var ki cirom bir türlü yükselmedi. Halk beni değil onları tercih ediyordu.

“İşyerinde çalışanlar da bey diyordu bana. Bey lafını kullanmamalarını istedim. Doktor deyin dedim. Hastalar da kafa karışıklığı yaşıyordu.

“En sonunda patronum benim hakkımda şikayetlere dayanamadığını söyledi. Doktorluğumla alakalı olmadığını ama devam edemeyeceğimizi söyledi. Hastalarımı bitirip öyle çıkayım, dedim. Hayır cevabını aldım. Sanıyorum işyerindeki diğer doktorlar da istemiyordu beni. En üzücü kısmı da bu. Meslektaşlarımın benimle aynı yerde çalışmak istememesi… Aniden işten ayrılmak zorunda kaldım.”

Ece ısrarla mesleğini iyi yaptığını hatırlatıyor. Patronunun da öyle dediğini söylüyor: “Mesleğimi seviyorum. İyi de yaptığıma inanıyorum. Ötekilerden daha kötü olmadığıma da daha insani yaklaştığıma da eminim. Para odaklı çalışmadım hiçbir zaman.”

“Bu yaştan sonra fuhuş mu yapayım?”

Transfobik baskılar sonucu işinden ayrılmak zorunda kalan Ece, “Bu yaştan sonra fuhuş mu yapayım” diye soruyor. Ne yapacağını bilmiyor. Bir yandan da iki ay sonra hormon tedavisine başlayacağını söylüyor. Hormon tedavisi ve ardından ameliyat ise para demek, çok para…

“Hep kendimi bir kadın gibi hissettim. Hep transtım ama herkes bana yalan söyledi. Bir kişi bile bana trans olduğumu söylemedi. Ben de kendimi görmüyordum. Eşcinsellikle translık da çok karıştırılıyor. Transların çoğunun fuhuş yapmak zorunda olmasıyla da alakalı sanırım. Fuhuş yapmıyorsan trans değilsindir düşüncesi bende de vardı o zamanlar. Fuhuş da yapamadığım için arada kaldım.

“Kız gibisin diye dalga geçildi, yalnız kaldım, arkadaşım olmadı. Öyle olunca erkeğe dönüşmeye çalışıyorsun. Herkesin bildiği gerçeği ben göremedim. Kendime çok kızıyorum.

“Güçlü olmak da birtakım şeyleri görmeni engelliyor. Zekamın da farkında değildim. İyi bir oyuncu olabildiğimin de farkında değildim. Erkeği oynamaya çalıştım. Bana göre kötü onlara göre iyi bir oyuncuydum.

“En büyük hayalim hormon tedavisine başlayıp eğer iyi bir doktor bulabilirsem ameliyat olmak. Ama şimdi işsiz ve parasız kaldım. İş bulsam da zor gerçi. Çok pahalı…”

“Bir trans kadın mükemmel olmak zorunda”

Aile konusunu açıyorum. Net bir şekilde ‘Görüşmüyorum’ diyor ve konu yine atıldığı işyerine geliyor:

“Ailemle 4 yıldır görüşmüyorum. Her onları gördüğümde evlen lafını duymaktan bunaldım. Benle dalga geçiyorlardı resmen. Babam bir süre önce vefat etti ve ben o zaman bile işime devam ettim. Kimse yapmazdı bunu. İşimi kaybetmemek için yapmak zorunda kaldım. Her ne kadar görüşmüyor olsam da babam sonuçta. Duygusuz, taş kalpli diyebilirsiniz ama öyle değil. Bir trans kadın mükemmel olmak zorunda. İyi olmak da yetmiyor. Ben mükemmel olmaya çalışıyorum. Her ortama ayak uydurmaya çalışıyorum. Kıyafetlerimle bile ayak uydurmaya çalışıyorum ama sınırdayım.”

Ece, başka bir iş yapsa da aynı ayrımcılıkla karşılaşacağını düşünüyor:

“Tezgahtarlık da yapsam aynı sorunu yaşayacağım. Dalga geçecekler, tuhaf tuhaf bakacaklar, kıkır kıkır gülecekler, patrona şikayet edecekler. Şimdi anlıyorum insanların neden yola çıkıp fuhuş yaptığını. Kızıyordum onlara ama hak veriyorum artık. Paran yoksa başka bir yol yok gibi gözüküyor.”

Birçok trans kadının yaşadıkları sonucu kendi içine çekildiğini anlatıyor Ece. “Eve kapanıyoruz. Hayattan ve insanlardan soğuyoruz” diyor ve soruyor:

“Rock yıldızları yapınca iyi ben yapınca mı kötü?”

“Kimseye bir şey yapmadan, karışmadan neden kötü oluyorum? Ne yaptım ben size? Ne kötülük yaptım? Sana ne benim ne giydiğimden? Ben karışıyor muyum sana? Makyaj kadınlara özgü bir şey mi? Erkekler yapmıyor mu? Rock yıldızları yapınca iyi ben yapınca mı kötü? İlla rock yıldızı mı olmak gerekli? En çok istediğim şey güzel olmak. Başka bir şey yok. Neden bu kadar karşılar güzel olmaya? İstediğimiz gibi güzelleşsek ne olur? Kadın kıyafetleri ile daha rahatım, bu kadar basit.”

Ece, her şeye rağmen güçlü olduğunu ve olmaya devam edeceğini söylüyor. O an hakikaten de birçok trans kadın gibi bir Amazon ile görüştüğümü fark ediyorum. Duruşu ve dedikleriyle bu gözlemimi doğruluyor:

“Özgüvenli bir trans kadın görmek hoşlarına gitmiyor. Her şeye rağmen bu kadar güçlü olduğumuzu görmeyi sevmiyorlar. Türkiye’de bir trans diş hekimi olduğu bilinsin istiyorum. En azından bir sonraki trans doktor ya da diş hekimi benim yaşadığım zorluğu yaşamaz. Bir araya gelerek özgürleşeceğiz.”

Bundan sonra Ece mesleğini yapabilmek için mücadelesine devam edecek. Diş Hekimleri Odası ile görüşecek, açık kimliğiyle iş arayacak. Türkiye’de bir trans kadın diş hekimi olduğunu göstermek isteyen, kendi deyimiyle ‘kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan’ bu kadınla meslektaşlarının dayanışıp dayanışmayacağını ise zaman gösterecek…