Gökkuşağı Forumu

Üzüntünün hiyerarşisi

Çarşamba, 17 Ağustos 2016

Birkaç gündür bu fotoğrafa bakıp duruyorum. 2015'deki onur yürüyüşünde kendini tomanın önüne atarak polis saldırısını protesto etmişti. “Çekiyorsunuz ama yayınlamıyorsunuz” diye isyan etmişti. Sonrasında polis plastik mermi ve tazyikli su ile Hande'ye saldırdı. Aradan bir sene geçti. Ve bir trans kadının daha öldürüldüğü haberi facebookta ana sayfamıza düştü. Biz kim olduğunu bilmeden acı duysak da sevgilisinin Hande'yi yanmış bedenine rağmen protezlerinden tanıması ve acımızın üstüne bir de tanıklığı eklemesi sanırım benim gibi birçok kişiyi daha da sarstı.

Sanal gerçeklik, sanal acı, sanal yas tartışmalarının içine dalmadan şunu belirtmek gerekir ki yakılarak öldürülmenin acısını akıllı telefonlarımızdan hissetmek epey zor olsa gerek. Hande tecavüze uğradı, öldürüldü ve yakıldı. Tıpkı Özgecan Aslan gibi... Başka Özgecan'lar olmasın diye sokaklara döküldük. Başka Hande'ler olmasın diye iki kelam bir şey karalamaya bile üşenen insanlar o vakit Özgecan için günlerce yas tutmuş, ölümünün etkisini uzun süre hissetmişti. Lakin Hande için bir kaç LGBTİ aktivisti dışında kimse sokağa dökülmedi. Yine bir kaç LGBTİ aktivisti/dostu dışında kimse Hande'nin resmini profil resmi yapmadı. Yine bir kaç LGBTİ aktivisti/dostu dışında kimse...

Uzar gider! 

İkisi de kadın, ikisi de maktül, ikisi de bir bizim nazarımızda. Ama bahsettiğim “biz” ne küçük bir toplulukmuş meğer. Şimdi bu sessizlik Hande'nin yakılarak katledilmesinin pasif bir onayı değil de nedir? Başka Hande'ler olmasın neden demiyor etrafımızda ki insanlar? Yoksa aman canım biz görmüyoruz, duymuyoruz, siz teker teker halledin mi denmek isteniyor katillere? 

“Evet!” lafından hiç bu kadar korkmamıştım.



Bir de sol cenaha bakıyorum. Transfobi konusunda belki bir kaç dal yeşil ama gövdesi çürümüş bir cenahtan bahsediyoruz zannımca. Sol hareketin içinden biri olarak varoşlarda siyaset yapmayı düstur edinmiş topluluklar LGBTİ sorununu stratejik olarak zaten taşralarda konuşmuyorlar. Merkezi birimlerde de sanki bu işi kendi içindeki LGBTİ gruplara devrederek işi başından savma niyetindeler. 

Zira insan bazen kendi yoldaşından şunu duyabiliyor: “Ben bu yürüyüşte yürümem.” “E ben niye Kürtler için, Aleviler için yürüyorum?” diyesi geliyor insanın, diyemiyorsun. Çünkü aynı zamanda hem Kürt, hem Alevisin. Çık işin içinden. Ama sonuç olarak sol örgütler içinde özellikle de eski kadroların “eski ve emek vermiş” oldukları için LGBTİ fobisinin sorgulanmaması bana oldukça ilginç geliyor. Sonuçta aynı mecliste “Aleviler düşkündür” dediğin anda özeleştiri mekanizmanı hemen devreye sokmanı isteyeceklerdir.

Ama yine de umut var. Sonuçta bugün mecliste HDP eş başkanı Figen Yüksekdağ, Pembe Hayat Derneği üyelerini meclis grup toplantısına davet etti ve “Hande'yi katledenler, onun küllerinden boğulacaklar” dedi. Siyasi doğruculuk denebilir, romantik bulunabilir. Ama bunları duymaya ihtiyacımız olduğu kesin. 

Hande, 2015'teki onur yürüyüşünde kendi sonuna da işaret etti aslında: “Çekiyorsunuz ama yayınlamıyorsunuz.”

Evet Hande; çekiyorlar ama yayınlamıyorlar, görüyorlar ama görmemezlikten geliyorlar, biliyorlar ama susuyorlar. Daha çok ölelim, daha sessiz ölelim istiyorlar. Baksana ölüm şeklinin üzüntünün hiyerarşisini belirlediği bu coğrafyada sen başka bir hiyerarşiye takıldın. Çünkü sen bir “trans” kadındın.