İnsan Hakları / Askerlik

Savaşa ve sömürüye dur demek için: Vicdani ret

31 Mayıs 2016
Haber: Kaos GL

Kadınlar, İstanbul’da vicdani retlerini kamuoyuna duyurdular: Sınıfsız, türsüz, sömürüsüz, cinsiyetsiz, sınırsız bir dünya için!

Gaia'nın haberine göre, vicdani retçi kadınlar Taksim Tarlabaşı’ndaki anarşist mekân İnfial’de bir araya geldiler. Vicdani retlerin açıklanması öncesinde konuşan Vicdani Ret Derneği Eş Başkanı Merve Arkun, savaş politikalarının yürütüldüğü bir dönemde kadınların vicdani retlerin açıklanmasını çok önemli bulduğunu ifade etti. Arkun’un konuşması sonrası vicdani retçi kadınlar sırayla retlerini açıklarken, “Devlet için ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz” dediler ve tüm canlılar üstündeki tahakküme, şiddete ve baskı yöntemlerine de dikkat çektiler. Kadınlar devletsiz, sömürüsüz ve sınırsız bir dünya için total retlerini ilan ettiler.

Sınıfsız, türsüz, sömürüsüz, cinsiyetsiz, sınırsız bir dünya için!

Kadınların vicdani ret açıklamalarından bazıları şöyle:

“Sınıfsız, türsüz, sömürüsüz, cinsiyetsiz, sınırsız bir dünya için reddimi sunuyorum. Erk’lerin, erk devletin bir parçası olmayacağım. Bu sınırın, bu bayrağın, erk düşüncenin bir parçası olmayacağım. Bu tahakkümü, sömürüyü, güçsüzlerin ezildiği sisteme karşı vicdanımı koyuyorum.” (Fatma Kurt)

“Devletlerin akıldan yoksun, milliyetçi, sömürücü ve asimileci çıkarlarının gerçekleştirilmesinin bir öznesi olmayacağım. Varlığım ne bir erk’e ne bir devlete, ne de bir milliyete armağan değildir. Devletsiz, sömürüsüz ve sınırsız bir dünya için total reddimi ilan ediyorum.” (Melek Demiral)

“Erk devletin kendi çıkarları için yapmakta olduğu, benim hiçbir şekilde onaylamadığım faşizmi reddediyorum. Bir kadın olarak sizin kategorize ettiğiniz kalıplara uymayı reddediyorum. Erkliğinizi bedenimizden ve hayatlarımızdan çekin. Bana dayatılan bu adaletsizliği reddedyorum. Barış istiyorum.” (Hüsniye His)

“Doğduğumuz andan itibaren yaşamımıza hükmeden devlet ve devletin yarattığı kurumların; aile, okul, mahalle kuralları, hastane, askerlik, iş yaşamı otoritesi altında itaat etmeye, militarist ve erk-egemen cinsiyetçi rollere ve köleleştirilmiş yaşamlara itiraz ediyorum. Kadınların savaşlarda önce taraf olmaya zorlanıp, savaşların arka bahçelerinde hemşire, savaş silahları hazırlayan, çocuklarını savaşa gönderen ya da savaş içerisinde ilk mağdur olmasını reddediyorum. Bazı ülkelerde kadınların da devlet tarafından zorunlu askerliğe alındığını bildiğimizden topyekün devletlerin savaş ve otorite kurallarını bir kadın olarak reddediyorum.” (Nimet Arıkan)