Kadın

“Engelli kadın meselesini Türkiye gündemine nihayet soktuk”

Çarşamba, 25 Mayıs 2016

‘‘Erişiyorsam Varım!’’ Sergisi kapsamında, bugün (25 Mayıs) saat 14:00'te Goethe Institut Ankara'da "Engelli Kadınlar" konulu bir panel düzenlendi.

Etkinliğin öncesinde 9 Mayıs 2015'te Çanakkale'de gerçekleşen Engelli Kadın Buluşması'nın video gösterimi yapıldı. Gösterim sırasında görme engelli katılımcılar için sesli betimleme yapıldı.  

Panele, Engelli Kadın Derneği kurucu üyelerinden Av. Arzu Şenyurt Akdağ, Engelli Kadın Derneği yönetim kurulu üyesi İdil Seda Ak ve "Ayrımcılık: Engelli Kadınlara Hak Temelli Aktif Destek Projesi" koordinatörü Nilgün Karacaoğlu konuşmacı olarak katıldı.

“Engelli kadın meselesini Türkiye gündemine nihayet soktuk”

Panelin ilk konuşmacısı Av. Şenyurt, Engelli Kadın Derneği’nin kuruluş ve faaliyet sürecinden bahsetti:

“2009’dan itibaren her ay bir araya gelip engelli kadınlarla ilgili spesifik konuları 2 yıl boyunca tartıştık. Sonra tartışmakla bir yere gelemediğimizi, lobi yapmak savunuculuk yapmak gerektiğini fark ettik ve 2011 yılında dernekleştik. İlk yıl Ankara, İzmir ve Samsun’da toplumsal cinsiyet, engelli hakları ve kadına şiddet konularında engelli kadınlarla bir araya gelerek çalışmalar düzenledik.”

“Türkiye’de STK’ların kendi kendine bir şeyler yapması çok zor. Projeleriniz için hibe bulmaya çalışıyorsunuz. Biz, Sabancı Vakfı’ndan hibe alırken bizi Sabancı Vakfının bir kolu sanıyorlardı mesela şimdilerde de Avrupa Birliği destek programı kapsamında yaptığımızı anlatmaya çalışıyoruz. 5 senede kapasitede inanılmaz bir artış oldu. Biz çalışmalara ilk başladığımızda sürekli yardım temelli olarak hak mücadelesinden uzak bir süreç izlendiğini gördük. Kadına yönelik şiddet, engellilere yönelik hiçbir çalışma yok dedik ve engelli kadınlara yönelik şiddet raporlama çalışmasını yaptık. Bu öyle bir dönüm noktasıydı ki bir gün AB Bakanlığı’ndan arayıp “Ulusal eylem planı yapıyoruz, içinde engellilerle ilgili hiçbir çalışma yok. Bize yardımcı olur musunuz?” dediler. Biz de bu raporla birlikte aslında hem kamunun hem de sivil toplumun ilgisini çektik. Engelli kadın meselesini Türkiye gündemine sokmuş olduk.”

“Bu projeyi Türkiye’nin her ili için hayata geçirebilmek istiyoruz”

Ayrımcılık: Engelli Kadınlara Hak Temelli Aktif Destek Projesi" koordinatörü Nilgün Karacaoğlu, projenin kapsamıyla ilgili bilgi verdi:

“Şimdi yaşama geçirdiğimiz projemiz AB’nin “Engelli Kadınlara Aktif Destek” projesi. Proje kapsamında farkındalık çalışmalarıyla, engelli kadınları bir araya getirerek iki aşamalı bir program uyguluyoruz. Programın ilk aşamasında, engelli kadınlar 3 gün boyunca kadına yönelik şiddet üzerine tartışmalar yürütüyor. İkinci aşaması ise bu tartışmalardan 6 ay sonra, 2 gün boyunca örgütlenme ve savunuculuk çalışmaları üzerine konuşuyorlar. Bu proje kapsamında medyada engelli kadınlara yönelik ayrımcılık ile ilgili bir klavuz hazırlamayı planlıyoruz. Uluslararası raporlara engelli kadınlarla ilgili yorum göndermeye devam ediyoruz.”

“Şehirlere giderken kadınlara ulaştığımızda önce endişeleniyorlar. “İlk gün gideyim, sıkılırsam bir daha gitmem” diye düşündüklerini sonradan söylüyorlar. Ama son gün sarılıp ağlaşarak ayrılıyoruz “keşke sürekli bir araya gelebilsek” diyerek. Amacımız bu projeleri Türkiye’nin her ilinde hayata geçirebilmek.”

“Özel sığınaklar yerine mevcut olanların erişilebilirliğini istiyoruz”

Panelin son konuşmacısı İdil Seda Ak, proje kapsamında Türkiye’de ilk defa yazılan "Türkiye'de Engelli Kadına Yönelik Şiddet Raporu"nun sonuçlarını aktardı:

“Biz bu raporlama çalışmasına başladığımızda şu an olduğu gibi üniversitelerde tez çalışmaları yoktu. Sadece kör kadınlara şiddet konulu bir makaleye ulaşabilmiştik. O da yeterli değildi. Yargı kararlarına ulaşmaya çalıştık ama maalesef arama kısmı “engelli” kelimesine duyarlı değildi. Veri elde etmeye çalışırken bile erişim problemiyle karşılaşıyorduk. Sonra belki bu konuyla ilgili soru önergesi verilmesi için siyasi partilere ulaşmaya çalıştık. Mesela hapishanedeki engelli kadınlarla ilgili hiçbir veriye ulaşamıyorduk ve bir şekilde sesimizi duyurmamız gerekiyordu.”

“ŞÖNİM'lerden bilgi toplamaya çalıştık, kimisi bu bilgileri veremeyiz gizli derken kimisi bu konuda çalışmalarımız yok ki dedi. Kimisi bunun muhattabı biz değiliz derken, kimisi bilgiyi direkt verdi. Çok ciddi bir koordine problemi olduğunu gördük. Bilgi sahibi olan ŞÖNİM’lere göre en çok şiddet gören grup psiko-sosyal engelli kadınlar. Ama bununla ilgili net bir şey yok: bu kadınlar şiddet gördükten sonra mı psiko-sosyal engelli oldular yoksa şiddet görmeden önce de engelli miydiler bilinmiyor.

“Zaten, fiziksel engeli olan kadınlar sığınaklara alınmıyor. Devlete bağlı rehabilitasyon merkezlerine yönlendiriliyorlar. Burada iki sorun karşımıza çıkıyor: birincisi rehabilitasyon merkezleri halka açık alan olduğu için zaten kaçtığınız birine kolaylıkla ifşa olabilirsiniz ve gördüğünüz şiddet katlanabilir. Bu ciddi bir istismar. İkincisi ise rehabilitasyon merkezleri bazı sebepler öne sürerek sizi yaşadığınız şehirden başka bir şehre yollayabiliyor. Bu da size iyi gelen o çevreden uzaklaşmak; bilmediğiniz bir şehirde giderek yalnızlaşmayla sonuçlanabiliyor.”

“LGBTİ örgütlerle sığınakların özelleştirmesiyle ilgili yeniden ifşalanma ve ayrımcılığa uğramayı engellemek için ortaklaşıyoruz. Ayrımcılığı yeniden üreten özel sığınak ya da rehabilitasyon merkezleri yerine erişilebilir kamu alanları yaratmaya çalışıyoruz.”

‘Erişiyorsam Varım!’ Sergisi nedir?

İstanbul İsveç Başkonsolosluğu, Swedish Institute (SI), Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi (RUSİHAK) ve Engelli Kadın Derneği (ENGKAD) işbirliği ile 23-30 Mayıs 2016 tarihlerinde Goethe Institut (Alman Kültür Merkezi) Ankara'da ziyaret edebileceğiniz “Erişiyorsam Varım!” Sergisi, toplumda herkes için eşit ve onurlu yaşam hakkının öneminin altını çizen, ‘engel’ kavramına farklı bir bakış açısı getirmeyi ya da geleneksel bakış açısında bir kırılma yaratmayı hedefliyor. Sergideki portrelerin sesli betimlemesi mevcut. 

İlgili Haberler:

‘Engelli Kadınlara Hak Temelli Destek’ projesi başladı

4. Ankara Engelsiz Filmler Festivali başlıyor!