Yaşam / Din/İnanç

“Dinde eşit hak iddia etmek özgürleştirici bir süreçtir”

Perşembe, 3 Mart 2016

Günahkâr, sapkın, şeytanî olarak damgalananların yorumladığı bir İslam, ayrımcılıkla giderek daha fazla parçalanan bir dine yeni bir nefes sunabilir mi? KaosGL.org’a konuşan Nassr Eddin Gabriel Errami, yüzyıllar boyunca süregelen görünmezlik ve sansüre karşı inanç dünyasıyla yeni bir bağ kurmaya çağırıyor.

The Inner Circle (Ruhanî Çember) adlı kapsayıcı İslam örgütü, cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği yüzünden ötekileştirilen Müslümanlar için 3 aylık yoğun bir eğitici eğitimi çağrısı yaptı. The Inner Circle eğiticilerinden Nassr Eddin Gabriel Errami ile örgütlerinin amacını ve “kapsayıcı İslam”ı konuştuk.

Errami, İslami ve Dinlerarası Çalışmalara Şii teolojisinden yaklaşan bir isim. Kendisi Avrupa Queer Müslüman Ağı’nın eş kurucularından. Kadın ve LGBTİ haklarını savunmanın yanı sıra dinî danışmanlık veren Errami, Fransa’daki kapsayıcı namazların ve Uluslararası Af Örgütü Fas Şubesi’nin gençlik biriminin de eş kurucuları arasındaydı.

Tensellik ile tinsellik arasında bir uzlaşı arayışı

The Inner Circle, cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği yüzünden ötekileştirilen Müslümanlara destek veren dünyadaki en büyük örgütlü yapı. Örgüt, 2014’ten beri queer Müslümanlar ve destekçileri için kendini güçlendirme ve kapasite geliştirme eğitimleri veriyor. “Amacımız yüzyıllar boyunca süregelen görünmezliği ve sansürü ortadan kaldırarak Müslümanların inançları ile cinsellikleri, cinsel yönelimleri, cinsiyet kimlikleri ve cinsiyet ifadeleri arasında bir uzlaşma sağlamak” diyor Errami.

Kendisi İslamî bir bakış açısından insan haklarını, özellikle de LGBTQİA haklarını savunmanın büyük bir zorluk olduğunu kabul ediyor: “Bu eğitimle, kişileri ve örgütleri çoklu ayrımcılığa karşı seslerini anaakımlaştırmaları için güçlendirmeyi ve dünyaya insan haklarını savunan alternatif bir İslam anlayışı sunmayı hedefliyoruz.”  

Dogmatik anlatılardan uzak bir inanç tasavvuru

Peki, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığı çoğu zaman körükleyen dinî otoritelerin egemen olduğu bir dini sahiplenmek neden önemli?

“Queer kişiler ve kadınlar olarak dinde eşit hak iddia etmek, Tanrıyı ve ruhanî mirasımızı benimsemek özgürleştirici bir süreçtir. Kapsayıcı İslam, dinimizin dogmatik anlatılarının yeniden tinselleştirilmesi ve insancıllaştırılmasını içerir. Ezilenlerin teolojisinin, kapsayıcı-queer fıkıhımızın hangi inançtan olursa olsun herkesin eşitliğine giden bir koridor olduğuna inanıyoruz.”

Errami, inancımızın tamamen bize ait olduğunu, aşırılıkçı gruplara bırakılamayacak kadar da değerli olduğunu belirterek noktalıyor:

“İslam’ın aşırılık ve diğer jeopolitik çıkarlar doğrultusunda araçsallaştırıldığı ve yok edildiği böylesi garip bir çağda, bize ait olan Tanrıyı ve peygamberi (s.a.v.) terk etmek, aslını inkâr etmektir.”