Yaşam

Onur hikayem: Aşka doğmak

14 Haziran 2016
Haber: Kaos GL

Onur hikayelerinde bugün: Belki benim hikayem İstanbul’da geçmiyor, belki binlerce insanla birlikte yürümedim, TOMA’lar tarafından ıslatılmadım ama o gün benim içimdeki koca bir boşluk doldu.

içinizdenbiri’nin onur hikayesi

21 Mayıs 2016/ Lefkoşa Homofobi Karşıtı Yürüyüş

Not: Belki bir Pride değil ama benim için öyleydi. 

Daha önce hiçbir Pride’a katılmamış ya da katılabileceğini düşünememiş bir çocuk, daha birkaç yıl olmuş başlayalı kendini kabul etme süreci, sadece mutlu olmak için kendini serbest bırakma çabasında. Yıllarca kendi içinde yaşamış ve sesini sadece başkaları için çıkarmış bu çocuk. Ama o gün bir şeyler farklıymış, o gün, kendisi için yürümüş bu çocuk. Neden biliyor musunuz? Çünkü aşk…

Belki benim hikayem İstanbul’da ya da dünyanın başka büyük bir şehrinde geçmiyor, belki binlerce insanla birlikte yürümedim, TOMA’lar tarafından ıslatılmadım, homofobik bakışlara maruz kalmadım, vurulmadım belki ama o gün, benim içimdeki koca bir boşluk doldu. Yılların içimden parça parça aldığı umut bir bütün olarak karşımda duruyordu ve tek istediği biraz cesaretti.

Küçük bir grup vardı yürüyüşün başlangıç noktasına ulaştığımızda çok fazla dikkat çekmiyorduk. Ama dakikalar sonra insanlar toplanmaya başladı, çocuklarını alıp gelenler, yüzüne gözüne gökkuşağı çizenler. Kalabalık arttıkça içimdeki coşkunun önünü alamıyordum. Hemen bir bayrak kaptım, kalabalığa baktım ve hissettiğim ilk şey mutluluktu. Artık “öteki” değildim ben, farklı hissetmiyordum. Oradaydım, herkes beni görüyordu ve ben gülüyordum sanki yarın hiç olmayacakmış gibi; sonsuzduk. Yürüyüş başladı ve yol boyunca insanlar katılmaya devam etti bu kalabalığa. Balkonlarından alkışlayarak destek olan yaşlı teyzeler, amcalar. Sloganlar, düdük sesleri, gülüşmeler hiçbirinin bitmesini istemiyordum.  Ama her sonu olan şey gibi bu da bitti, ama bu son birçok şeyin başlangıcıydı.

Hayatımın şu son birkaç ayından öğrendiğim bir şey varsa o da, gardınızı indirdiğiniz an birisi oluyorsunuz, biri. Ve tüm hayatınız karşınızda duruyor ve size bakıyor. Hisleriniz serbest, düşünceleriniz sınırlı değil. Ve işte o zaman aşk geliyor -ya da değil ama siz öyle sanıyorsunuz- hiç beklemediğiniz bir anda hayatınıza giriyor. Yıllarca hiç varlığını kabul etmediğiniz hisseleriniz bir dağ gibi karşınızda duruyor. Kimse bilmiyor, hatta çoğu inanmıyor ama orada işte siz biliyorsunuz gerisi mühim değil. Tutunduğunuz şey o aşk ya da o kişi için hissettiğiniz şeyler değil, sadece o umut.   İşte o zaman kalkıp bir şeyler yapma isteği doğuyor içinizde ve güneşe doğru yürüyüşünüz başlıyor.

Sezen Aksu’nun da dediği gibi “Aşktan ölmeseydim, aşka doğmasaydım, kendimi masallara adar mıydım?” 

*Hikayeler paylaştıkça çoğalır. Sen de onur hikayeni anlatmak istersen maksimum 500 kelimeden oluşan yazını web@kaosgl.org a yolla, Türkçe-İngilizce olarak hem Kaos GL’de hem LGBTI News Turkey de yayınlansın. Yazının yayınlanmasını istediğin ismini ya da rumuzunu da eklemeyi unutma. 

Diğer hikayeler:

Onur hikayeni anlat!

Onur hikayem: Çiçek taşıyoruz ağzımızda

Onur Hikayem: Tarifler olmasın!

Onur hikayem: Ben buradayım, direniyorum aşkım!