İnsan Hakları / Eğitim

Barış isteyen akademisyenlere neden soruşturma açılamaz?

Çarşamba, 10 Şubat 2016
Haber: Kaos GL

Barış isteyen akademisyenler işten atılma, soruşturma ve siyasi linç kampanyalarının hedefinde olmaya devam ederken, akademisyenlere neden soruşturma açılamayacağına ilişkin hukuk analizi yayınlandı.

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nden Yar. Doç. Kerem Altıparmak barış isteyen akademisyenlere soruşturma açılmasına ilişkin ikinci bir hukuk rehberi hazırladı.

Daha önce hazırladıkları savunma rehberi ile akademisyenlere disiplin ile ilgili hükümlerin uygulanamayacağına dikkat çeken Akdeniz ve Altıparmak yeni rehberlerinde detaylı bir şekilde akademisyenlerin neden sorgulanamayacağını anlattı.

“Suçlamalarla akademik faaliyetler arasında bağ yok”

Akdeniz ve Altıparmak, 600’ü geçen soruşturmalarda hukuki dayanağın, suç sayılan eylem ve unsurların belirsiz olduğuna dikkat çekti. Akademisyenlerin kendi kendilerini suçlamaya zorlandığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini vurgulayan Akdeniz ve Altıparmak’ın hukuk analizinin sonuç bölümünde şu ifadeler yer aldı:

“Bu raporda özetlendiği gibi açılan hiçbir soruşturma suç olduğu iddia edilen eylemle bilimsel hizmetlerin yürütülmesi arasında bir illiyet bağı kuramamıştır. Suçlanan akademisyenlerin hiçbiri öğrencilerine siyasi görüşlerini dayatmakla, ayrımcılık yapmakla, bilimsel araştırmalarında siyasi görüşleri nedeniyle etik davranmamakla suçlanmamaktadır. Tam tersine, suçlama belirsiz olmakla birlikte hiçbir şekilde akademik faaliyetlerle ilişkisi kurulmamaktadır. Bu koşullar altında, soruşturmanın konu bakımından hukuka aykırı olduğu gibi muhataplarının bilim, siyaset ve özel hayat hak ve özgürlüklerini ihlal ettiği açıktır.”

Raporun tamamına şuradan ulaşabilirsiniz.

Ankara SBF ve İLEF’ten akademisyenlere destek

Barış isteyen akademisyenleri hedef alan siyasi linç kampanyaları, soruşturma, gözaltı ve işten atmalar karşısında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) ve İletişim Fakültesi’nden (İLEF) destek geldi.

1 Şubat’ta toplanan İLEF Akademik Kurulu, “Üniversitelerin varlık koşulu ve yegâne güvencesi düşünce ve ifade özgürlüğüdür. Bu hakkın güvence altına alınmadığı üniversitelerde bilimsel üretimin evrensel ölçütlere uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi ve nitelikli akademik çalışmaların ortaya konması imkânsızlaşır” dedi.

Tamamına şuradan ulaşabileceğiniz İLEF açıklamasından şu ifadeler yer aldı:

“Yıllardır basın etiği ve hak ihlalleri üzerine derslerin verildiği, araştırmaların yapıldığı bir Fakülte olarak, meslektaşlarımıza yönelik bazı medya kuruluşları tarafından açıkça tehdit içeren ve hedef gösteren yayınların ülkemiz basın tarihinde hak ettiği yeri alacağına olan inancımızı belirterek; basın organlarının akademisyenlerin kişilik haklarına yönelik ihlallerinin takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.”

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) Akademik Kurulu ise 26 Ocak’ta yaptıkları açıklamada fakülte öğretim üyelerinin gerek Barış için Akademisyenler metnine imza attıkları, gerekse sınav soruları gibi gerekçelerle hedef gösterilmesine tepki gösterdi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin geçmişten bugüne araştırma ve eğitim faaliyetlerinde akademik özgürlük ve bilimsel özerklik ilkelerini temel alan bir kurum olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu fakültede görev yapan bilim insanları güçlü siyasi tazyikler ve kendini dayatan kanaatler karşısında düşüncenin mutlak açıklığına, bilimin yalnızca kendi kurallarına göre yargılanabileceğine, hakikat dışında da hiçbir şeye boyun eğmeyeceği gerçeğine bağlıdır” denildi.

İşten atmalar ve soruşturmalar devam ediyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “aydın müsveddesi” olarak nitelendirilip hedef gösterdiği Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi üyelerine dönük soruşturmaların hukuka aykırı olduğu belirtilirken; akademisyenlere dönük işten atma ve soruşturmalar devam ediyor.

Son olarak İstanbul Nişantaşı Üniversitesi 8 Şubat’ta, 6 akademisyenin görevine son verdi. Görevine son verilen altı akademisyenin isimleri şöyle:

Yrd. Doç. Dr. Nil Mutluer (Sosyoloji Bölüm Başkanı )

Yrd. Doç. Dr. Dilşa Deniz (Sosyoloji Bölümü)

Prof. Dr. Melih Kırlıdoğ (Yön., Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı)

Prof. Dr. Selim Eyüpoğlu (Sinema Televizyon Bölümü)

Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya (Sosyal Hizmetler Bölümü)

Yrd. Doç. Dr. Çetin Gürer (Sosyoloji Bölümü)

Görevine son verilen akademisyenler arasında yer alan Yrd. Doç. Dr. Çetin Gürer işine son verilmesini sosyal medya hesabından şöyle duyurdu:

“Bugün itibariyle Nişantaşı Üniversitesi’ndeki görevime son verildi. Sebep: barış istemek. Elbette bir imza ile dünya değiştirilmez fakat bir imza faşizmin maskesini işte böyle düşürür. Kısa ve güzeldi. Geçmiş olsun.”

LGBTİ örgütleri akademisyenleri destekliyor

Akademisyenlere dönük siyasi linç kampanyalarına karşı toplumun birçok kesimi tepki göstermeye devam ediyor.

LGBTİ örgütleri de akademisyenlere ilk soruşturma açıldığında yaptığı açıklamalarla akademisyenlerin yanında olduklarını açıklamıştı.

Kaos GL Derneği yazılı bir açıklama yaparak Barış İçin Akademisyenler’in çağrısını desteklediğini belirtmişti. Toplumsal barışın yolunun eşitlik ve tanınmadan geçtiğini yineleyen Kaos GL, kalıcı ve adil bir barış için müzakere koşullarının hazırlanması çağrısı yapmıştı. Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği de akademisyen ve araştırmacıların yanında olduklarını belirtmişti.