Yaşam / Siyaset

Benim LGBTİ aktivistime tehdit dediler!

Çarşamba, 17 Şubat 2016

AKP Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan, “Bunlar toplumumuz için tehdit” diyerek LGBTİ’leri hedef gösterdi. Farklı şehirlerden aktivistler nefret söylemini KaosGL.org’a değerlendirdi: “Oral B satan Mehmet amca kesin tehdit”, ““Öfke ve şiddete karşı büyük tehdidim”, “Bu milletvekilinin kendisi tehdit”…

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na nefret söyleminde bulundu, LGBTİ’leri hedef gösterdi:

“Bizim komisyonda tutup da farklı kesimlerin, sonradan oluşturulmuş, insan doğasına, bizim toplum örf ve adetlerimize aykırı olan farklı cinsel eğilimleri bu gruba katarak gündemi değiştirmenin gereği yok. Burada bayan ve erkek olarak iş hayatındaki değerleri tartışıyoruz. Farklı grupların yatak odasındaki özel cinsiyetlerini, özel hayatlarını gündeme getirmenin manası yok. Bunların bizim toplumumuz için oluşabilecek en büyük tehditlerden biri olduğunu herkes biliyor.”

Nefret suçları ve ayrımcılık LGBTİ’lerin hayatlarını zorlaştırır ve herhangi bir yasal koruma bulunmazken Doğan’ın bu sözleri tartışma yarattı. Homofobi ve transfobi karşıtları sosyal medyada Doğan’ı eleştirdi.

Biz de Türkiye ve Kıbrıs’tan LGBTİ aktivistlerine mikrofon uzattık. Doğan’ın ifadelerini değerlendirmelerini istedik. Kendilerini tehdit gibi hissedip hissetmediklerini, LGBTİ kimliklerin neyi tehdit ettiğini sorduk.

“Oral B satan Mehmet amca kesin tehdit!”

Atakan, Kocaeli LGBTİ İnisiyatifi: “Valla tehdit miyim tam olarak bilemiyorum ama son Onur Yürüyüşü’nde baya tehdittim sanki. Bir de şey alt bakkalımız Mehmet amca Oral B'nin diş ürünlerini satıyor. Bence o biraz tehdit. Bir de ilk okulda arkadaşım vardı soyadı Anal'dı şimdi görüşmüyoruz ama o baya bir tehdit olmuştur bence. Lisede bir arka bir ön kapı vardı, arka kapıdan girenlere de bir dikkat edilmesi kanaatindeyim. Bir de kısacık kadın saçı kesen kuaförler var bence bu kurumlar çok tehlikeli. Vazelin satan bilimum marketlerden bahsetmiyorum bile. Hepsinin gereğini yapılması arzımdır.”

“Bu milletvekilinin kendisi tehdit”

Erman, Kuir Kıbrıs: “AKP Tekirdağ Milletvekili Ayşe Doğan’ın yaptığı açıklamada eşcinselleri tehdit olarak göstermesi trajikomiktir çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan bile bundan 14 yıl önce Abbas Güçlü ile Genç Bakış Programında “eşcinsellerin de kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart” demişti. Ve bunca yıldan sonra adalet ve kalkınma adına ilerleme kaydetmesi gereken bir parti aksine nefret söylemi ve ayrımcılık yapıyorsa bence bu milletvekili kendisi bu ülke için ve partisi için bir tehdittir zira cinsel yönelimin ne olduğunu ve insanlık tarihinden beridir de hep var olduğunu bilmemektedir.”

“Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği tam da bu komisyonun işi olmalıydı”

İrem Güven, HDK LGBTİ Meclisi: “Fırsat eşitliğinin tartışıldığı bir TBMM komisyonunda AKP’li vekil Ayşe Doğan’ın “Farklı grupların yatak odasındaki özel cinsiyetleri, özel hayatları” diye ifade etmek için çaba sarf ettiği cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusunu tam da bu komisyonun ele alması gerekir. LGBTİ olmaktan dolayı eğitim ve çalışma hayatında ayrımcılığa uğrayan insanlar varken vekilin bu durumu görmezden gelmeye çalışmasının sebepleri var tabii.

“LGBTİ hareketinin, özgür cinselliği ve herkesin kendi bedeninden istediği gibi tasarruf etmesi gerektiğini savunan bir hareket olduğunu düşünürsek bu isteğin önüne taş koyan devlet kurumlarının yapmaya çalıştığının zorunlu muhafazakarlığı devam ettirme çabası olduğunu söyleyebiliriz. Bu da bir amaca hizmet ediyor tabii: üç-beş çocuk ve bir kocaya bakmak zorunda olan kadını evde kalmaya devam etmeye teşvik etmek; kadını, bedeninden özgürce tasarruf eden bir özne olmaktan çıkartıp, ucuz iş gücü üretimine hizmet etmek zorunda olan bir aracı haline getirmek. Bu anlamda, evet, bir tehdit söz konusu, bedenlerin kadınlığı ve erkekliği sabitlemeye çalışan kurumların tahakkümünden kurtulmaya çalışması, şimdiki aile yapısının değişime uğraması, bu da ucuz iş gücü kaynaklarının kuruması tehdidini yaratıyor.”

“Yatak odasından çıkalı epeyi zaman oldu”

Halim Kır, Bursa Özgür Renkler: “'Bunlar bizim toplumumuz için oluşabilecek en büyük tehditlerden biri.' Bunlar? LGBT'ler. İlginçtir ki hukuken tanınan hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesi için toplanan komisyondaki bir milletvekili LGBT'leri bu şekilde tanımlıyor. Görmezden gelinen, ötekileştirilen, ayrımcılığa uğrayan LGBT'leri, böyle bir komisyonda görmezden geliyor, ötekileştiriyor, hedef gösteriyor ve bunun gerekçesi olarak 'farklı grupların yatak odasındaki özel cinsiyetlerini gündeme getirmenin manası yok' diyor.

“Öncelikle şunu hatırlatmak gerekiyor belki de. Bizler yatak odalarımızın dışına taşalı epey bir zaman oldu. Üniversitemizdeyiz, sokağımızdayız, iş yerimizdeyiz, her yerdeyiz. Farklı değiliz bu toplumun bir parçasıyız, kalıplarınıza sığmayan çeşitlilikleriz ve bizim de var olabildiğimiz bir toplumu inşa etmek için çalışıyoruz. Eğer kastedilen bu ise evet bizler eşit haklara sahip olunmayan, ayrımcılığın, yok saymanın olduğu, çeşitliliklerin cezalandırıldığı bir toplum için tehdidiz ve bu ülke kimsenin kimliğini gizlemek zorunda kalmadığı bir ülke oluncaya dek tehdit olmaya devam edeceğiz.”

“Öfke ve şiddete karşı büyük tehdidim”

Irmak, Mimar Sinan Üniversitesi Flu Baykuş: “Haklısınız Ayşe Doğan, “toplumunuz” için en büyük tehditlerdenim. Öyle hiyerarşik şeylere de, cinsiyete de, insanları ayırıma götüren pek çok “ötekileştirmenize” de pek inanmıyorum açıkçası.

“Vakt-i zamanında bir kadınlık ve erkeklik inşa edilmiş, üzerine bunu besleyecek de onlarca kural oluşturulmuş, bir zar dünyanın en değerli hazinesi zannettirilmiş, kimden olduğu belli olmayan çocuklar olmasın sonra mazallah, çocuk olsun, yapılsın tabii de soyu sopu da belli olsun, ahlak diye birşeye sıkışıp kalsın zihinler, fazla düşünmesinler, sorgulamasınlar, başımıza yeni işler, icatlar çıkarmasınlar… Sonra kadınlar “kendilerine ait bir oda bulur ve yazarlar/çizerler/düşünürler” falan, ev işlerini kim yapacak o zaman değil mi? E kölelik sistemi de asırlar önce kalktı yürürlükten, şimdi açık açık söylenemez de, birilerinin sömürülmesi lazım, yoksa nasıl yaşayacak da hareket edebilecek “toplum”. Bir de “asker” doğurmazlar, etmezler, öyle iş mi olurmuş?

“Eyvah! Çocuğu doğurdu kadın, ama “kızınız oldu, oğlunuz oldu” diye tebrik edilemiyor, çocuk “interseks” çıktı, hemen ameliyata, aman aman “insan icadı” bunlar hep, kadın/erkek olmayan insan mı olurmuş!?...

“Oriana Fallaci’den bir alıntı yapayım: Yüreğin, beynin cinsiyeti yok.

“Oluşturulmuş bu ikili cinsiyet sistemi üzerine kurulmuş toplumunuz tecavüzler, tacizler, katiller, sapıklar, çocuk istismarcıları, hırsızlar doğuruyor, üstelik de cezalandırılmaları yerine teşvik edilircesine indirimlerle, takdirlerle karşılıyorsunuz hepsini. Sisteminizi beslemeyen her düşünce ise duvarlar ardına kapatılıp, susturulmak ve yok sayılmak için büyük bir çaba ile karşılaşıyor, ama pek de işe yaramıyor sanki, ne dersiniz?

“Seksin de işçiliği mi olurmuş? Aslında düşünseniz iyi vergi de getirir oysa, ama “toplumumuz”un örf ve adetlerinde cinsellik yok işte, napacaksınız...

“Sevgi ve barış yerine öfke, nefret ve şiddet üzerine kurulmuş ikili cinsiyet sistemindeki heteroseksüel toplumunuz için, haklısınız, bir agender/panseksüel olarak büyük bir tehdidim.”