İnsan Hakları / Eğitim

Üniversite, akademisyenini hapis için ihbar etti

Cuma, 26 Ağustos 2016
Haber: Kaos GL

Niğde Üniversitesi, “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla Araştırma Görevlisi Yasin Durak hakkında hem idari hem de cezai soruşturma başlattı.

Niğde Üniversitesi, Araştırma Görevlisi Yasin Durak hakkında BirGün gazetesinde yayımlanan yazısında Cumhurbaşkanı'na hakaret ettiği iddiasıyla soruşturma açtı ve “lüzum-u muhakeme” kararı verdi. Üniversite, bu kararla Durak'ın “1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası” talebiyle yargılanmasının yolunu açtı.

Niğde Üniversitesi, 8 Mayıs 2016 tarihli BirGün gazetesi Pazar ekinde yayınlanan “Ejderhaya Meydan Okumadan Kahraman Olunmaz” başlıklı yazısında “Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla Araştırma Görevlisi Yasin Durak hakkında hem idari hem de cezai soruşturma başlattı. Fen Edebiyat Faktiltesi Sosyoloji Bölümü'nde Kurumlar Sosylojisi Anabilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olan Yasin Durak'ın yazısının yayımlanmasından 3 gün sonra Rektörlük tarafından hızla açılan soruşturma sonuçlandı. Durak’a verilen uyarı cezasının ardından, soruşturma komisyonu tarafından bir de “lüzum-u muhakeme” kararı çıkarıldı. Hakkında yürütülen soruşturmanın yasalara aykırı olduğuna yönelik savunma yapan Durak’a “5237 sayılı TCK’nın 299. maddesine istinaden suçunun sabit görüldüğü” yanıtı verildi. Üniversite yönetimi yargı mercii gibi davranarak kendi personeli için “1 yıldan 4 yıla kadar” hapis cezası öngördü.

Dilekçeler işleme konulmuyor

“Tüm bu soruşturmaların imzacı akademisyenlere yönelik yıldırma operasyonlarının bir parçası” olduğunu ifade eden Yasin Durak, “açıkça hukuk tanımayan Rektörlük talimatıyla baskı altına alınan memurlar tarafından işlemlerim yapılmıyor” dedi. Kadro iadesinin üzerinden dört ayı aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen personel kimlik kartının dahi kendisine verilmediğine dikkat çeken Durak’ın her türlü talebi “soruşturmalarınız sonuçlanana kadar olmaz” gerekçesi ile reddedilmiş. Konuya ilişkin BİMER’e yazdığı şikâyetlere de “kart basım cihazı bozuk olduğu için personel kimliğiniz verilmedi” gibi çocukça yanıtlar aldığını söyleyen Durak’ın nakil yolluğu, tez araştırmasını sürdürmek için almaya çalıştığı araştırma izni ve yıllık izni de verilmemiş. Yazdığı dilekçelerin çoğunun işleme dahi konulmadığını söyleyen Durak, “artık en azından mertçe reddetsinler diye dilekçelerimi posta ile yolluyorum” diye konuştu. Yasin Durak bu sürecin Niğde Üniversitesi’ne kadro iadesi henüz yeni gerçekleştirilen diğer imzacı akademisyen Fatma Gül Eryıldız için de aynı şekilde işletilmeye başladığını söyledi.

Kamu bürokrasisinde örgütlenmiş yobazlık 

Türkiye’de çalışma ilişkilerinin İslamileşmesini problem eden Emeğin Tevekkülü adlı kitabın yazarı Yasin Durak, Praksis Sosyal Bilimler Dergisi’nin “Laiklik” sayısının da editörlüğünü üstlenmişti. AKP ve Muhafazakârlık karşıtı yazılarıyla tanınan akademisyenin konuya ilişkin açıklaması ise şöyle:

“Benim yaşadıklarım birçok meslektaşımın yaşadıklarının yanında hiç kalır. Bugüne kadar Türkiye’de hakları ve özgürlükleri müdafaa etmeye yeltenen her akademisyen bir şekilde buna benzer saçmalıklarla karşılaştı. Bir Aziz Nesin öyküsüne tıkılmışız, çıkamıyoruz. Kamu bürokrasisinde örgütlenmiş yobazlık hüküm sürüyor. Mührü eline alan her kodaman salahiyeti başıbozukluk sanıyor. ‘Bizden değilsen sana yaptığımız her şey mubah’ motivasyonuyla hareket ediyorlar. Türkiye’de kamusal vicdan artık tamamen çökmüş durumdadır. Biz imzacı akademisyenler ise bu süreçte ister istemez biraz daha sivrildik. Rüştünü saraya ispatlamaya çalışan herkes bize saldırıyor. Şu sıralar OHAL fırsatçılığı yapan idareciler tarafından barışın akademisyenleri üniversitelerden tasfiye ediliyor. Bu süreçte sürgün edilen, işinden edilen, hapsedilen, tehdit edilen, işaretlenen ve türlü sahtekârlıklarla hala cebelleşmekte olan akademisyenler olarak hiçbirimiz boyun eğmiyoruz, eğmeyeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar; yaşadığımız ve yazabildiğimiz müddetçe kalemlerimizi durduramazlar!”

(Birgün)