İnsan Hakları / Askerlik

"Militarizme, iktidara ve savaşa karşı vicdanî ret!"

Pazartesi, 16 Mayıs 2016
Haber: Kaos GL

KaosGL.org muhabiri Ateş Alpar, Vicdanî retçi Merve Arkun’la, “15 Mayıs Dünya Vicdanî Retçiler Günü” için söyleşti.

Merve Arkun kimdir, neler yapar, biraz bahseder misin?

2011 yılında reddini açıklamış, vicdanî retçi bir kadınım. Aynı zamanda vicdanî ret hakkının görünürlük kazanması ve toplumsallaşması için Vicdani Ret Derneği'nin yürüttüğü faaliyetlerde yer alıyorum.

Bunlar dışında, aylık olarak yayımlanan anarşist gazete Meydan'da düzenli olarak yazıyorum.

Türkiye’de “Vicdanî Ret Hareketi” tarihsel sürecini bizlere anlatır mısın?

Yaşadığımız coğrafyada vicdanî ret hareketi 1989 yılından bu yana sürüyor. Coğrafyanın ilk vicdanî retçisi olan Tayfun Gönül'ün ardından vicdanî ret birçok farklı yerde farklı gruplarda konuşulmaya tartışılmaya başlandı. 1990'lı yıllarda İzmir'de kurulan Savaş Karşıtları Derneği'nin çalışmalarıyla, vicdanî ret mücadelesinin görünürlüğü de oldukça artmıştı.

Bu süre zarfında da birçok vicdanî retçi farklı gerekçelerle vicdanî retlerini açıklamaya devam etmişti.

2009 yılından VR-DER'in kuruluş sürecine kadar devam eden ve benim de çalışmaları içerisinde yer aldığım Barış İçin Vicdanî Ret Platformu da vicdanî ret hareketinin toplumsallaşması açısından oldukça etkili oldu. 2013 yılına kadar coğrafyanın birçok noktasında, Kürdistan'ın farklı illerinde yürüttüğümüz çalışmalar ile birçok kişinin bu haktan haberdar olmasına ve vicdanî reddini açıklamaya yönelik bir zemin oluşturduk.

2013 yılında Vicdanî Ret Derneği'nin kurulmasıyla da, ilk kez spesifik olarak vicdanî ret hakkı zemininde buluşmuş bir dernek olarak çalışmaya başladık. O günden bu yana da, daha fazla insanın vicdanî reddini açıklaması, savaşın kaynaklarını kurutması için çalışıyoruz.

Sence bu coğrafyada vicdanî ret hareketinin gelişiminde Kürdistan’daki savaş etkili oldu mu?

Kürdistan'daki savaş vicdanî ret hareketinde oldukça etkili. Bizim için vicdanî ret, savaşın insan kaynaklarını kurutmak ve savaşı durdurmak için en önemli adımlardan biri demek. Özellikle devletin bölgeye yönelik sürdürdüğü operasyonların, işgal politikalarının ve katliamların karşısında vicdanî ret barışı inşa edebilmenin en aktif yollarından.

Ağustos ayından bu yana giderek tırmandırılan savaşla birlikte, dernek olarak yaptığımız çalışmalarda, vicdanî retçilerin sayısında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Birliklerini terk etmek isteyenlerin ya da terk edenlerin yaptığı başvurularda da bir artış söz konusu.

Tüm bu örnekler de vicdanî reddin savaşa karşı olan etkisini gösteriyor.

Vicdanî ret hareketinde bugün gelinen noktayı nasıl yorumluyorsun? Başlangıcından bugüne vicdanî retçilerin devletle olan mücadelelerinde ne gibi kazanımları oldu ve hala uygulanan yaptırımlar neler?

Bugüne kadar süren mücadelede birçok vicdanî retçi arkadaşımız tutsak edildi, işkence gördü, gözaltına alındı ve somut olarak birçok kez devlet baskısıyla karşı karşıya kaldı.

Bugünse vicdanî retcilerin yaşadıkları hak ihlalleri devam ediyor, GBT dayatmalarıyla vicdanî retçiler ve askerlik yapmak istemeyenler sivil ölüme mahkûm ediliyor. Ancak buna karşın önceki dönemlere nazaran vicdanî retçiler daha örgütlü ve görünür olduklarından dolayı, bizlere yönelik uygulanan baskı "iktidarların istediği gibi" etkili olamıyor.

Devlet propagandasıyla, "herkesin askerlik yapmak zorunda olduğunu" iddia etse de vicdanî reddin bir insan hakkı olduğu artık daha görünür. Yapılan GBT dayatmalarına karşı vicdanî ret hakkını savunuyorlar. Kendilerine dayatılan tutanakları "vicdanî retciyim" şerhi düşerek imzalıyorlar örneğin. "Kimsenin zorla asker yapılamayacağı" gerçeği, bizim güçlü dayanışmamızın bir örneği olarak, daha görünür.

Çokça konuşulduğu için soralım istedik: Kadın retçileri bu hareketteki rolü nedir, bu hareketin neresinde duruyorlar sence?

Kadınlar nasıl ki savaşın kenarında ya da kıyısında değil tam ortasındaysa, vicdanî retçi kadınlar da vicdanî ret hareketinin tam ortasında-içinde, aktif bir özne olarak yer alıyor. Kadınlar yalnızca zorunlu askerliğe karşı değil, cinsiyetçiliğe, erkek egemenliğine, tacize, tecavüze, şiddete ve bunların hepsinin bütününde olan militarizme karşı bir antimilitarist mücadele örgütlüyor ve vicdanî retlerini açıklıyor.

Son olarak 15 Mayıs Dünya Vicdanî Retçiler Günü’ne dair neler söylemek istersin?

Bir takvim günü olarak sembollesmis olsa da, 15 Mayıs’ta dünyanın birçok yerinde birçok vicdanî retçi barışı, yaşamı örgütlemek için çalışıyor, çabalıyor.

Herkesi, savaşın insan kaynaklarını kurutmak, savaşa karşı barışı inşa etmek için devletlerin savaşlarını reddetmeye, vicdanî ret açıklamaya çağırıyorum.