Kadın

Tecavüzcü erkekler üzerine bir inceleme: “Hiçbir erkek istisna değil”

Çarşamba, 31 Ağustos 2016
Haber: Kaos GL

Metis Yayınları’nın 1994’te yayınladığı “Cinsel Şiddeti Anlamak – Tutuklu Tecavüzcü Erkekler Üzerine Bir İnceleme” kitabı güncelliğini hâlen koruyor: Cinsel şiddet hâlen mağdur üzerinden tartışılıyor.

Şiddeti Durdurun, Sessizliği Kırın eylemlerinden bir kare: “Toplum tecavüz etmemekten çok tecavüz edilmemeyi öğretir”

Jin Haber Ajansı (JİNHA), tecavüzcü erkeklere yönelik “hadım” yönetmeliğinin Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından Metis Yayınları’nın 1994’te yayınladığı Diana Scully'un “Cinsel Şiddeti Anlamak-Tutuklu Tecavüzcü Erkekler Üzerine Bir İnceleme” kitabını hatırlattı. Scully, tecavüzün; eril sistemin iktidarı kullanma biçimi olduğu ve hiçbir erkeğin bundan istisna tutulamayacağının altını, odak noktası erkeklerin anlatımıyla çarpıcı bir şekilde sunuyor ve “Bu kadınların değil erkeklerin sorunu” diyor. 

Geçtiğimiz günlerde hadım yönetmeliği olarak da bilenen “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmeliğin” Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla cinsel şiddet hakkındaki tartışmalar yeniden alevlendi. Cinsel şiddet uygulayan erkekleri “sapık hasta” şeklinde toplum ve zihniyet bağlamında kopardığı için bu yönetmelik yoğun şekilde alanda çalışma kadın örgütleri ve akademisyenler tarafından yoğun şekilde eleştirildi. 

“Hiçbir erkek istisna değil” 

Tecavüz kültürünün eril sistemin iktidarı kullanma biçimi olduğu ve hiçbir erkeğin bundan istisna tutulamayacağının altını işin öznesi cinsel şiddet uygulayan erkeklerin anlatımıyla veren “Cinsel Şiddeti Anlamak-Tutuklu Tecavüzcü Erkekler Üzerine Bir İnceleme” kitabı oldukça ufuk açıcı. 1994 yılında Diana Scully tarafından yazılan ve Metis Yayınları tarafından Türkçe'ye çevrilen kitap teşekkür ve son söz hariç 7 bölümden oluşuyor. 

“Tecavüz ve iktidar sorunu” 

Bu bölümlerde içeriye bakış (araştırmanın nasıl hangi koşullarda yapıldığı, zorlukları) tecavüz sorunu, tutuklu tecavüzcülerin profili, cinsel şiddetin haklı kılınması, cinsel şiddeti mazur göstermek, tecavüz: düşük riskli yüksek ödüllü bir suç, tecavüz erkeklerin sorunu değil midir başlıkları altında cinsel şiddet konusunda başka araştırmalarla da desteklenen detaylı bilgiler yer alıyor ve bu sorun tartışılıyor. Tecavüzün bir iktidar sorunu olmasına odaklanmakla birlikte, saldırgan erkeği dürtülerini kontrol edemeyen ruhsal anlamda hastalıklı sapık yaradılışlı olarak tanımlamanın nasıl bir yanılgı olduğunu aslında tecavüz sorununu kökünden beslemeye devam eden bir yerde durduğunu da çok güzel örneklerle betimliyor. Tutuklu tecavüzcülerin profilinde çoğu tecavüzcünün akıl hastalığı olmadığını, akıl sağlığı sistemi ile olan ilişkilerinin diğer grup suçlularından daha fazla olmadığının altını çiziyor.

Mağdura değil tecavüzcü erkeğe odaklanıyor

Erkek cezaevlerindeki tecavüzcülerle yapılan görüşmelerin sonucu ortaya çıkan bu kitap aslında öncesinde bir araştırma olarak planlanmış. Her şeyden önce çalışmanın en değerli yönü cinsel şiddet suçunda erkekler üzerine odaklanmış olmasında yatıyor. Yaygın olan ise bunun tersi kadına ve çocuklara yönelik şiddet (cinsel şiddet bunun alt başlığıdır) baz alınarak yapılan çalışmalara bakıldığında öznesi kadın olan çalışmaların çok daha fazla olduğu görülüyor. 

Şiddeti uygulayan erkek ise ulaşılabilir olmadığı için medya-toplum gözünde flulaşıyor ve odak olmaktan çıkıp suçunu rahatlıkla gizleyebiliyor. Örneğin herhangi bir sağlık çalışanı cinsel şiddet konusunda bir çalışma yapmak isterse kendisine hasta olarak başvuran şiddete maruz bırakılan kadına çok daha kolay ulaşabiliyor. 

“Toplumun beslediği tecavüz kültürü” 

Oysaki suçun failine erişim çok daha zor. Bu kişilerle bir çalışma yapmak istediğinizde cezaevlerinden, adalet bakanlığına kadar uzanan geniş yelpazede izinler dizisi almanız gerekiyor. Ama suçun faillerinin bu suçun üretildiği toplumsal yaşantıyla ilgili de çok önemli bilgiler verdiğini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Aslında Diana Scully'nin kitabı en çok da bu özelliğiyle önem kazanıyor. 

“Kadınlara had bildirme aracı”

Kitapta yazar tecavüzün tekil bir vaka değil “kadınlara hadlerini bildirmeye” yönelik bir şiddet eylemi ve toplumsal denetim mekanizması olduğu gerçeğini çarpıcı bir şekilde sunuyor. Kitap erkeklerin toplumsal cinsiyet rolleriyle ne kadar özdeşleştiğinden, cinsel şiddeti gerek kadına gerek kadına sahip olan kocasına ders vermek ve haddini bildirmek, güçlü hissetmek, iktidar kurmak için araç olarak kullanmalarından bahsederek konuyu derli toplu bir şekilde anlamamıza yardım ediyor. Toplumdaki kadın erkek rollerinin cinsel şiddetin en temel beseleyicilerinden biri olduğunu; tecavüzcü erkeklerin yaptıkları şeyin nasıl suç sayıldığını anlamakta güçlük çekmelerinden hapishanede olmalarına anlam veremediklerinden bahsediyor. 

“Yaptıklarını hala suç olarak görmüyorlar”

Kitapta cinsel şiddet ve erkeklik ilişkisiyle ilgili en net tanımları işin öznesi olan tecavüz ve şiddet suçundan cezaevinde olan erkekler şu cümlelerle dile getiriyor: 

"Alkol zaten orada olan ve ama bu yoğunlukta denetlenemeyecek olan şeyleri ortaya çıkardı. Üstün ve güçlü olmak kendi tatmini için başkalarını kullanmak duygularının hepsi su yüzüne çıktı."

"Kendimi maço ve ondan üstün hissettim. Belki biraz da kızgınlık. Pasaklı bir orospuydu ve her şeyi hak etmişti. Bana bir statü verdi." 

"Kendini aşağılanmış, kızgın ve kullanılmış hissettiğini sanıyorum. Vücudunda dokunduğum yerleri kirletilmiş hissetti. Ben de tam da bunu istiyordum." 

"Onu yakaladım ve öldüresiye dövmeye başladım. Sonra o işi yaptım. Ne yaptığımın farkındaydım. Deliye dönmüştüm. Kendime hakim olabilirdim, fakat olmadım. Bunu onunla ve kocasıyla ödeşmiş olmak için yaptım."

"Tecavüz mutlak hakimiyet duygusuydu. Tecavüzden önce her defasında kendimi güçlü ve öfkeli hissederdim. Kadınları aşağılayarak kendime dünyada benden değersiz hiç değilse bir kişinin daha bulunmasını kanıtlamak istiyorum."

“Cinsel şiddet kadın değil erkeğin sorunu” 

Kitabın sonunda ise cinsel şiddet kadının değil erkekliğin sorunu olduğuna vurgu yapan yazar, bunun toplumun ve toplumsal cinsiyet rollerinin kaçınılmaz olarak doğurduğu bir durum olduğunu anlatıyor. Kitap şiddet ve cinsel şiddetin erkeklik ve sistemle bağı üzerine önemli bir araştırma sunuyor.