Gökkuşağı Forumu

Bugünün ezeni yarının ezileni: Ölümseverlerin sahiplendiği ülke

Perşembe, 5 Mayıs 2016

Tezer Özlü'nün ''burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi'' sözü memleket ahvalinin muhtasar tanımı.

Kısa çıkarımların etkileyiciliği ve anlaşılabilirliği üzerine birçok söz üretilmiş. Bu konuda zihin yoranlar genel olarak ‘’etkileyici fakat daha az anlaşılır’’ oldukları konusunda görüş bildirilmiş. Bundan en büyük nasibini ''düşünüyorum öyleyse varım'' sözü almış galiba. ''burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi'' sözünün de bir o kadar nasiplendiğini söylemek güç değil. Elimde bir ehliyet olduğundan değil aşağı yukarı ölçüp-biçme yetimden yola çıkarak tırmandırdım bu düşünceyi. Umarım bu konuda yanılıyorumdur. Açıkçası yanılmak beni çok memnun eder. Eğer yanılmıyorsam anlam konusunda daraltmayıp bilakis anlamayı kolaylaştıracağını düşündüğüm bir örneği paylaşmak isterim. En lazım olduğunu düşündüğüm bir dönemde üzerine düşünmemiz gereken bu cümle için kolaylaştırıcı bu örneği kendi tekelimde tutmak mahza bencillik olur.

Bu örneğe Erich Fromm’un “Sevginin ve Şiddetin Kaynağı" kitabında rastladım. Bu kitap onaylamadığım yerleri olsa da genel çerçevesi itibariyle dostlarıma rahatlıkla önerdiğim bir kitap.

Özellikle "ölümseverlik" üzerine yazılanlar kayda değer şeyler. Fromm, klinik tecrübelerini referans alarak tespitlerde bulunmuş.

"Söze söz eklemek zihinlere bir sınır çizer belki de" diyerek en son kendilerini hedef alacak ölümseverlerin ellerinde bulundurdukları kaba kuvvetin "değişik"leri sıralı bir sindirime tabi tutmadan önce değişikler olarak bizlerin heterodoks mücadele konusunda zihin yorması gerekliğine dair düşüncelerimi ekleyerek ölümseverlik hakkındaki örneğe yer vermek istiyorum.

Unamuno’nun İspanyol İç Savaşı’nın başlangıcında rektörü bulunduğu Salamanka Üniversitesi’nde General Millan Astray’ın verdiği bir söylev üzerine yaptığı konuşma:

Generalin en çok benimsediği ilke "Viva le muerte!" idi (yaşasın ölüm!); hayranlarından biri salonun arka tarafından böyle bağırmıştı. General söylevini bitirdiğinde Unamuno ayağa kalkarak şunları söyledi:

"…Az önce ölüm dolu, akıldışı bir bağırış duydum: "Yaşasın ölüm!" yaşamını, başkalarına anlayışsızlık dolu öfkeler yaratan çelişkileri çözmeye adamış olan ben yetkili bir uzman olarak şunu söylemeliyim ki bu yakışıksız çelişki bende nefret uyandırıyor. General Astray sakat bir insandır. Bunu küçümser bir tonla söylemiş olmayayım. Kendisi bir savaş yaralısıdır. Cervantes de öyleydi. Ne yazık ki İspanya şimdi sakatlarla dolu. Tanrı yardımımıza koşmazsa sayıları daha da artacak. General Millan Astray’ın toplumun ruhuna egemen olduğunu düşünmek bana acı veriyor. Cervantes’in ruh yüceliğinden yoksun olan sakat bir insanın çevresinde ölüm yaratarak uğursuz bir rahatlık peşinde koşması kaçınılmazdır."

Bunun üzerine General Millan Astray kendini daha fazla tutamadı. "Abajo la inteligencia!" (Kahrolsun aydın kafalar!) diye bağırdı. Bu söz üzerine Falanjistler ’den destekleyici bir bağırış daha yükseldi: "Yaşasın ölüm!" ama Unamuno sözlerine devam etti:

"Burası aydın kafaların tapınağıdır. Ben de onun başrahibiyim. Bu tapınağın kutsal niteliğini lekeleyen sizlersiniz. Kazanacaksınız, çünkü elinizde yeterli kaba kuvvet var. Ama hiçbir zaman insanlarda inanç yaratamayacaksınız. Çünkü inanç yaratabilmek için onları ikna etmeniz gerekir. İkna etmek için de sizde bulunmayan bir şey gereklidir: Akıllı ve haklı bir savaşım verebilmek. Size İspanya’yı düşünün demeyi gereksiz buluyorum. Söyleyeceklerim bu kadar."

Görsel: The Funeral of Atala, Anne Louis De Roussy Girodet