İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

“Amerikan markasında çalışırsınız ama Amerikalı işçinin haklarına sahip olamazsınız”

Perşembe, 17 Mart 2016

“Amerika’dan ihraç ettiğimiz şey markanın sadece somut ürünleri, marka kimliği ve marka sorumlulukları değil. Yani siz bir Amerikan markasına emek verirsiniz ve para kazandırırsınız ama emeğiniz karşısında asla bir Amerikalı çalışanın haklarına sahip olamazsınız.”

GAP’ın homofobik ayrımcılığının gün yüzüne çıktığı süreçte uluslararası firmalar ve mağazacılık sektörünün ayrımcılığı daha fazla tartışılmaya başlandı. Sektördeki LGBTİ’ler neler yaşıyor? Uluslararası alanda homofobi ve transfobiye karşı olduğunu deklare eden şirketler Türkiye’de de aynı davranıyor mu?

Değişen Türkiye’nin yüz akı fildişi kuleler ve ödenmeyen maaşlar…

Bütün bu soruları ve dahasını senelerdir farklı şirketlerde çalışan Ali* ile konuştuk. “Üniversiteden mezun olur olmaz her yeni mezunun yaşadığı ‘Türkiye’de hangi sektörlerde var olabilirim? Geleceğim ne olacak?’ kaygılarıyla İstanbul’a taşındım. Çeşitli kreatif sektörlerde staj yaptıktan sonra para kazanmam lazım deyip dünyaca ünlü bir yaşam stili mağazasında görsel düzenleme uzmanı olarak işe başladım. Başlarda görsel düzenleme eğitim süresince her şey iyi giderken aslında içten içe nasıl bir sektör ve bataklığın içine girdiğimi gördüm” diyerek sözlerine başlayan Ali, sektörü şöyle anlattı:

“Perakende sektörü ‘değişen Türkiye’nin’ yüz akı! Yeni dönemin ‘fil dişinden kuleleri’ AVM’ler bir şekilde kariyer yapmak isteyen, giyinmeyi bilen ve seven insanlar ve elbette LGBTİ’ler için umut gibi görünüyor ama öyle değil… Uzun ve esnek çalışma saatleri, haftanın altı gününe varan ve asla ücretlerinin ödenmediği mesailer, yoğun ve stresli satış hedefleri, insan sağlığını hiçe sayan uygulamalar ve ne kadar ‘marka adamı’ olsanız da size verilmeyecek yeni unvanlar ve maaşlar…”

“Amerikan markasına emek verirsiniz ama asla Amerikalı çalışanın haklarına sahip olamazsınız”

GAP perakende firmasındaki ayrımcılık haberini okuduğunu söyleyen Ali, “Bahsettiğimiz dünyaca ünlü GAP Perakende firması Amerika asıllı orta ve alt sınıf sokak modasına yön veren ve bu haliyle de yerel ve dünya çapında birçok sosyal sorumluluk projesi üreten ve tabi ki eşcinsel haklarını savunan bir firmadır. Hatta Amerika’daki mağazalarında dress code’lar daha esnek ve eşcinsellere pozitif ayrımcılık uygulanıyor” dedi. Ali, söz konusu Türkiye olduğunda bu çalışma kurallarının geçerli olmadığını belirtti:

“Amerika’dan ihraç ettiğimiz şey tüm dünyada olduğu gibi markanın sadece somut ürünleri, marka kimliği ve marka sorumlulukları değil. Yani siz bir Amerikan markasına emek verirsiniz ve para kazandırırsınız ama emeğiniz karşısında asla bir Amerikalı çalışanın haklarına sahip olamazsınız.”

“Aslında hayaletlerle savaşıyoruz”

Ali, çalıştığı şirketlerde yaşadıklarını ise şöyle aktardı:

“Benim müdürüm de ben de eşcinseliz ama o konumu itibariyle bunu saklama gereği duyuyordu ve bu nedenle de aslında üzerine bilinen ve konuşulmayan durumlara düşüyordu. Mesela iş yerinden mevkidaşı olan heteroseksüel bir kadın aşk hayatının en ince detaylarına kadar bahsedebilirken o üstü kapalı bir şekilde ve hikayenin belli başlı bölümlerini gizleyerek anlatabiliyor ya da bazen konuşmamayı tercih ediyordu. Giyim kuşamı daha ‘efemine’ iken bu ‘açığı’ davranışları ile kapatmaya çalışıyordu. Yani aslında hayaletlerle savaşıyorduk. Kimse aslında ne görünür eşcinseldi ne de görünür homofobik. Daha öncesinde çalıştığım başka markalar ve sektörden arkadaşlarımın yaşadıkları da bu çapta ya da daha beterdi.

“Yakışıklı, ağzı laf yapan hafif de naif, iyi giyinen biriysen veya kadınsan akıllı, şehirli, kariyer manyağı ve hafif seksiysen mağazacılığa hoş geldin! Aslında durum hem böyle hem de böyle değil; içi seni dışı beni yakar yani!

“Bu durumlarda eşcinsellerin sektörde iş bulabilmeleri ve oyunu kuralına göre oynadıkları sürece sektörde ilerlemeleri kolay! Ama bunun için bayağı bayağı kendilerinden vazgeçmeleri, markaların size çizdiği ‘özgürlük’ kalıpları içinde davranmanız gerçeği, bir de her türlü haksızlığı karşı ses çıkarmadığınız sürece aslında her homofobik tutum ve davranış karşısında şekil değiştiren bir sektör var!

“Her yere uyum sağlayan asgari ücretle çalışan bukalemunlar”

“Yani açık açık yaşamadığınız ve marka kimliğine zarar vermediği sürece mağazacılıkta eşcinsel olmanız cici bir şey, ama birinin gözüne battığınız zaman veya başka sebeplerden işten çıkartılmaya çalıştığınız zamanda ilk bahane edilen şey eşcinsel oluşumuz oluyor maalesef. Sadece GAP üzerinden bakmadan geniş bir alanda düşünürsek eğer bazı markalarda işe girmek için eşcinsel taklidi yapanlar ya da daha efemine olanlar da var. Bazı markalarda başarılı oldukları halde eşcinselliği yüzünden terfii alamayanlar da… Makyaj yapmadığı için kovulan lezbiyen, biseksüel kadın arkadaşlarımız var. Ya da yemek molalarında markanın gönderdiği görsellerdeki kadın imajlarını eleştirdiği için (her kadın zayıf olmalı, seksi olmalı vb.) sözlü uyarı alan ben gibi… Eşcinselsen perakende ve mağazacılık sektöründe bukalemun olmaktan öteye geçemezsin. Her yere uyum sağlayan asgari ücretle çalışan bukalemunlar.”

Bütün bu sorunlar ışığında Ali’ye ne yapılması gerektiğini sorduk. Perakende ve mağazacılık alanında çalışanların örgütsüzlüğünü eleştiren Ali son olarak şunları kaydetti:

“Cinsiyet ve cinsel yönelim politikalarından önce bir kere tüm perakende ve mağazacılık alanı çalışanlarının bir kere örgütlenmesinden yanayım. Kariyer kisvesi altında uzun çalışma saatleri, uzun ve hiç bitmeyen mesailer, maaşları alamamalar, tatil ve resmi izin günü ihlalleri, sağlık alanında çok ciddi açıklar var ve ne yazık ki herkes bunun üzerine ağız birliği yapmış gibi susuyor. En tepedekinden en altına kadar!

“Bizim yani eşcinsellerin sorunlarımıza dönersek eğer herkes görünür olmak zorundadır demiyorum ama en azından hayatımızın uzun saatlerini geçirmek zorunda olduğumuz mağazalarımızda günlük hayatımızda ne isek orda da o olabilmeliyiz. Bize ‘şöyle davran, şöyle giyin, şöyle ol’ diyememeliler. Bunun yolunun da bu alanda çalışabilecek deneyimli aktivistlerin yetişmesi ve kişi bazında eğitimler vermekten geçtiğini düşünüyorum. Çünkü eğer bu durumu yaşayan eşcinseller olarak biz haklarımızın farkında olmazsak, hiçbir kazanım elde edemeyiz. İkinci etapta da markalar ve markaları yöneten kişilere özellikle Türkiye pazarında eğitimler ve bilinçlendirmeler yapılırsa haklarımızı ancak o zaman kazanabiliriz.

“Ama sizin de sürecini takip ettiğiniz GAP çalışanına homofobik davranışlar, tacizler ve mobbing kampanyanızın global çapta duyurulursa başarıya kavuşacağını inanıyorum. Bu konuda bizler gibi sorun yaşayan herkesin bir iki kelam etmesini talep ediyorum ki sevgi ve dayanışma ile güzel günler görelim!”

*Güvenlik sebebiyle isim değiştirilmiştir.