Yaşam

Keskesor Amed LGBTİ’den 17 Mayıs mesajı

Çarşamba, 18 Mayıs 2016

Keskesor Amed LGBTİ: "Toplumsal erkekliğin verdiği içi boş bir güvenle özgürlük namına hiçbir ezberi bozma ihtiyacı duymayan, sömürgeleşmiş zihin dünyasını birlikte yıkacağız!"

Diyarbakırda faaliyet gösteren Keskesor Amed LGBTİ, 17 Mayıs ‘Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü için bir basın metni yayınladı. Keskesor yayınladığı basın metninde egemen olana karşı onurlu ve özgür bir hayat mücadelesi verdiğinin altını çizdi.

Keskesor Amed LGBTİ’nin yayınladığı açıklamanın tam metni şöyle:

"Heteronormatif toplumsallığı içselleştirmeyi reddeden lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks bireyler 17 Mayıs 1990’a kadar "hasta" olarak kabul ediliyordu. Bu tarihten itibaren Dünya Sağlık Örgütü, eşcinselliği hastalıkların uluslararası sınıflandırılması listesinden kaldırdı.”

“İçinde yaşadığımız coğrafyada tarihin neredeyse her döneminde egemenler; kendilerinden olmayanlara, farklı bir hayat tahayyülüne sahip olanlara karşı soykırım ve katliam politikalarını uygulamaktan çekinmediler. Buna rağmen bizler; devlete, sermayeye ve sömürüye karşı mücadeleden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Keskesor Amed LGBTİ Oluşumu olarak, egemen olana karşı onurlu ve özgür bir hayatın diretilmesini sahipleniyor, savunuyor ve bunun mücadelesini veriyoruz.”

“Amed’de örgütlü olarak heteroseksizm ve milliyetçilik karşıtı mücadelemizi verdiğimizden bu yana gerek LGBTİ bireyler olduğumuzdan gerek devletin sömürgeleştirme, baskı ve şiddetine karşı mücadele içinde olmamızdan dolayı sayısız kez tehdit edildik, hedef gösterildik. Roboski’de, Hevsel’de, Hasankeyf’de, Kobane direnişinde, Suruç’ta anti-militarist, ekolojist, cinsiyetçilik, türcülük, homofobi ve transfobi karşıtı bireyler olarak vicdani redlerimizi açıkladık. Dayanışma ve özgür bir yaşamın bu coğrafyada nihayet yeşermesi için ortaklaştığımız dostlarımızla, devletin ve devlet güdümlü iktidar odaklarının her türlü şiddetine karşı/rağmen omuz omuza mücadelemizi yükselttik. Kurduğumuz ittifaklar Türkiye halklarınca da sahiplenildi. Ancak 7 Haziran ile birlikte her zamankinden güçlü duran dayanışmamızın karşısında devlet, katliam ve soykırım politikalarının dozunu arttırmaktan imtina etmedi.”

“Keskesor LGBTİ Oluşumu olarak, yaşadığımız coğrafyanın devlet şiddetine karşı direncini yükseltmek adına Sur’un kuşatılmasına ve kamulaştırılmasına karşı mücadelemizi birden fazla alanda sürdürüyoruz. Kürt coğrafyasında yaşanan zulme karşı duyarlılık ve dayanışmanın arttırılmasına yönelik etkinlikler düzenliyoruz. Meydanlarda ve sokaklarda son olarak dokunulmazlık tartışmalarıylagörünürlük kazanan; ama yıllardır parlamenter sistem içinde mücadele yürütenlere yönelik yapılan siyasi soykırımlara karşı ses çıkarmaya devam ediyoruz. Devlet şiddetinin gün geçtikçe sınır tanımaz ve hesap sorulamaz olduğu bu dönemde, biz LGBTİ bireyler olarak bir takım iktidar aygıtlarının da güdümüyle hedef gösterilmeye devam ediliyoruz ve verdiğimiz mücadele "Kürdistan gerçeği" olarak dayatılan gerici, feodal, ataerkil toplum yapısı bahane edilerek değersizleştirilmeye çalışılıyor. Sur’da çıplak insan bedenleri teşhir edilirken sesini çıkarma ihtiyacı duymayanlar, savaş karşıtı ortak bir dil konuşmak için bir araya gelmemize karşı gövde gösterisi yapıyorlar. Toplumsal alanda ve sosyal medyada LGBTİ bireylere yönelik tehdit, şiddet ve nefret söyleminin; devletin Amed ve Kürdistan’da tırmandırdığı savaşla eş zamanlı olarak hissedilebilir bir şekilde yükselmesinin tesadüf olmadığının farkındayız.”

“Bizler devlet güdümlü gerici odaklardan hiç bir zaman korkmadık, korkmuyoruz ve bu odakların LGBTİ bireylere yönelik nefret ve tehdit içeren söylemlerine karşı mücadelemizi yükselterek cevap vermeye de devam edeceğiz. Bizim asıl kaygılandığımız; beraber mücadele ettiğimiz, direniş alanında omuz omuza durduğumuz ve kendini devrimci özgürlük mücadelesinin öznesi olarak var eden kişilerin son dönemde devlet güdümlü tırmandırılan bu nefret ve şiddet söylemine karşı sessiz kalması, hatta bu söylemin bir parçası haline gelmesi. Bu kişi ve kurumlar gerici ve baskıcı tahakküm aygıtlarına karşı ses çıkarmayarak, devletin bölgede uyguladığı özgürlük karşıtı politikalara araç olduklarını çok geç olmadan anlamalıdırlar.”

“Nefrete, tahakküme ve baskıya karşı verilen mücadelenin yeri ve zamanı yoktur. Bizler homofobi ve transfobi karşıtı mücadeleyi; her türlü sömürge, baskı ve zulüm odaklarına karşı verdiğimiz mücadelelerle birlikte eşzamanlı olarak verdik ve vermeye de devam edeceğiz. Ancak bugün bir yandan halkların haklı özgürlük mücadelesine savunduğuna inanan, öte yandan da Kürdistan’daki varoluşumuzu “devletin bir oyunu” olmakla itham etmekte beis görmeyen eril zihniyetle ve bu bağlamda içselleşmiş homofobi ve transfobi ile mücadele etme durumunda olduğumuzu da dile getiriyoruz.”

“Devlet şiddetine karşı bir arada mücadele ve dayanışmayı savunan her kişi ve kurumu; mevcut gündem içinde LGBTİ bireylere yönelik yapılan saldırıları, tehditleri ve korkutma çabalarını doğru okumaya çağırıyoruz. Toplumsal erkekliğin verdiği içi boş bir güvenle özgürlük namına hiç bir ezberi bozma ihtiyacı duymayan, sömürgeleşmiş zihin dünyasını birlikte yıkacağız!”