İnsan Hakları / Eğitim

“Gasp edilen eğitim hakkım için 35 yıl sonra üniversitedeyim”

Cuma, 6 Mayıs 2016

Trans aktivist Ebru Kırancı ile 35 yıl sonra üniversiteye başlamasını, notlarını, gelecek planlarını ve okulda yaşadıklarını konuştuk.

Eğitim hayatı birçok trans için ayrımcılık ve nefretin en yoğun hissedildiği alanlardan biri. Çocuk yaşta başlıyor her şey. Pembeler ve mavilerin dünyasında; kendine dayatılan dışında bir şeyi istemenin ağırlığı altında birçok trans okulu bırakmak zorunda kalıyor. ‘Özgürlüğün kaleleri’ üniversiteler bile söz konusu bütün çeşitliliğiyle translar olduğunda sınıfta kalıyor.

Tabi bir de yaş meselesi var. Öğrenciliğin yaşı çok sınırlı. Belli bir yaşın üstüne geldiğinde öğrencilik hayatının bitmesi bekleniyor.

Ama hayat öyle mi? Hiç beklenmedik yerlerden, beklenmedik karşı çıkışlar doğuyor. Ebru Kırancı da bu karşı çıkışlardan birine imza atıyor. Ebru Kırancı: Trans aktivist, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği ve Trans Misafirhanesi kurucularından. Transların insan hakları için mücadele ediyor. Bütün bunların yanı sıra 35 yıl sonra kendisi için de bir şey yapıyor: Üniversiteye gidiyor.

“35 yıldan sonra okula döndüm”

Ebru ile Trans Misafirhanesi’nde buluştuk ve uzun bir aradan sonra öğrencilik deneyimini konuştuk. İşte “35 yıldan sonra okula döndüm. İlk zamanlar sınavda o kara kutuları işaretlemeyi bile bilmiyordum. Ama şimdi okuldaki kültürel etkinliklerde hocam öğrencilere, ‘Birinci sınıfta Ebru hanım var. Onun çevresi geniştir’ diyor ve etkinlik organize ediyoruz” diyen Ebru’nun öğrencilik hikayesi…

Ebru’ya ilk olarak nasıl karar verdiğini soruyorum okula dönmeye. Zor muydu sınava hazırlanmak? Neden o kadar aradan sonra okumak istedi?

“Okula döndüm ve gasp edilen eğitim hakkımı geri aldım” diyen Ebru hazırlık ve karar verme sürecini şöyle anlatıyor:

“Sevgili arkadaşım Kıvılcım ve sevgilim Maria gaza getirdi. Çok çalıştım. Çalışmaktan omuzlarım kasılıyordu. 15 gün içinde YGS’yi kazandım. İlk tercihte olmadı ama ikinci tercihimde Şişli Meslek Yüksekokulu Adalet bölümünü kazandım.”

Her şey yolunda gibidir. Ama okulu kazanmak üniversite okumak için yeterli değildir. Ebru’yu kayıt için okula gittiğinde küçük bir sürpriz bekler:

“Kayıt için okula bir gittim. Bir baktım bahçeye banka kurmuşlar. Yüzde 50 burslu kazanmama rağmen 6500 TL para istediler. Emekliyim diye kredi çektim ve okulun parasını yatırdım. Taksitlerini ödemeye çalışıyorum. Bir yandan hep aklımın gerisinde okul taksidini nasıl ödeyeceğim düşüncesi var ama okumaya devam ediyorum.”

İlk günlerin tedirginliği ve bir sigara molası

İlk günleri soruyorum. İlk günlerin tedirginliğini… Ebru tedirginliğin kısa sürdüğünü söylüyor ve anlatıyor:

“İlk günler çok tedirgindim. Kızlar tuvaletine girerken filan çok çekiniyordum. Sonra bir gün kızlardan biri yanıma geldi. ‘Sigara içiyor musun’ diye sordu. İçtiğimi söyleyince beni yangın merdivenine çağırdılar. Orada sınıf arkadaşlarımla da tanışmaya başladım. İlk temasın ardından o yabancılık ve yalnız kalma halim bitti.

“Avukat hocalarım var mesela ders anlatırken onlar, ‘Bu nasıl anayasa’ diyorum ve sohbet etmeye başlıyoruz. Hocalarım acayip iyi. Bana karşı çok kibarlar. Mesela İngilizce’den kaldım ama hocamı çok seviyorum. Sınıfla çok iyi kaynaştım. Trans X belgeselini göstereceğiz okulda.”

Tabi her şey de güllük gülistanlık değildir okulda. Ebru, zaman zaman ayrımcılığa uğradığını da şu örnekle anlatıyor:

“Tuvalette bir kız önümü kesti. ‘Erkekler tuvaletine git’ dedi. Ben de, ‘Ne diyorsun ayol. Ben dönmeyim’ dedim girdim tuvalete.”

Her şey iyi hoş da notlar ne alemde? Ebru notlarından kısmen memnun. Ah bir de şu F klavyeyi öğrenebilse:

“İlk sınıfta notlarım düşüktü ama yükselmeye başladı.  Bu dönem 2’nin üzerine çıkamazsam sınıfta kalacağım. Hukuk derslerim çok iyi ama edebiyatta çakıyorum. Bu yıl yaz okuluna gidip kaldığım dersleri de vereceğim. F klavye dersim var. Kabus gibi.”

“Davan var, koş ayol”

Okul bitince ne olacak peki? Avukat olmak istiyor Ebru ama mübaşirliğe de tav:

“Eğer okulu bitirirsem geçiş yapıp hukuk okumayı ve avukat olmayı istiyorum. Bir hocamla konuşurken, ‘Ben avukat filan olmayayım. Mübaşir olayım. Gel ayol mahkemen var’ diye espri yaptım. Hocam da, ‘Öyle bir sahneyi düşünemiyorum’ dedi. Bu da bir aktivizm bence.”

“Kendim için okulda koşturmak çok iyi geliyor” diyen Ebru’ya zihin açıklığı dilemek ve gasp edilen eğitim hakkını geri alma mücadelesini tebrik etmekten başka söz de kalmıyor bana. Belli mi olur belki bir gün Çağlayan Adliyesi’nde, “Davan var ayol koş” diyen bir mübaşir veya avukata denk geliriz…