İnsan Hakları / Askerlik

Bizimkisi GATA hikayesi 2: Doktorla gey bar sohbeti

16 Şubat 2016

Berkem Türk, ‘askerliğe elverişli değildir’ raporu alma sürecini anlatmaya devam ediyor: Tekrar askeri hastane ve işlemler İzmir’de hallolmuyor. İstikamet İstanbul. Ama nasıl?

Dizinin ilk yazısı için: Bizimkisi GATA hikayesi 1: Askerlik şubesine gidiş

19 Ekim’de tekrar askeri hastane muhabbeti ve biz yine grand tuvalet giyindik sanki düğüne gidiyoruz. Bir yandan da hadi bakalım bugün hallolacak düşüncesiyle hastanenin yolunu tuttuk. Yine aynı dar uzun koridorlar, gözler, bakışlar, yer yer gülümsemeler derken koridorun en sonunda olan psikiyatri servisine bakışlardan paramparça olmuş bir halde ulaştık. İsmim okundu ve içeri girdim. İçerde genç ve yakışıklı bir doktor vardı.

Ben: Askerlik şubesinden buraya gelmemi söylediler.

Doktor: Peki… (Kağıtlara bakarak) Durum nedir?

Ben: Eşcinselim.

Doktor: Hmm… Nasıl bir eşcinselsin?

Ben: Pasifim… Yani ilişkide kadın rolünde oluyorum..

Doktor: Gey barlara gider misin? Hangisine?

İzmir’deki gey barların adlarını saydım “vasatlığından” ötürü 1-2 tecrübem dışında gitmiyor olsam da.

Doktor: Peki bu barlarda napılıyor?

Ben: Eşcinsel çiftler yada çift arayan insanlar buraya gelip müzik eşliğinde eğleniyorlar dans ediyorlar kısmen sevişiyorlar.

Doktor: Peki soyunan oluyor mu?

Ben: (Ben soyunan görmedim aslında ama ne diyeceğimi bilemeden) Yani genel olarak transparan kıyafetlerle gelenler oluyor yada en kötü üstünü çıkaran olabiliyor..

Doktor: Uygulama kullanıyor musun?

Ben: Sadece Hornet.

Doktor: Bir tane daha vardı neydi o hani bir ara kapandı falan.. (ağız arıyor)

Ben: Grindr mı?

Doktor: Evet oydu sanırım.

Ben: Biliyorum ama hiç kullanmadım. Partner bulmamda hornet bana yeterli oluyor.

Doktor: Partnerin var mı?

Ben: Evet ciddi bir ilişkim var. (ki aslında yok)

Şu anda hatırladığım kadarıyla doktorun sorduğu sorular bunlardı bende biraz heyecanlı ama belli ettirmemeye çalışan bir tavırla tüm sorulara çok fazla düşünme payı bırakmamaya çalışarak cevap vermiştim ve artık sadede gelmek istiyordum. Doktor da sağ olsun sadede getirdi beni.

Doktor: Kısacası şu şuan psikiyatri doktorları olarak iki ayrı fikre sahibiz bir kısım doktor eşcinselliğin bir hastalık olmadığını ve tedavisi olan bir şey olmadığı için askerliğe alım konusunda bu kişilerin gerekli prosedürlerden geçip askere alınmaması düşüncesinde. Diğer şekilde düşünen doktorlarda evet eşcinsel olabilir ama bu askere gitmesine engel değil mantığında.

“Yani askere gidersin orada bir sorun yaşarsan geri dönersin, istemediğin birinden gelebilecek taciz ya da tecavüz sonucu mesela…”

Ne kadar basit değil mi? Bunu düşünen kişiler birde doktor olacak. Tamamen bir homofobi hakimiyeti. Yazık.

Ben: Eee.. Yani napıcaz?

Doktor: Bu işin karar merci olan benim prof. Hocalarım. Yani İstanbul GATA'ya sevk edeceğim.

Ben şoklardayım. Aklımda İstanbul yokken nereden çıktı bu İstanbul? Nasıl gidecektim, nasıl yapacaktım? Resmen kaynar sular dökülmüştü üzerime. Her şeyin İzmir'de başlayıp biteceğini sanan ben, yüzüne ışık tutulmuş aptal bir tavşan gibi kalakalmıştım doktorun karşısında.

Ben: Ş..şşş.Şeyy yani burada bu karar verilemiyor mu?

Doktor: Bu kararı ben tek başıma veremem. İstanbul’da heyet var heyete çıkacaksın onlar kararı verecekler.

İzlemem gereken kesin yolun İstanbul GATA olduğunu anlayınca mecburen onayladım.

Ben: Peki öyle uygun görüyorsanız o şekilde olsun.

Doktorun şubeden gelen kağıdın diğer yüzüne karaladığı bir kaç karalamadan sonra odasından bembeyaz bir yüzle çıktım ve hemen oradaki hemşirelerde sevk belgemi alıp onaylatıp 5 gün içinde GATA'da olmam gerektiğini öğrenerek çıktım. Tabiki Kayra beni bekliyordu ve hemen yanına koridordaki banklara oturdum. Kayra soru yağmuruna tutuyordu beni fakat cevap veremiyordum. Kafamda o kadar çok soru vardı ki Kayra’nın soruları onlara yetişemiyordu bile. Bir an Kayra’nın omzumu sarsmasıyla kendime geldim.

Kayra: Yaa noldu anlatacak mısın tatlım?

Ben: Nolduuu.. İstanbul GATA'ya sevk etti..

Kayra: Ohaaaa ciddi misin.. Eee burada hallolmuyor muymuş? Doktorun yanına girip bende mi bir konuşsam?

Ben: Yok gerek yok doktor gereken açıklamayı bana yaptı. İzmir'de bu kararı verebilecek heyet yokmuş bu yüzden İstanbul ya da Ankara'ya sevk ediliyormuşsun. İzmir de Haydarpaşa GATA'ya bağlı sanırım o yüzden oraya gitmem lazım.

İki sudan çıkmış balık gibi hastaneden çıktık. Sessizdik. İkimiz de kafamızdaki sorularla cebelleşiyorduk bu sefer. Kayra; “gel şurada bir kafede oturup konuşalım doktor sana ne sordu, ne etti, uzun süre kaldın içerde merak ediyorum”, dedi. Kafeye oturduk ve doktorun sorduğu tüm soruları yukardaki şekliyle anlattım. 5 gün içinde GATA'da olmam gerekiyormuş dedim. Kayra ikna olmamıştı. “Yani o kadar soru soruyorsun ve GATA'ya sevk ediyorsun? Bu kadar soru sormanın amacı neydi? Acaba doktor benim cevaplarımla tatmin mi olmamıştı? Ben GATA'yı arayacağım”, dedi. GATA'yı arayıp psikiyatri servisiyle görüşüp geldiğimiz noktaya kadar kısaca özetleyip prosedürün bu şekilde işleyip işlemediğini ve ne yapmamız gerektiğini sordu. Telefondaki kadın prosedürün doğru olduğunu yani GATA'ya kesinlikle gitmem gerektiğini fakat hastanede söylenen şekliyle 5 gün içerisinde değil 3 gün içerisinde gitmem gerektiğini söyledi. İkinci şoku da burada yaşadık.

Şimdi düşünüp plan yapma zamanıydı. Birincisi İstanbul’a gidip gelecek kadar param yoktu ki zaten Kayra her şekilde benle gelemeyecekti. İkincisi İstanbul’da nerede kalacaktım? Üçüncüsü ve en kötüsü de en geç yarın yola çıkmam gerekiyordu. Çünkü çarşamba sabahı GATA'da olmam gerekiyordu. Halamın oğlu ve öz ablam İstanbul’da yaşıyordu fakat ikisi de benim eşcinsel olduğumu bilmiyorlardı. Söyleyemezdim. Ne yapacaktım? İstanbul’a gitsem durumu onlara söylemeden… Ne işim var şimdi İstanbul’da? Hem zaten İzmir’e iş aramaya gelmiştim en azından ablam da bu şekilde biliyordu. Bu arada halamın oğlu da eşcinsel yani bana açıklamıştı yıllar önce ama benim eşcinsel olduğumu bilmiyordu. Sanırım mecburen söylemek zorundaydım yani en azından bu noktada mecburen. Çünkü zaten bir gün öğrenecekti ama o bugünmüş. Kayra da ablama gitmemin daha sakıncalı olabileceği konusunda benimle hemfikirdi. Ablam evliydi zaten eniştem falan filan orada onlara hissettirmeden sabahın körlerinde evden çıkıp bu işlemleri yapmam imkansızdı. Hem İstanbul'a gitsem bizimkiler bir şekilde öğrenir ve iş iyice sarpa sarardı. Bu yüzden Kayra, Emrah’ı arayıp eşcinsel olduğumu açıklamamı, şu an böyle bir süreçte olduğunu, prosedür olarak buraya kadar geldiğini fakat bu noktadan itibaren maddi, manevi olarak ona ihtiyacım olduğunu söylememi ve ayrıca beni en iyi anlayabilecek kişinin o olabileceğini söyledi. Bu arada Emrah da bu prosedürlerden geçmiş biri yani GATA'dan elverişsiz raporu almış fakat onun zaten İstanbul’da yaşadığı için yaşadığı şehirde ve Türkiye’nin üç büyük kentinden birinde böyle bir raporu almış olması olağandı. Ben de bu yüzden İzmir'de elverişsiz raporu alabileceğimi umut etmiştim ama sadece İstanbul ve Ankara’ymış bunu sonra öğrendim. Neyse. Evet Kayra’nın söyledikleri bir bir çok mantıklıydı. Kesinlikle doğru adres buydu. Ama nasıl söyleyecektim? Kişisel, yapısal olarak biraz çekingen ve çabuk açılamayan tavrımdan hep nefret etmişimdir ve yine aynı noktadaydım. Yani Emrah’a açıkladığımda sert tepki vermeyeceğini yada kötü bir şey olmayacağını zaten biliyordum ama işte gel de açıkla ahh.. Oradan kalkıp eve gittik ve Kayra’nın ailesine söyledik onlar da sağ olsun maddi ve manevi olarak yardımcı oldular. Aslında ben Kayra'nın da gelmesini çok istiyordum ve Kayra da gelmeyi çok istiyordu, bir şekilde benim ailesi ile konuşmamı ve bu süreçte Kayra'yı manevi olarak yanımda görmek istediğimi söyledim. Fakat ailesi, Kayra henüz üniversite okuduğu için okulunu bahane ederek en azından bu seferlik gelemeyeceğini söylediler. Yemekten sonra dışarı çıktık fakat halâ İstanbul muamması çözülmemişti. Yani maddi olarak hazırdım ama artık arayıp her şeyi Emrah'a anlatmam gerekiyordu. Deniz kenarında bir kafede oturup Kayra’yla konuşuyorduk.

Aradım açmadı, tekrar aradım açmadı heyecandan tuvaletim geldi, tuvalete gidiyorum ararsa sen aç konuş dedim. Okey dedi. Geldiğimde henüz dönüş yapmamıştı ben de birazdan görünce döner konuşuruz dedim. 10 dakika içinde Emrah aradı. Kayra da ver ben konuşacağım dedi. Telefonu aldı biraz kafenin kalabalığından uzaklaşarak ileride konuşup yanıma geldi. “Eeeee noldu ne dedii? Açıkladın mı” falan filan. “Evet açıkladım güldü”, dedi. Her şekilde onun yanındayım yarın yola çıksın bana gelsin demiş. Sonrasında ben de mesajlaşıp konuştum içim feci rahatlamıştı bunu da halletmiştik. Yarın yani Salı günü dualarla yola çıkmıştım ama psikolojik olarak çok kötü durumdaydım. Babaannemin durumu kötüydü, halâ yoğun bakımdaydı ve hayati riski söz konusuydu. Korka korka yola çıkmıştım. Ya ben İstanbul’dayken ona bir şey olursa ben napardım? Pat diye dönemezdim. Ne kadar düşünmek istemeseniz de bazı şeyleri düşünmek zorunda kalıyorsunuz.

İstanbul’a vardım Taksim’de indim. Kuzenim Beyoğlu’nda oturuyordu. Kuzenim bilgisayar mühendisi ve özel şirkette çalışan sevimli biri. Salı akşamı gece geç saatte varmıştım eve o yüzden kısaca konuştuk. O da yaşadığı prosedürü kısaca anlattı. Ayrıca ev arkadaşı da eşcinseldi ve o da uzun yıllar önce fotoğraflı kanıt sunarak muaf olmuştu bu işten. Konuştuk tabi ki beni rahatlatmak için güzel şeyler söyledi. İstanbul’u çok bilmediğim ve ilk defa GATA'ya gideceğim için nasıl gideceğim konusunda yol tarifleri verdi. Sabah erken saatte kalkıp Taksim Tünel’den Galata’ya inip Galata’dan feribotla Kadıköy’e geçip Kadıköy’den taksiyle GATA'nın önüne kadar devam eden 3 vasıtalık bir yolun sonunda ve havanın soğuğunda GATA'ya varmıştım çok heyecanlıydım.

Devam edecek…