Gökkuşağı Forumu

Askerliğin bedeli mi bedelli mi?!

Pazartesi, 18 Temmuz 2016

Mahir Çayan'ın Kızıldere'de etrafı askerler tarafından sarıldığında, zorla askere alınan halk çocuklarının başına bir şey gelmemesi gerektiğini vurgulayarak söylediği “Erleri geri çekin rütbeliler gelsin”' sözünü hatırlamakta fayda vardır.

Kendi insanlarını zafer çığlıkları ile Madımak'ta yakan,

kendi insanını “gözaltında” kaybederek gözü yaşlı analar yaratan,

kendi çocuğunu gecenin bir yarısı sokakta yalnız yakalayıp öldürene kadar döven,

kendi çocuğunu “ilerde suç işleyebilir” gerekçesiyle evinin ortasında öldürenleri kahraman ilan eden,

kendi çocuğunun başına bombalar yağdırıp cansız bedenin parçalarını ağaç dallarından toplatan,

kendi çocuklarının ekmek almaya giderken yasal bir mermi ile öldürülmesine göz yuman,

kendi çocuklarına tecavüz edildiğinde ses çıkarmayan,

kendi ülkesinde, ırmağının akışına öldüğü memleketinde şehirler yok edilirken uzaktan keyifle izleyen,

kendi askerini kemerle döverek linç eden,

kendi gibi olmayan herkese nefretle yaklaşan,

kendini en iyi, en akıllı sanan ve herkesin kendine itaat etmesini bekleyen,

yaşayan bir canlıya secde eden ve zamanında evde zor tutulan %50 sonunda sokaklara döküldü ve sandığımızdan da vicdansız olduklarını gösterdi.

Yarın Güneydoğu’dan o erlerin ölüm haberi gelince Diyarbakır'ın otobüs firmalarına saldıracak sözde vatanseverler, “3 aylık nişanlıydı şehidim” diye ağlayarak cennete yolladığı silahsız erlere saldırdı. Gezi'de kitap okuyan "terörist" ilan edilerek hakkında dava açılırken, eli sopalılar demokrasi savaşçısı ilan edildi. Onların linç etmek istediği kişiler aslında bizleriz. İyi bakın! Yüzlerindeki nefrete iyi bakın!

Sokaklarda demokrasiyi ancak demokrasinin ne olduğunu bilen çıkar savunur. Tekbir getirerek tarikat gösterisi yapanlar değil. Müslümanı ibadete çağırmak için okunan ezanlar, reis-i cumhur için okundu. Not düşün! Unutulmaması gereken nokta şu ki; laiklik bu ülkenin en temel ilkesidir. Siyasal islamcıların sizinle işi bittiği zaman artık hiçbir değeriniz yoktur karşılarında, anında terörist/hain olursunuz.

Tıpkı zamanla çıkarlarının ters düştüğü diğerleri gibi. Bizler gericiliği reddettiğimiz gibi askeri cunta zihniyetini de reddederek kurtuluşun kendi ellerimizde olduğunu unutmamalıyız.

Vicdanî ret kabul edilirse eğer, savaş çığırtkanlığı yapanlardan acaba kaç tanesi senelerdir çözülememiş kirli bir savaşa gitmeyi gönüllü olarak kabul eder? Acaba kimler “aziz milletin” istediğini kahraman istediğini hain olarak gösterebileceği bir düzenin parçası olmak ister? "Şehit" olmak isteyen, annesi "vatan sağ olsun" diye gözyaşı döksün isteyen, “Vatan, millet, Sakarya” diyerek bayrak fetişizmi yapmak isteyen; “Her türk asker doğar” savlarını yaşatabilirler. Fakat bizi buna zorlayamazlar.

İnsanlar Sur'da öldürülürken, Cizre bodrumlarında diri diri yakılırken normal bir ülkede yaşadığını sananların hayal kırıklığını seyrediyoruz günlerdir. İnsanı insana kırdırtan, kaos ortamda kendini mazlum gösterip kan siyaseti ile beslenerek güçlenmeye çalışan “Şehitler ölmez, biz öldürürüz” diyen zihniyet; gerçekten bu kadar mı kaybettiniz insanlığınızı?

Nilgün Marmara hepimizin yerine cevaplasın: “Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın, hepiniz mezarısınız kendinizin!”