İnsan Hakları / Mülteci

“Artık ‘Türkiye Arap eşcinsellerin cenneti’ diyemem”

1 Aralık 2015

“Göçmen LGBTİ’lerin Haklara Erişimi” panelinde konuşan Nader Turkmani, “Bu ülke kaçtığımız ülkelerden iyi olabilir ama iyi değil. Kötünün iyisiyle yetinmeye çalışıyoruz” dedi.

SPoD LGBTİ, göç politikalarında LGBTİ haklarını tartışmak için 29 Kasım Pazar günü Beyoğlu Cezayir Salonu’nda İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGB), Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD), Lambdaistanbul ve İstanbul Barosu ile birlikte “Göçmen LGBTİ'lerin Haklara Erişimi” panelini düzenledi.

Konuşmacılar iki göçmen Nader Turkmani ve Suma dışında, Özge Güdül, Özlem Çolak, Cenk Soyer, Yasemen Soyerdi kurumlarının yaptığı çalışmalardan ve LGBTİ’lerin bu çalışmalar içindeki yerlerinden bahsetti.

“Biz kendimizin farkına vardığımız andan itibaren savaşıyoruz”

Mülteci konuşmacılardan Suma “Ben Mısır’dan gelen bir mülteciyim. SPoD ve diğer katılımcılara teşekkür ediyorum, Arap bir LGBTİ olarak böyle bir ihtimam görmek alışık olduğum bir durum değil”  diyerek söze girdiğinde bu panelin gerekliliğinin anlattı.

Hikayesinden özetle bahseden Suma “Babalarımız ve polislerimiz bizim koruyucu meleklerimiz olmalıyken bizim ölme sebeplerimiz oldu. Kendi ülkemizden çıkan LGBTİ’ler şunu unutuyorlar, biz savaş yüzünden kaçanlardan farklıyız, biz kendimizin farkına vardığımız andan itibaren savaşıyoruz her şeyle ve herkesle. Tüm örgütler bize yardım etmeye çalışıyor olsalar da Türkiye’de büyük bir homofobi var” dedi.

Bir diğer mülteci konuşmacı olan Nader Turkmani ise “İlk geldiğim zamanlar ben Türkiye için ‘Arap eşcinsellerin cenneti” demiştim. Ama sonradan baskı, dışlanma, hakaret ve saldırıların her birisiyle karşılaştım. En son deneyimim bu yılki onur yürüyüşünde yaşadıklarımız oldu. Bu ülke evet kaçtığımız ülkelerden iyi olabilir ama iyi değil. Kötünün iyisiyle yetinmeye çalışıyoruz” dedi.                                

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği psikologlarından olan Özge Güdül konuşmasında “Evlerinden kaçma sebebi olan şiddet unsurlarının mevcut olduğu bu ülkede de LGBTİ mülteciler doğal olarak bu şiddetten muaf değiller. ASAM olarak Ankara'da Kaos GL; İstanbul'da Trans Misafirhanesi ve Lambdaistanbul'a yönlendiriyoruz. Diğer şehirlerde de varsa inisiyatiflere yönlendirme yapıyoruz. İstanbul’da psikolojik danışmanlık hizmeti veren 3 ofis var sadece, bu büyük bir sorun oluyor. Şu sıralar destekleyici grup çalışmaları yapıyoruz, LGBTİ grupları oluşturduk. Sosyal danışmanlık ve grup terapisi veriyor olsak da ihtiyaç karşılamakta zorlanıyoruz çünkü sürekli artan bir talep oluşuyor” diye belirtti.

En çok sıkıntı yaşanan alanlar

Lambdaistanbul’u temsilen gelen Özlem Çolak ise “Türkiye’de LGBTİ olmak zaten çok sıkıntılı bir durumken çok sınırlı haklarla bu ülkeye gelen LGBTİ bireyler çifte zorluklarla karşı karşıya kalıyorlar. En çok sıkıntı yaşanan alanlar eğitim, sağlık, çalışma, barınma, toplumsal destek ve toplumsal hayata katılım. LGBTİ mültecilerin büyük şehirlerde LGBTİ derneklerinin olmasından dolayı biraz daha yumuşatılmış şartlarla karşılaşabiliyorlar ama Antep, Urfa, Adana gibi şehirlerden giriş yapanlar bu şehirlerdeki toplumsal muhafazakarlıktan dolayı büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalıyorlar” diyerek Türkiye’deki LGBTİ mültecilerin bulundukları şehirlerde sosyal hayata dahil olamamaları ve gördükleri psikolojik baskıdan bahsetti.

Konuşmasının devamında “Çalışma hayatında da zaten sömürüye dayanmış sistemde cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğinden dolayı sömürü beraberinde tacize veya cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Bazı durumlarda bu sömürü düzenine girememek gibi durumlar da oluşabiliyor. Barınma konusunda da kimliği veya yönelimi ifşa olduğunda evden kovulma ya da yüksek kira talebiyle karşılaşıyorlar’ ifadelerini kullanan Çolak psikolojik destek veren uzmanların da LGBTİ eğitimi almaları gerektiğini vurguladı.

İnsan Kaynaklarını Geliştirme Vakfını temsilen panele katılan Cenk Soyer ise kurumlarının yapmış olduğu Mülteci Dayanışma Toplantıları, hukuki ve psikolojik desteklerinden bahsetti. İstanbul Barosu’nu temsilen gelen Yasemen Öztürkcan,  mültecilerin hukuka erişme haklarından ve bu hakları kullanmak için faydalandıkları çevirmen hizmetlerinden bahsetti.

Panelin geneline hakim olan düşünce sığınmacı ve mülteci LGBTİ’lerin dezavantajlı bir grubun içerisinde cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri üzerinden tekrar bir dezavantajlı duruma düştükleri; eğitim, barınma, çalışma, sağlık ve dil konusunda çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarıydı. Katılımcılar bu sıkıntıların çözüm yolunun ise LGBTİ dernekleri ve mültecilerle çalışan kurumların iş birliği ve koordinasyon ağının genişletilip büyütülmesi üzerinden çözülebileceğinden bahsetti.

Panelin moderatörü ve SPoD LGBTİ hukuk ve adalete erişim koordinatörü olan Ezgi Şeref, gelecek için daha umutlu olduklarını ve bu toplantıların içeriğinin genişletilerek tekrardan yapılmasını istediklerini belirtti.