İnsan Hakları / Mülteci

İzmir’de gençler mülteciler için buluştu

10 Kasım 2015

Siz hiç kendinize; göçmen, sığınmacı, mülteci, mülteci hakları, yerinden edilmiş kişi veya yerinde mülteci, varışta mülteci gibi kavramlar nedir diye sordunuz mu?

Geçtiğimiz cumartesi günü İzmir’de önemli bir eğitime katıldım. Eğitimin içeriği, son zamanlarda yaşam koşullarının daha da ağırlaştığı mülteciler ile ilgiliydi. Geniş çapta değerlendirme ve bilgilendirmelerin yapıldığı toplantıya Uluslararası Af Örgütü İzmir Aktivist Grubu’ndan ve Avrupa Genç Hukukçular Derneği’nden gençler katıldı.

Bu iki sivil toplum örgütünün üyeleri için düzenlenen eğitim yaklaşık 5 saat sürdü. Bu süre zarfında çok yoğun fikir alışverişleri yapılırken, konuyla ilgili detaylı bilgiler paylaşıldı. Eğitimin kolaylaştırıcılığını Dilan Taşdemir yaparken, Mülteci-Der’de proje koordinatörülüğü yapan İrem Somer, sunumlarıyla pek çok konuya açıklık getirdi. Verilen bilgiler ışığında katılımcılar arasından da çok çeşitli yorumlar ve sorular geldi. Bütün bunlar olurken, salonda dile getirilen bir düşünce hiç aklımdan çıkmadı. “Mültecilik; tıpkı askıda bir yaşam hali gibiydi”. Belirsizliğin en acımasız hali…

Öncelikle mültecilik ve onunla ilgili çeşitli kavramlar anlatıldı. Bu kavramları şimdi yeniden gözden geçiriyorum ve şu satırları aktarmak istiyorum. Örneğin, siz hiç kendinize; göçmen, sığınmacı, mülteci, mülteci hakları, yerinden edilmiş kişi veya yerinde mülteci, varışta mülteci gibi kavramlar nedir diye sordunuz mu? Ya da belli siyasal ve sosyal amaçlar uğruna insanların zor duruma girmesine neden olan misafir veya kaçak gibi kelimeleri… Eğer şimdiye kadar fırsat bulamadıysanız, şimdi tam sırası. Beşinci yılına yaklaşan Suriye savaşı ve diğer bölgelerdeki savaşlar, çatışmalar ve hak ihlalleri devam ederken, milyonlarca mülteci şu an hiç tahmin edemeyeceğiniz koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Mültecilikle ile ilgili kavramları öğrenmekle beraber, artık sizce de harekete geçme zamanı gelmedi mi? Evinizde, işinizde, sokağınızda mültecilerle ilgili olup biteni sorgulamak, biraz olsun her zaman okuduğunuz gazeteyi, dergiyi bir kenara bırakıp, başka başka kaynaklara yönelmek sizce de iyi olmaz mı? En azından birçoğumuzun her gün girdiği facebook ve twitter gibi hesaplarda mültecilerle ilgili gönüllü çalışmaları paylaşan kurumların / bireylerin sayfaları takip edilemez mi?

Yeniden, aldığımız eğitime geri dönecek olursak; eğitime katılan arkadaşlar arasındaki çeşitli bakış açıları ve görüşlerin çok dikkatle bir şekilde dinlendiğini söylemeliyim. Bu sırada birkaç enteresan durum ilgimi çekti. Eğitimin ilerleyen saatlerinde bir arkadaş, ‘önceden sorgulamaya başladığım eğitim sistemini şimdi daha fazla sorgulamam gerektiğine inanıyorum’ dedi. Medyada, okulda ve çevremizde sürekli ifade edilen ve öğretilmeye çalışılan pek çok şeyin bireyin haklarını korumaktan uzak olduğu dile getirildi. Buna bir de mültecilik halinin eklendiğini düşündüğümüzde, hassas grupların ne kadar baskı altında olduklarını ve unutulmaya terk edilebileceklerini hissedebiliyorduk.

Benim de bu konudaki genel düşüncem; bireylerin, mülteciler konusunda resmi odakların bakış açılarına yönlendirilmeleri için pek çok platformda en kutsal mekanizmalarmış gibi sunulan ve bugün yeterince çalışmayan resmi organlara göre dünyanın pek çok yerinde bireyler ve sivil toplum örgütleri daha çok çalışıyor. Yine de yeterli değil. Hakların daha fazla temin edilmesine ve resmi organları daha fazla harekete geçirmeye ihtiyaç var bu konuda. Hem daha fazla sorgulamaya, araştırmaya hem de sahaya inmeye, mültecilerle birebir temasa geçmeye, onlara birlikte yaşadığımızı ve yaşayabileceğimizi hissettirmeye ihtiyaç var.

Bu değerli eğitimin içeriğini burada sayfalarca devam ettirmek isterdim fakat artık benim de içinde bulunduğum bu zorlu ekosistem(!) - bireyi zorlayan, isyan ettiren, doğallıktan her gün biraz daha çalan yapay sistem dersek daha uygun olur - buna olanak tanımıyor. Eğitimin önemli içeriği ve geniş kapsamlı olmasından dolayı aktivist arkadaşlara ve gençlik çalışanlarına bu eğitimi, “eğitim serileri halinde diğer ilgili aktörle birlikte gerçekleştirelim” önerisinde bulundum. Bu çalışmada gerçekten çok iyi bir şekilde aktarılan eğitim, sağlık, iş ve barınma gibi sorunların, daha derinlemesine ele alınması ve somut çözümler üzerine değerlendirmeler yapılması olumlu sonuçlar doğurabilir.

Mülteci dostlarımızın herkes gibi bünyesinde barındırdığı pek çok sosyal ve biyolojik unsur var. Bugün bu insani ve doğal unsurlar bu coğrafyada yaşayan pek çok kişi için baskı altına alınmış durumda. Çeşitlilik yok sayılmakta, adeta görmezden gelinmektedir. Bunları göz önünde bulundurarak ufak ve son bir isteğimi dile getireyim. Kısa ve uzun dönemli, aradan yıllar geçtikten sonra tüm halkları mutlu edebilecek yapıcı çözümler için, araştırmaya ve destek olmaya devam edilsin…