İnsan Hakları / Askerlik

Bizimkisi GATA hikayesi 5: Kara kışa direnen, bahardan korkar mı?

Çarşamba, 24 Şubat 2016

Berkem aylar süren mücadelenin ardından tekrar GATA’ya gider. Acaba bu sefer o raporu alıp, kara kışın ardından bahara kavuşacak mıdır?

Dizinin daha önceki yazıları için:

Bizimkisi GATA hikayesi 1: Askerlik şubesine gidiş

Bizimkisi GATA hikayesi 2: Doktorla gey bar sohbeti

Bizimkisi GATA hikayesi 3: Heyet bana elverişli deyince…

Bizimkisi GATA hikayesi 4: Kürkçü dükkanına dönüş

Bu süreçte sürekli araştırıyor, yeni tanıştığım ya da bilgisine güvendiğim insanlara durumumu anlatıp herkesten fikir almaya çalışıyordum, kimden ne fikir alsam benim için kârdı. Yine böyle bir günde Güzelyalı’da bir kafede tanıştığım Aylin ablanın vasıtasıyla babası üst düzey asker olan bir abiden fikir alabileceğimizi öğrendim, mutluydum, umutluydum, bir yerden yardım almalıydım. İkinci seferde bu işlemi bir şekilde halletmeliydim! Aylin abla Serkan abiyi aradı, telefonla konuştular ve sonrasında telefonla ben de konuşmak istediğimi söyledim, Serkan abiye de kısaca geçtiğim prosedürleri anlattım. O da, “bu işlerde ya çok yakının olacak ya da başka türlü uğraştırırlar. Yani sonunda belki alırsın ama uğraşırsın” dedi.

-Peki önerebileceğin bir şeyler var mı?

-Yani önerilecek çok şey yok aslında. Çok feminen gitmeni önerebilirim ya da özel bir psikiyatrdan ve devlet hastanesindeki psikologlarla görüşüp bilgi alabilirsin ve durumunla ilgili onlardan alabileceğin ''Bu kişi psikolojik anlamda askerliğe elverişli değildir'' raporunu heyete sunmayı önerebilirim.

Bunun üzerine internet üzerinden İzmir 9 Eylül Hastanesi Psikiyatri bölümüne iki hafta sonraya randevu aldım. Gidip konuşacak onlara da durumumu anlatacak ve hiç olmadı belki bir yol bulacaktım, yönlendirilecektim, ne kaybederdim ki? Hiçbir şey! 2 hafta sonra Kayra ile hastaneye randevu saatinde gittik. Biraz bekledikten sonra içeri çağrıldım, Kayra da benle muayene odasına kadar geldi. O da içeri girmek istiyordu ama doktor hanım önce benimle yalnız görüşmek istediğini, sonrasında Kayra’yı da odaya alabileceğini söyledi. Doktor hanıma tekrar ağzıma pelesenk olmuş, o güne kadar geçirdiğim aşamaları bir bir anlattım ve “sizden böyle bir rapor alabilir miyim? Etkisi olur mu öğrenmek istiyorum” dedim. Tabiki doktor öncesinde benimle baya sohbet etti, çok sıcakkanlı bir doktordu yani insanı rahatlatan bir yapısı vardı. Çocukluğumdan tutup okul hayatım, lise ve üniversite yaşantım, ilk cinsel deneyimim, eşcinsel olduğumu nasıl fark ettiğimi, eşcinsel olarak nasıl yaşadığım ve nasıl yaşamak istediğim gibi gibi sorular sordu. Hepsine de en açık ayrıntılarıyla ve şekliyle yanıt verdim. Sonrasında doktor kısa bir süre yan odaya geçip geleceğini, profesöründen talep ettiğim raporla ilgili bilgi almak istediğini söyledi. Ben de bekledim. 5 dakika içinde odaya geri geldi ve böyle bir raporun taraflarınca verilemeyeceğini, verilse bile bir geçerliliğinin olmayacağını, askerlikle ilgili durum söz konusu olduğu için böyle bir raporun askeri hastaneden alınmasının geçerli olabileceğini ama onun da yine heyet kararına ne kadar etkili olup olamayacağının bir muamma olduğunu söyledi. Evet kesinlikle açıklama beni tatmin etmişti yani doktor gerçekten çok samimi ve yardımseverdi, ikna olmuştum. Daha iyisi yapılan konuşmalar çok iyi bir terapi olmuştu, rahatlamıştım çünkü karşımdaki bir doktor ve beni tanımayan biriydi. O yüzden sorduğu tüm sorulara tüm çıplaklığıyla cevap veriyor olmak, içimdeki bazı kilitli kapıların açılmasına, zihnimin boşalmasına neden olmuştu.

Artık bazı konularda daha nettim, kararımı vermiştim ve ne yapmam gerektiğini biliyor gibiydim. Yani en azından prosedüre baştan başlayacaktım ama gideceğim yolu, yapacağım şeyleri biliyordum bu bile büyük bir şeydi. Tecilimin bitmesini beklemeye karar verdim ve tabi ki bu arada iş arayışım halâ devam ediyordu. Birkaç yerden beklediğim geri dönüşler vardı. Sürekli yolumuzun üzerinde olan bir butik ve sıcakkanlı sahibi Ahmet’le muhabbetimizi samimileştirmiştik, benim durumumu ve uğraştığım şeyleri biliyordu, iyi biriydi ve çevrede duyacağı ilk iş için beni haberdar edeceğini, yardım etmek istediğini, aklında olduğumu söylüyordu. Bir gün Ahmet beni arayıp kendi butiğine çalışacak eleman aradığını, kendisinin ek bir işi olduğu için diğer işine yoğunlaşması gerektiğini ve aklında iş arayan biri olarak ben olduğum için bu teklifi bana yapmak istediğini söyledi ve çok mutlu olmuştum. Ahmet iyi biriydi, gerçekten temiz kalpli ve yardımsever olduğunu biliyordum hem dükkanı da çok şirin, Kayra'nın evine oldukça yakın ve yapabileceğim bir işti. Hemen Ahmet’le yüz yüze oturup konuştuk, anlaştık. Sabah 8:30'da açıp öğlen 15:00 ya da 15:30'a kadar kalacaktım. Hemen anlaştık çünkü maddi olarak büyük beklentilerim yoktu, İstanbul için para biriktireyim yeterdi fazlasında gözüm yoktu ki Ahmetin bana sunduğu ücret de gayet yeterliydi. Çok mutluydum en azından bir işim vardı ve maddi olarak kafamı kurcalayacak bir şey olmayacaktı. Hayatım daha düzenli ve bir tık daha problemsiz olacaktı. 11 Ocak işe başlayacağım ilk sabah için saat 07:30 a saatimi kurmuştum, telefonum 6:30 gibi çaldı annem arıyordu ve bu telefon hayır değildi, annem beni neden sabahın 6’sında arasındı ki? Evet telefonda babannemin vefat ettiğini öğrendim. Yıkılmıştım.

“Cenazeyi yarın kaldıracağız. İstanbul’dan ablan ve Emrah geliyor ayrıca Almanya’dan amcanla yengen geliyor ama sen erken çık gel burada babana destek ol” dedi. Hemen Ahmet’i arayıp durumu anlatıp Akhisar'a geçmem gerektiğini söyledim. Tabi ki önemli bir durum olduğu için Ahmet “sorun değil başın sağ olsun git tabi ki” dedi. Akhisar’a gidip Salı günü babaannemi toprağa verdikten sonra İzmir'e geri dönmek zorundaydım çünkü çalışmam gerekiyordu. Çarşamba sabahı dükkanı açtım ve artık resmen çalışıyordum, Ahmet’in bana günlük verdiği parayla birikim yapıyordum, günler de geçiyordu. Güzel bir perşembe yılbaşı eğlencesinden sonra ilk Pazartesi yani 4 Ocak 2016’da yolum Akhisar’dı.

Şubeye işten çıkıp gittiğim için biraz geç kalmıştım ama ilk işlemlerim yapıldı ve veznedeki beyefendi hastaneye sevk işlemi için yarın önce şubeye gelmemi ve evraklarla birlikte aile hekimliğine gideceğimi oradan hastaneye sevki uygundur yazısı alıp şubeye dönmem gerektiğini söyledi. Şubeden çıktım ve tabi ki bizimkiler Akhisar'da olduğumu bilmiyorlardı. Hem işlemlerin netleşmemesi üzerine o akşam için kuzenimde kalmayı düşündüm. Sabah tekrar şubeye gidip evraklarımı aldım. Oradan sağlık ocağı aile hekimime sıra alıp içeri girdim ve şubeden gönderildiğimi söyledim doktora. Doktorun yanında bir asistan ve asistanla muhabbet eden başka biri vardı. Doktor tam olarak durum ne dedi yani sağlıksal durumun ne? Kulağına yanaşıp eşcinselim bu yüzden psikiyatri bölümüne sevk edilmek istiyorum dedim. Doktor hanım gayet güleryüzlü ki aile hekimim olduğu için daha öncesinde defalarca gittiğim doktordu. Tamam dedi hemen kağıda ''İzmir Askeri Hastanesi Psikiyatri Bölümüne Sevki Uygundur.'' yazıp imzasını atıp kaşeledikten sonra kağıdı bana verdi. İşlem çok kısa sürmüştü ve hemen şubeye geri döndüm. Küçük bir şehir olduğu için ulaşım sorunu da yoktu gerçekten işlemlerim çok hızlı devam ediyordu bu sefer. Şubeye döndüm gerekli düzenlemeler yapıldı ve evrakları bir zarfa koyup kapatıp İzmir Askeri Hastaneye o gün ya da yarın gitmem gerektiğini söyledi. Ben de daha önce yaşadığım için, “Daha önce de bu şekilde yönlendirildim ama askeri hastane randevu ile çalışıyor yani arayıp randevu almam gerekmiyor mu” dedim. Beyefendi ise buna gerek olmadığını, daha önceki işlemde benim yoklama eri olduğumu, ama şu an sevk eri olduğum için randevu talep etmeyeceklerini, işlemleri hemen yapabileceğimi söylüyordu. Bu sözlerle şubeden çıktım tabi ki veznedarın dediği gibi yapmayacaktım artık her şeyimi sağlam kazığa bağlıyordum bu sefer tedbirliydim her konuda. Hemen İzmir Askeri Hastanesinin randevu bölümünü arayıp durumu anlattım ve şubenin hemen gidebileceğimi söylediğini söyledim. Dediğim gibi çıktı, telefondaki beyefendi işlerin bu şekilde yürümediğini ve tabi ki randevu almam gerektiğini söyledi ve bana 25 Ocak 2015 için gün verdi.

                                                   Zenne filminden...

Süper, 20 gün sonraya randevu almıştım yani bu bana maddi olarak daha fazla birikim yapabileceğim anlamına geliyordu. Bu yüzden 20 gün sonraya gün vermesine hiç üzülmedim. Tarih 25 Ocak 2015 ve tabi ki günlerden Askeri Hastane, ben iş yerinden Kayra ise evden metro ile buluşup şubeye gittik resmen dejavu yaşıyorduk. Yine aynı koridor ve bakışlar, yine aynı kalabalık, yine aynı podyum. Bu sefer Kayra da benle doktorun yanına girmek istiyordu o da her şeyi aynı ağızdan dinlemek ve sormak istediği noktaları direk o an doktora sormak istiyordu. Doktorun yanına girdik, doktor buyrun dedi, önce direk ben başladım söze;

Ben: Eşcinselim, daha önce de gelmiştim ve siz beni GATA'ya sevk etmiştiniz fakat askere elverişlidir kararı çıkarıldı ve bu yüzden ben de işlemlere en baştan başlıyorum. Hem heyetteki doktorun bana ''Ben senin eşcinsel olduğunu anlıyorum ailen nasıl anlamıyor?'' demesiyle heyetten askerliğe elverişlidir kararı çıkması da ayrı bir trajik durum.

Doktor: Yani o duruma bir şey diyemem zaten yönetmelikte eşcinseller askerliğe kesinlikle gidemez diye bir ibare yok, orası heyetin kararına kalıyor.

Kayra: Ne yani ben pasif bir eşcinsel olarak askere gidebilir miyim yani? Bu kadar mı saçma olur bir yönetmelik? Bu kişi size durumunu açıklıyor zaten gereken neyse yapılması gerekmiyor mu? Ki doktorun, Berkem'in eşcinsel olduğuna hemfikir olup halâ askere yollamak istemesi de ayrı bir muamma.

Doktor: Ya dediğim gibi benim burada sizi tekrar sevk etmekten başka yapabileceğim bir şey yok yani karar mercii ben değilim ama yine de tekrar gidip deneyin tabi ki biraz daha feminen gitmeye çalışın.

Ben: Tekrar deneyelim bakalım, peki siz sevk edin.

Doktorun kağıdın arkasına bir şeyler yazmasıyla birlikte işimiz bitmişti ve askeri hastaneden 25 Ocak 2015 tarihinde çıkmıştık. O akşam ben yine bir seyahat sitesi ile İstanbul’a yola çıktım ve Salı sabahı 7:30 gibi İstanbul’daydım. O gün zamanımı Emrahta dinlenerek geçirdim. Çarşamba sabahı gidip işlemlerime tekrar başlayacaktım. Çarşamba sabahı erkenden kalkıp GATA'nın yolunu tuttum. Sabah 8:30 gibi hastanedeydim artık nereye gidip ne yapacağımı bildiğim için girişten direk sağa dönüp ilerdeki psikiyatri muayene bölümüne ulaşmıştım. Orada küçük bir bekleme odası var ve 4-5 basamaklı bir merdivenle müracaat bölümüne çıkıyorsun zaten, merdivenlerin üzerinde duran görevli, bekleyen insanları yönlendiriyor, kağıt bekleyenlere isimlerini söyleyerek kağıtlarını veriyor sıra bekleyenlere de isimlerini sayıp doktor muayenesi için sıraya geçmelerini sağlıyordu. İçerisi kalabalıktı ve zaten ufacık olan bekleme salonunda 7-8 kişilik oturma yerleri dışında kalan herkes ayakta bekliyordu. Bense altımda lacivert renkli bir eşofman üzerimde koyu lacivert kapşonlu bir kazak, kulağımda sallantılı bir küpe ile spor ama marjinal ve dikkat çekiciydim. Ve içeri girmemle herkesin gözü üzerimdeydi yani özellikle o küpe ile eşcinsel olduğum bir aşikardı. Ayakta duran insanların arasından merdivenin başında duran adama yaklaştım ve ben İzmir’den geliyorum bu da evraklarım dedim. Adam baktı, “sevk kağıdını verir misin” dedi. Ben şok çünkü doktordan çıkarken ekstra bir kağıt almamıştık ve bir an tereddüte düştüm. ''Bunlarla olmuyor mu ?'' dedim. Adam içeri gitti ama duyuyorum ''Bu çocuğu bu evrakla göndermişler sevk kağıdı yok, sevk kağıdı olmadan işlem yapamıyoruz değil mi'' dedi ve ben şoklardayım nasıl olur da böyle bir hata yapardık? Hadi bizim kafamız uçmuş gitmiş, askeri hastanede doktorun odasından çıktıktan sonra 2 adet hemşire duruyor peki onlar ne işe yarıyordu? Doktorun odasından çıkan kişilere neden müdahale etmiyorlardı? Bu bizim suçumuz değildi kaldı ki doktor bey de dışarda işlem yapmamız gerektiğini söylememişti biz de çıkıp öylesine gitmiştik. Ama cidden inanamıyordum ve napacağım diye kara kara düşünüyordum. Görevli yanıma gelip ''Sana sevk kağıdını vermemişler ve sevk kağıdı olmadan işlemini yapamayız'' dedi.

Ben de ''Peki napacağım ta İzmir'den geliyorum?'' Görevlinin cevabı ''Gidip al''. Sanki GATA'nın arka sokağına ekmek almaya yolluyor ya ne kadar kolay telaffuz ediyor. Kaç saatlik yol nasıl gidip alacağım hem gidemem başka bir yolu olmalı ne bileyim yani fax ya da doktor bir şekilde mail yoluyla gönderse falan? Bunları söyleyince görevli de isterseniz siz İzmir Askeri Hastaneyi arayıp konuşun dedi. Muayenehaneden çıkıp hemen Askeri hastaneyi aradım psikiyatri bölümüne bağladılar.

Ben: İyi günler ben 2 gün önce doktordan muayene olup İstanbul’a sevk edildim fakat sevk kağıdını vermemişsiniz bana ve ben şu an işlemlerimi başlatamıyorum.

Hemşire: Doktor bey size söylemiştir sevk kağıdını siz unutmuşsunuzdur.

Ben: Doktor hiçbir şey söylemedi bana. Hem söylese neden almayayım? Ayrıca kendim almasam şu an sizi yargılamam

Hemşire: TC numaranı ver bakalım.. Hmmm... Eeee sen 2 ay önce bu işlemi yapmışsın nerden ne kağıdı alacağını bilmiyor musun?

Ben: Ya ben hatırlamak zorunda mıyım yaptığım tüm işlemleri ayrıca benim aklım şu an yerinde değil bir ton prosedürle uğraşıyorum pardon da siz ona buna bok atacağınıza önce sizin orada bulunma amacınız ne bence bunu bir düşünün. Doktor bey söylemiştir diyorsunuz sürekli ama söylemedi diyorum. Sonra benim bu işlemi hatırlamak zorunda olmamla suçluyorsunuz hem kendiniz diyorsunuz 2 ay önce yapmışsınız diye. İsterse 1 gün önce yapayım bunu düşünmek sizin işiniz! Doktorun odasından çıkıyorum kimse bir şey söylemiyor! ''Evraklarınıza bakalım, doktor bey ne dedi'' gibi sizin uyarmanız dikkat etmeniz gerekiyor, oraya gelen insanlar hasta ve bu sizin işiniz, işinizi size ben mi öğreteceğim?

Hemşire: Telefondan bana atar yapma.

''Ben ya sabır çekerek''

Ben: Bakın ben şu an zor durumdayım suçlu aramıyorum sadece şu an benim İzmir’e dönmeden bir şekilde bunu halledebilecek bir çözüm yolu sunmanızı bekliyorum siz neler söylüyorsunuz bana! Sevk kağıdı bir şekilde fax ya da mail olarak gönderilemez mi?

Hemşire: Doktor bey şuan henüz gelmedi yarım saate gelir 9:30 gibi arayın.

Sinirden deliye dönmüş bir şekilde telefonu kapattım ve beklemeye başladım saat 09.35'te aradım tekrar.

Ben: Merhaba ben az önce aramıştım GATA'dan sevk kağıdıyla ilgili doktor bey geldi mi?

Hemşire: Evet doktor bey geldi konuyu anlattım. Faks olarak GATA kabul etmez sevk kağıdını ve mail olarak ta atamayız. En kötüsü bir tanıdığınız size ait 1 fotoğrafınızla gelsin ona verelim o size kargo ya da PTT yoluyla göndersin.

Ben: Peki teşekkürler o gün birlikte geldiğim arkadaşımı yönlendireceğim.

Endişeli fakat en azından İzmir'e dönmeme gerek kalmadan halledebileceğim için mutlu olmuştum ve hemen Kayra'yı arayıp durumu anlattım o gün sevk kağıdı almayı unutmuşuz, doktor bize çıkışta sevkini al gibi bir şey dedi mi dedim? Hayır dedi ve ben de emin olmuştum doktorun demediğine, resmen hemşire beni bile tereddüte düşürmüştü.. Kayra da tamam ben gidip alıp kargoyla sana yollarım dedi. Fotoğraf olayında da eve yakın bir fotoğrafçıdan çıkarttığım için tekrar oraya gidip adımı söyleyip kayıtlardan 6 adet bastırıp çıkartacaktı. Bu arada bende internetten İzmir Askeri Hastaneye en yakın kargoyu araştırdım, çok yakın bir tane vardı. Kayra işlemleri hallederken whatsapp üzerinden kargonun konumunu attım. Kayra gidip sevki alıp kargoyla bana göndermişti.

Bu arada ben de Emrah’a tekrar geri dönmüştüm. Kargo sabah Beyoğlu’ndaki şubesine gelecekti ve şubeden sabah 9 gibi beni aradılar kargonuz geldi diye. Hemen evden çıkıp Beyoğlu şubesinden kargomu aldım ve hemen GATA'nın yolunu tuttum. AKM önündeki sarı dolmuşlara bindim ve binmeden önce de sordum sağlama almak için Haydarpaşa GATA'ya gideceğim diye. “Abi evet bu geç otur” dedi. Başka biri şoför koltuğuna bindi genç benden küçük duruyordu. Araba hareket ettiğinde arka koltukta oturan bir çocuk ben GATA'ya gideceğim şoför bey dedi. Şoför de tamam ama yine yaklaşınca söyle dedi. Yola çıktık, taksideki 4 kişi de benle birlikte GATA'ya gidecekti, köprüyü geçtikten sonra şoför bazı semt isimleri saydı var mı inecek o taraflarda diye ve kimse de ses çıkarmadı. Tabi ki bu arada ben kulaklıklarımı taktım Madonna - Living For Love dinliyordum en azından yaşadığım gerginliği biraz olsun atmak için. Hastaneye sakin kafayla gitmek için, o arada taksi içinde şoförle yapılan konuşmalar dikkatimi çekti, kulaklığımı çıkartıp. -Noldu bir durum mu var? dedim. Yanımda oturan ve GATA'ya gidecek olan diğer genç -Şoför semt isimleri saymış kimse ses çıkarmayınca Kadıköy'e gelmiş yani GATA'ya o semtler üzerinden gidiliyormuş dedi. Ben de zaten geç kalmışım iyice, şoför beye dönüp –“Şoför bey evet siz semt isimleri saydınız, hepsini duyduk fakat saydığınız yerler arasında GATA kelimesi yoktu, ben İzmir'den geliyorum İstanbul’u bilmiyorum ve bilmek zorunda değilim ayrıca yola çıktığımızda arkada oturan arkadaş size GATA'ya gideceğini söyledi. Ben dün de daha önce de taksi dolmuşa binip GATA'ya gittim kimse sizin gibi semt adı saymadı. Güzergahınız belli değil mi” dedim. O da, “Güzergah var ama soruyoruz eğer oraya gidecek yolcu yoksa neden gidelim” dedi. Ben de Evet haklısınız ama bizde haklıyız buranın yabancısıyız o saydınız semtler arasında GATA da geçseydi tepki verirdik bu yüzden kimse tepki göstermedi dedim. Bu arada diğerleri de beni onaylıyordu. Şoför de kendince saçma sapan savunmalarda bulunuyordu işte ''2 gündür uyumadım ben 4 saatlik uykuyla çalışıyorum'' falan yani konuştukça batıyordu. Resmen 4 saatlik uykusuyla direksiyon karşısına geçen birinin yolcularıydık. Bu arada Taksi Kadıköy sahile geldi önümüzde yol 2'ye ayrılıyordu solda Kadıköy İskele sağda Haydarpaşa yazıyordu. Şoför tabi ki konuşmalarımızın hepsini bir kenara bırakıp sola döndü ve o an arkada oturan başka bir hanımefendi; “Şoför bey yaptığınız çok ayıp bu kadar insan GATA'ya gidecek onlar İstanbul'u bilmiyorlar ama ben biliyorum, şu an yanlış yola girdiniz ve bu insanları GATA'ya bırakmanız gerekiyor” dedi. Şoför de, “Ya abla ben söyledim kimse sesini çıkarmadı” dedi. Ben “Evet semtleri saydın ama GATA demedin kardeşim biz nereden bilelim GATA'ya o semtler üzerinden gidildiğini” dedim. Hanımefendi, “Lütfen bu kişileri GATA'ya bırakın” dedi. Şoför oflaya puflaya ama sinir küpüne dönmüş bir şekilde, “Tamam abla sen nerede ineceksin “dedi. Hanımefendi, “Ben burada inerim siz bu arkadaşları götürün” dedi. Hanımefendi taksiden inerken teşekkür ettim.

Şoför de U dönüşü yapıp GATA'ya doğru sürmeye başladı. Çok sinirliydi ve oradan GATA'ya giden yolu tam olarak bilmediği için telefonla birini arayıp yol tarifi almaya başladı. Ben de içimden ''Allahım bunların hepsi seçmece mi geliyor bana'' diyerek iç çekiyordum, zaten başıma saçma sapan olaylar gelmişti saat 11'e yaklaşmıştı ve müracaat için geç kalmak istemiyordum. Artık işlemlere bir an önce başlayıp bitirip direk İzmir'e dönmek istiyordum çünkü dükkanı da benim yokluğumda Ahmet idare ediyordu ve kendi işleri de olduğu için benim yokluğumda onlarla ilgilenemiyordu yani bir an önce dönmem gerekiyordu. Yolda giderken şoför sinirden çok hızlı sürüyordu ve solumuzda giden bir aracın bir anda önümüze çıkmasıyla çok şiddetli bir kaza atlatmıştık, şoför zaten sinirliydi iyice köpürdü ve içindeki tüm siniri diğer aracın şoförüne ana, avrat düz giderek kustu bense içimden ''Allahım lütfen yardım et artık sağ salim varalım şu hastaneye'' duaları ediyordum. Hastaneye yakın bir yerde inmiştim ve ayaklarım yere basınca içten bir ohh çekmiştim, sabah sabah bu kadar aksiyon yeterdi. Hemen hastaneye giriş yapıp muayene bölümüne gittim. Müracaatlarla ilgilenen görevli yine merdivenin en başındaydı, merdivenlerden çıkıp yanına gittim.

Ben: Merhaba iyi günler kayıt için geldim.

Görevli: Bugün senin işlemlerin bitmez yarın sabah gel.

Ben: Ciddi misiniz gerçekten bugün halledemem mi?

Görevli: Evet yarın sabah gel.

Hemen akıl almak, danışmak için Kayra'yı aradım. Böyle diyorlar dedim napsam tekrar mı gidip rica etsem o kadar yol geldikten sonra Taksim’e tekrar geri dönmek ve yarın sabahı beklemek istemiyordum artık sevk kağıdım da elimdeydi ve bugün başlamak istiyordum. Kayra da git tekrar rica et “İzmir'den geliyorum fazla zamanım yok işlemlerim bugün bitmese bile başlayalım de” dedi. Bende öyle yapıp tekrar muayenehaneye geri döndüm, görevlinin yanına gidip, sessizce.

Ben: Pardon bir şey rica edeceğim. Ben İzmir'den geliyorum dün sevk kağıdımı unuttuğum için başlayamamıştım işlemlerime ve şu an sevkim var bugün başlasak olmaz mı? Fazla zamanım da yok İzmir'e geri dönmek zorundayım.

Görevli: Çıkar bakalım sevkini.

Ben: Buyrun.

Görevli baktı ve “peki seni sıraya alıyorum” dedi. O an çok mutlu oldum hemen beklemeye başladım. Yine 5'erli şekilde isimler çağırılıyor ve muayene için sıraya giriliyordu. Görevli öyle bir sıraya almış ki 2-3 saattir bekleyenlerin bile önüne geçtim. Muayene için isim okundu ve sıraya girdim artık GATA'da yalama olmuştum rahattım, evim gibiydi buralar. Gayet rahat ve feminen bir şekilde doktorun yanına girdim. Doktorun odasına girer girmez gerek marjinal giyim tarzım gerekse sallantılı küpemden olsa gerek.

Doktor: Gelme nedenin tercih mi?

Ben: Evet.

Doktor: Nerden geliyorsun?

Ben: İzmir Güzelyalı.

Doktor: Hmm İzmir güzeldir, severim.

Ben: Ben de aynen öyle İzmir’i çok severim.

Doktor: Ne iş yapıyorsun?

Ben: Bir butikte çalışıyorum Güzelyalı’da.

Doktor: Güzel peki partnerin var mı?

Ben: Hayır şu an yok boştayım.

Doktor gülümseyerek önündeki evraklarıma gerekli notlarını yazıp beni TEST odasına yönlendirdi ki zaten bunu biliyordum. Hemen test odasına gidip gerekli testleri aldım oturup çözmeye başladım 566 soruluk MMPI testi ve HTP çizim testiydi yine. MMPI testini çözerken bu sefer değiştirdiğim tek nokta fobiler hakkında olan sorulardı yani biraz fobik tırsak bir kişilik çizmek istemiştim, karanlıktan, şimsekten, odada yalnız kalmaktan korkan biri gibiymişim şeklinde cevapladım geri kalan kısım yine kendi kişiliğime göre cevapladığım sorulardı. HTP çizim testi benim için daha çok önem arz ediyordu HTP çizim testinde bir Kavak Ağacı, küçük kulübe bir ev ama büyük bacası olan bir ev çünkü bacanın (penisi) temsil ettiğini duymuştum ne kadar doğru bilmiyorum yine de araştırmalarım sonucunda böyle çizmem gerektiğini okumuştum. Bir de şık giyinmiş bakımlı bir kadın çizdim bu kadın Hande Yener'di. Çizim testindeki sorular hatırladığım kadarıyla Ağaç kaç kaç yaşında, bu ağaç size neyi anımsatıyor, ağacın cinsiyeti ne, bu ağaç sağlıklı mı, size bunu düşündüren ne, bu ev kimin evi, bu ev neyle yapılmış, evde kim yaşıyor, bu ev sizin olsaydı hangi odayı kendi odanız yapmak isterdiniz? (Mesela bu soruya verdiğim cevap aynen şuydu: Bu ev eğer benim olsaydı en büyük ve en şık odayı yani yatak odasını kendi odam yapmak isterdim çünkü erkek arkadaşımla burada vakit geçirmek, özgürce yaşamak isterdim) dedim. Bu evde kimle yaşamak isterdiniz? (Erkek arkadaşım yani sevgilimle) dedim. Kadınla ilgili bu kadın kim, bu kadın size kimi anımsatıyor, bu kadın nereye gidiyor, bu kadın mutlu mu, neden, kadın sağlıklı mı, bunu size düşündüren nedir gibi sorular var ve bu sorulara gayet feminen cevaplar verdim. Yani mesela bu kadın Hande Yener, çok mutlu çünkü evinden çıkmış ve alışverişe gidiyor, geçen gün beğendiği çanta ve ayakkabıyı satın alacak, şu an üzerindeki kıyafetler çok uyumlu bu yüzden kendini çok şık hissediyor. Mutlu çünkü sevdiği işi yapıyor.

Cevaplar verdim ve testleri bitirip teslim ettim, yarım saat sonra tekrar doktorun yanına gitmem söylendi. Yarım saat sonra doktorun yanına gittim önce tekrar görevliye gidip ben testleri tamamladım ve yarım saat sonra buraya gelmem söylendi dedim. Görevli tekrar beni başından savmak için, “Hmm testlerin bittiyse yarın sabahtan gel” dedi. Ben artık yarın sabahtan gelemezdim bu yüzden hiçbir şey demedim ama doktorun odasına girmek için sıra bekleyen 2 kişinin arkasına geçtim bu arada görevli içerde diğer evraklarla uğraşıyordu, bir ara dışarı çıkıp beni gördü “sen gitmedin mi” dedi. Ben de “hayır gitmedim doktor beyle görüşmek istiyorum” dedim. “Ne görüşeceksin” dedi. “Özel bir şeyler konuşmak istiyorum” dedim. O da “iyi tamam bekle” dedi. Sıra tekrar bana gelince doktorun yanına girdim ve “doktor bey ben testleri tamamladım tekrar size yönlendirdiler beni, şimdi napacağız” dedim. Doktor da evraklarımı alıp üzerine bir şeyler yazdı ve “görevliye git seni kurul için yönlendirsin” dedi. Odadan çıkıp görevliye gittim “doktor bey size yönlendirdi” dedim. O da binanın arkasında yer alan Sağlık Kurulu binasına gidip fiş almamı oradan da psikiyatri bölümüne gitmemi Muharrem beyi bulmamı söyledi. Dediği gibi yapıp Sağlık Kurulu binasına gidip fiş aldım orada web cam ile fotoğrafını çekip boyunuzu kilonuzu soruyorlar ve elinizdeki evraklara ilaveten bir kağıt daha alıp psikiyatri bölümünde Muharrem beye gidiyorsunuz. Heyet odası yazan odada 2 kişi işlem yapıyorlar, direk girdim: “Muharrem bey burada mı”, “Evet gel” dedi. Evraklarımı verdim baktı kontrol etti sana kurul için gün vereceğiz haftaya Çarşamba gel dedi yani 3 Şubat için ben de “biraz daha ileri bir tarih veremiyor musunuz” dedim. “Neden daha geç istiyorsun” dedi ben de çalıştığımı ve en azından 2 hafta sonrası için daha rahat gelebileceğimi söyledim. “O da sen bilirsin istersen iki hafta sonraya verelim günü ama haftanın 3 günü kurul var pazartesi çarşamba öğren 13:30'dan sonra Cuma günleri ise sabah 9:30'da dedi ve ekledi bence bana sorarsan sen haftaya Cuma günü gel sabahtan kurula gir ve 2 saat sonra kararını alıp aynı gün İzmir’e dönersin ve işin sadece 1 gün sürer” dedi hatta anlattığına göre öğlene kadar işim bitecekti, mantıklı gelmişti ve kabul ettim.

5 Şubat 2016 Cuma gününe Kurula girecektim. Bu arada daha önce gelip gelmediğimi sordu bende ikinci gelişim dedim sistemden bakıp bunu doğruladı, nerede çalıştığımı sordu, evrakların birine butikte satış görevlisi yazdı. Benden 1 adet fotoğraf ve kimlik fotokopisi istedi ikisi de hazırda vardı verdim (Vesikalık fotoğraf ve 1 adet kimlik fotokopisi yanınızda bulundurun). Tüm evraklarımı orada Muharrem beye bırakıp çıktım. Haftaya sadece kimliğimle gelmem gerektiğini söyledi. Öğlen 15:30 gibi GATA'da işim bitmişti yani aslında ilk müracaat ve heyet günü için yapılan işlemler 1 günü bile bulmuyordu ama onlara kalsa hep yarın sabahtan gel halledelim hep bir baştan savma muamelesi bu yüzden hemen vazgeçmeyin diyorum. O akşam 21:30 aracına İzmir’e dönüş için bilet aldım yarın Cumaydı ve ben sabahtan dükkanı açacaktım bu yüzden en kısa zamanda dönmem gerekiyordu. Bu arada Emrah’ı ve Kayra’yı arayıp işlemlerimi şimdilik bitirdiğimi ve haftaya Cuma gününe kurul günü verildiğini söyledim. Emrah da “akşam biraz geç git senin askerlik işlerin, benim kendi işlerimin yoğunluğu seninle bir oturup konuşamadık adam akıllı yüzümüzü göremedik biraz oturup bira içip sohbet edelim” dedi. 19:30 gibi Taksim’de buluşup biraz bira içip günümün nasıl geçtiğini anlattım bu arada HTP çizim kısmında kadının Hande Yener olacağına Emrah karar vermişti. Yukarıda yazmayı unuttum ama testi çözmeden önce Emrah’ı arayıp ya ben bir kadın çizdim ama soruda bu kadını çizerken kimi düşündünüz diyor, ben kimseyi düşünmedim nasıl cevap vereyim deyince, “Emrah da sen Hande Yener'i seviyorsun onu çizmiş ol” dedi. Bu yüzden Hande Yener mevzusuna baya güldük o akşam. İzmir’e Cuma sabahı 07:30'da varmıştım ve direk eşyalarımı bırakıp dükkana geçtim. Allahtan otobüs çok rahattı ve günün inanılmaz yorgunluğu da eklenince İzmir’e kadar uyudum, dinlendim. Kurul için tam 1 hafta sürem vardı ve bu sefer kurula özellikle kıyafet olarak yeterince feminen çıkmam gerekiyordu. Göğüs ve göbek bölgemdeki çok olmasa da kıllarımı epilasyon yaptım, kuaföre gidip saçlarımı sağ ve sol bölgesini 1 numaraya vurdurarak sadece üst kısmının uzun kalmasını istedim böylelikle saç kesimi olarak da gayet marjinal görünecektim, Kayra'nın bir kaç kıyafeti ve sallantılı küpemle o gün ne giyeceğim bile kafamda hazırdı. Bu sefer kurula hazırdım kendimce kıyafetlerim hazırdı ama savunmamı çok önemli ölçüde değiştirmem gerektiğini biliyordum. Artık yani Kezban bir eşcinsel olmayacaktım bildiğin kaşar mod çizmem gerekiyordu çünkü eşcinsel olduğumu zaten kabul ettirmiştim heyete bir öncesinde şimdi bir de askeriyeye tehdit olarak bir algı yaratmam gerekiyordu. İçimden sürekli onu sorarlarsa nasıl cevap vermeliyim, bunu sorarlarsa nasıl cevap vermeliyim diye kendi kendime sorular türetip en mantıklı cevabı oluşturuyordum. Mesela heyette kadın olmak istiyor musun derlerse evet istiyorum ama maddi ve manevi olarak kendimi tamamen hazır hissettiğimde diyecektim ya da ailen biliyor mu sorusu gelirse evet biliyorlar. Peki bu durumuna nasıl bakıyorlar derlerse, bu durumun benim seçimim olmadığını doğuştan olduğunu bildikleri için yargılanacak birisi olacaksa da bunun ben olmadığımın bilincindeler, sadece düzgün yaşamamı istiyorlar, toplumdan zarar görmemem için fazla deşifre yaşamamı şu an için istemiyorlar. Ya da askere gitsen nolur ne güzel işte bir sürü erkek var şeklinde yanıltmacalı sorularda askere gitsem hiçbirş ey olmaz hoşlandığım her erkekle bir şeyler yaşamak isterim ki zaten haftada en az 3 kere seks yapıyorum bu yüzden orada da mutlaka seks yapabileceğim birilerini bulurum. Sadece tek korkum istemediğim biri ya da birileri tarafından tacize yada tecavüze maruz kalmak ve bu durumda siz beni koruyamayacaksınız. Bu yüzden askere gitmemi sakıncalı buluyorum.

Gerçekten burada yazdığım şekliyle aleni konuşacaktım artık çünkü son şansımdı ve 5 dakikalık heyet süresi boyunca kaybedecek hiç ama hiç bir şeyim olmayacaktı sadece olduğumdan fazla rahat ve kaşar davranmalıydım tek bildiğim şey buydu.

İstanbul’dan dönüş ve o 1 haftalık süreçte işte sürekli bunları düşündüm kafamda sürekli heyetteydim. Sürekli sorular ve cevaplar buluyordum kendime. Bu arada şuan aklıma gelen ve sizinle paylaşmak istediğim bir diğer önemli konu da aile görüşmesi, yani aile görüşmesi isteyebiliyorlar, benden istemediler, ama bana sorarsanız aile görüşmesi istendiğinde ailem bilmiyor demeyin ya ailemle bir şekilde görüşmüyoruz deyin ya da şehir dışından geliyorsanız, ailem şehir dışında ve gelemezler diyecektim ama isterlerse Emrah’ı öne sürecektim. Yani ailem gelebilecek durumda değil ama kuzenim İstanbul’da yaşıyor ve çocukluğumuz aynı yerde geçti ve beni çok yakından tanıyan biri, onu çağırabilirim diyecektim. Aile görüşmesi bence önemli yani bana sorsalar ailem gelemez diyecektim ama en azından aileden olan birini yani kuzenimi öne sürecektim ve bu şekilde işleminiz bir adım netleşir ve heyete karşı güven kazanmış olabilirsiniz. Bu yüzden aile görüşmesi istenebilir olasılığına göre en azından çok yakın olduğunuz bir arkadaşınızı öne sürün diyorum. 1 hafta sonra yani 4 Şubat Perşembe akşam üzeri saat 17:00 gibi bir çok arkadaşımın dostumun ve beni tanıyan, durumu bilen herkesin duasını alarak yola çıkmış ve tekrar bir seyahat sitesi aracılığıyla Akın adında bir çocukla ve mini cooper arabasıyla İzmir evka3'te buluşup seyahate başlamıştık. Akın 30 yaşında çok yakışıklı bir adamdı yol boyunca muhabbet ettik birbirimizi tanımak için sorular sorduk, kendisi İzmir’e mini cooper almaya gelmiş ve ayrıca ablası burada yaşadığı için onu da ziyaret etmiş şimdi de İstanbul’a dönüyordu. O kadar soru sormuştum ama o bana İstanbul’a neden gittiğimi sormamıştı, sorsa direk söyleyecektim ama sormadığı için bende söyleme gereği duymadım her neyse İstanbul’da beni Ataşehir'de metrobüse bıraktı sanırım ordan Mecidiyeköy’e geçtim ve Mecidiyeköy’den taksiyle Emrah’ın evine kadar gittim gece 1'di ve saat 17:00'de yola çıkmamıza rağmen Akının bazen 210 basması nedeniyle çok kısa bir sürede İstanbul’a ulaşmıştık. Üzerimi değiştirdim yatmaya hazırlanmam gerekiyordu, tırnaklarımı biraz uzatmıştım ve gayet bakımlıydı sadece yatmadan önce İzmir’deki canım Kardelenimin verdiği parlatıcı ojeyi sürdüm. Çok abartılı olmayacaktım ama olabildiğince şık ve feminen görünmem gerekiyordu. Hemen uyuyup sabah kalkıp duş alıp traş oldum saçımı fönleyip dualarla evden çıktım. Tekrar AKM'nin önünden taksi dolmuşa binip GATA'ya vardım sabah 09:30 a randevu verilmişti. Sağlık kurulu binasına gittim hemen, içeri girdim çok kalabalıktı ve daha önce heyete girdiğim bina bu değildi ben de diğer bina daha eski ve bakımsız ayrıca kış nedeniyle bu binaya taşındığını düşündüm. 10'a doğru kurul başladı içerden mikrofonla dışarda bekleyen bizleri yönlendiriyorlardı, isimlerimiz 7-8'erli şekilde sayılıyordu. Ama içeri giren 1 dakika içinde geri çıkıyordu ve ben de çok kalabalık olduğu için fazla uğraşmıyorlar sanırım diye düşünerek bu durumun işime yarayacağını düşünerek seviniyordum. Nihayet sonlara doğru ismim okundu sıraya girdim ama yine feci şekilde heyecanlıydım. Odaya girmek için önümdeki son kişi içeriden çıkınca beni çağırdılar, içeri girer girmez etrafımdakileri süzdüm, tanıdığım tek kişi geçen hafta beni muayene eden doktordu. O solda oturuyordu ben hemen girişte sağda, önünde evraklar bulunan kişinin yanına yaklaşarak kimliğimi uzattım. Adımın soyadımın yazılı olduğu heyet kararı vardı önünde şoktaydım, kağıdın arkasını çevirip ''ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR'' dedi ve ben resmen bulutların üzerine çıktım inanamıyordum geçen haftaki muayene ve testlerin sonucuna göre heyete girmeme hiç gerek kalmadan ''ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR'' kararı benim adıma verilmişti. Gerçekten bu karara inanamıyordum ama inanılmaz sevinçliydim. Heyete girmeyi düşünürken o kadar strese girmişken bu kararla resmen tüy gibi hafiflemiştim. O anki duygularımı şuan kelimelerle ifade edemiyorum ama bitmişti, zor olmuştu ama bitmişti. Kararımı söyleyen kişinin yanında duran diğer görevliye gittim o da iki baş parmağımı kırmızı bir mühüre basmamı ve daha sonra da kararın yazılı olduğu evrakların birine basmamı söyledi, basıp içeriden çıktım ve kararın 11:30'dan sonra ön raporla dağıtılıp bu raporu sevk edildiğimiz askerlik şubesine götürmemiz gerektiği söylendi. Dışarı çıktım sevinçten yerimde duramıyordum bu arada sabahtan Emre ile mesajlaşmıştık o da bu işlemi yapamadığı ve kaçak kalmaya devam etmek zorunda olduğu için artık bana çok dua ediyordu ve kararı alınca hemen fotoğrafını çekip benimle birlikte bu yolda yanımda olan herkese teker teker whtapsapptan yolladım. Teker teker tebrikler sonunda başardın, hayırlısı olsun, dualarımız seninleydi senin adına çok mutluyuz mesajlarıyla sevincimi paylaşıyor, paylaştıkça sevincim kat kat artıyordu. İçten içe bitti evet bitti, nihayet bitti deyip duruyordum. Ön raporu da elime aldığımda artık gerçekten bittiğini anlamıştım. O sevinçle hemen kuzenim Şirin'i aradım sonra Kayra'yı aradım daha sonra Emrah o arada beni aradı ona haber verdim hepsi çok sevindi. Üzerimden büyük bir yük ve kariyer anlamında önemli bir engelim kalkmıştı. O gün raporla birlikte hastaneden çıkıp aynı günün akşamı İzmir'e dönüş için biletimi aldım. Cumartesi günü sabahtan yine dükkanı açtım. Pazartesi günü öğlen 1'de işten çıkıp Akhisar için yola çıktım saat 16:00'a doğru Akhisar Askerlik Şubesindeydim, psikolojik anlamda o kadar rahattım ki artık şubeler beni korkutmuyordu daha önce benimle ilgilenen beyefendi beni görünce hemen tanıdı ve “Gel bakalım naptın” dedi. Hiçbir şey demeden direk raporu çıkarıp verdim, “almışsın” dedi. Evet dedim. “Tamam ben evraklarını hazırlıyorum sen biraz otur” dedi. Bu arada evraklarımı hazırlarken yanına çağırıp;

Görevli: IBAN numaran var mı?

Ben: Hayır hiçbir bankayla çalışmıyorum son 2 yıldır.

Görevli: Ama IBAN numarası lazım.

Ben: Neden?

Görevli: Çünkü İStanbula gidiş ve gelişlerin ayrıca İzmir’e geliş gidişlerin sana iade edilecek.

Ben: Peki ne yapmam gerekiyor?

Görevli: Hemen gidip bir bankadan kendi adına bir hesap açtırıp gel.

Hemen şubeye en yakın bankaya gidip 10dakika içerisinde kendi adıma hesap açtırdım ve şubeye geri döndüm bu arada evraklarımda hazırdı ve şube müdürüne imzalatmam için bana verdi. Müdürün odasına girdim, müdür beni direk tanıdı ve naptın dedi o arada hemen rapora göz attı.

Müdür: Eee almışsın elverişsiz raporunu..

Ben: Evet nihayet bu sefer aldım..

Müdür: Eee peki nasıl oldu aynı doktorlarla görüşmedin mi?

Ben: Yani muayene eden doktor aynı doktordu ama heyete çıkmadım direk kurul günü verildi ve kararımı almaya gittim.

Müdür: Peki 2. gidişin olduğunu söyledin mi?

Ben: İlk muayene sürecinde sormadılar ben de söylemedim sadece en son kurul için gün alacağım zaman soruldu o zaman söyledim.

Müdür: Peki aynı aşamalardan geçmedin mi yani? Farklı olan bir şey mi oldu bu sefer?

Ben: Heyete girmemek dışında izlediğim yol aynıydı, sadece yaptığım testlerde bir öncekine göre daha farklı şeyler yaptım.

Müdür: Anladım iyi hadi demek ki testlere göre de tekrar heyete girmene gerek duymamışlar ve yapılan heyette senin adına girmene gerek kalmadan bu kararı vermişler. Hayırlısı olsun.

Ben: Teşekkürler.

Müdür beyin gerekli imzaları atmasıyla odadan çıktım. Evraklar üzerinde birkaç yer doldurup adres kısmında yazan adresin bu olduğunu ve GATA'dan gönderilecek ayrıntılı raporun önce şubeye, şube üzerinden de yazan adrese gönderileceğini söyledi görevli. Ben de bu adrese gönderilmesini istemiyorum dedim çünkü orada halâ ailem yaşıyordu. O zaman sen bu kağıda telefon numaranı yaz ve altına da gönderilmesini istediğin adres varsa onu yaz, raporun gelince seni arayıp bilgilendiririz dedi. Ben de numaramı ve Kayra'nın İzmir’deki ev adresini yazdım. Evrak işim bitmişti bu arada geri ödeme yapılması için gerekli işlemi yapacak olan diğer vezneye geçtim orada bir evrak doldurdum ve vezne hesap yapacağını ve oturup beklememi söyledi. 15 dakika kadar sonra yanına çağırdı. Hesabıma 412.00TL yatırılacağını ama bu paranın ne zaman yatacak olduğu konusunda hiçbir kesin bilgiye sahip olmadığını, ara ara hesabı kontrol etmem gerektiğini söyledi ve işlemlerim tamamen bitmişti bu arada GATA'dan verilen ön rapora ''Hakkımda verilen heyet kararına itiraz etmiyorum'' yazıp imzamı attım, fotokopisi bana verildi.

Şubeden çıktım o kadar mutluydum ki anlatamam, her şey ve Ekim ayından Şubatın 8'ine kadar uzanan çok zorlu bir dönemi atlatmıştım resmen hayatımın kışıydı çok çetindi, hayatıma dair beni sıkıntıya sokan en önemli ve birçok şeyi geride bırakmıştım. Askerliğimi halletmiş, iyi ya da kötü bir işte çalışıyor ve önümde duran tek engelin artık ayrı bir eve çıkmak olduğunu biliyordum ama onu da başaracaktım artık inanıyorum Hande Yener'in bir şarkısında dediği gibi ''Kara kışa direnen, bahardan korkar mı?'' Artık bahardı...

BİTTİ!