İnsan Hakları / Kent Hakkı

Yargı, Onur Yürüyüşü’ne yasağı savunmaya devam ediyor

Perşembe, 3 Kasım 2016

Onur Yürüyüşü’nün İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmasına karşı yürütmeyi durdurma başvurusu yürüyüşten sonra reddedilmişti. Red kararına itiraz da reddedildi. Av. Levent Pişkin, “AİHM kararları ve Anayasa’ya aykırı. AİHM’e kadar süreci götüreceğiz” dedi.

                                                 Foto: Ateş Alpar / Kaos GL, 26 Haziran 2016

2016 İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün Valilik tarafından yasaklanması, “Dağılıyoruz” eylemine polis saldırıları ve gözaltılara ilişkin hukuki mücadele sürüyor.

26 Haziran’da yapılması planlanan Onur Yürüyüşü öncesi İstanbul Valiliği’nin yasak kararına yürütmeyi durdurma talebi, 4. İdare Mahkemesi tarafından yürüyüş gününden sonra reddedilmişti.

Yürütmeyi durdurma talebinde bulunan Kaos GL Derneği adına Av. Levent Pişkin, talebin reddedilmesi kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren Bölge İdare Mahkemesi “itiraz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için kanunun aradığı koşulların gerçekleşmemiş olduğu sonucuna ulaşıldığından” itirazı reddetti.

“İç hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM’e gideceğiz”

Kararı KaosGL.org’a değerlendiren Pişkin, “Yürütmeyi durdurma kararı acele verilmesi gereken bir karardı ancak bizim başvurumuzun ardından idare görüşü için süreci uzattılar. Yürüyüşün 26 Haziran’da yapılması planlanıyordu ancak yürütmeyi durdurma başvurumuza ilişkin karar yürüyüş tarihinden sonra verildi. Bu durum kararı zımnî olarak onaylamak anlamına geliyor” dedi.

Pişkin verilen kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa’nın 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa aykırı olduğunu hatırlatarak, “İç hukuk yollarını tükettikten sonra AİHM’e gideceğiz” dedi.

2911 sayılı kanun ne diyor?

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu 3. maddesine göre; “Herkes, önceden izin almaksızın, bu kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

Kanunun 12. maddesi Düzenleme Kurulu’nun sorumluluklarını şöyle sıralıyor:

“Düzenleme kurulu, toplantının sükun ve düzenini, bildirimde yazılı amaç dışına çıkılmamasını sağlamakla yükümlü ve sorumludur. Kurul, bunun için gereken önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesini imkânsız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı dağılma kararı alır ve durumu derhâl yetkili kolluk amirine bildirir.”

AİHM ne diyor?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rusya’daki Onur Yürüyüşünün engellenmesi ve yürüyüşe yapılan saldırıyla ilgili Alekseyev v. Rusya kararı bulunuyor.  Mahkeme 2006, 2007 ve 2008 Moskova Onur Yürüyüşleri’nin yasaklanmasının 11. maddeyi açıkça ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, bu karar ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yasaklanmasının meşru bir amaca dayanıp dayanmadığına veya kanunla düzenlenip düzenlenmediğine bakmayı demokratik toplumun gereği açısından gereksiz gördüğünü ve 11. maddenin gösterinin konu ve amacından rahatsız olabilecek veya göstericilerle aynı fikirde olmayan kişilerin saldırılarına karşı korumayı da içerdiğini yineledi. Mahkeme sadece riskin varlığının gösteriyi yasaklamak için yeterli olmadığını, yetkililerin potansiyel saldırılara ilişkin gerekli önlemleri alması gerektiğinin altını çizdi.

Benzer şekilde AİHM, Identoba ve Diğerleri v. Gürcistan kararında da özellikle saldırı sırasında söylenen homofobik cümleleri dikkate alarak, LGBTİ’lerin gösteri sırasında maruz kaldıkları şiddeti, o sırada duydukları korkuyu ve hissettikleri aşağılanmayı 14. maddeyle bağlantılı olarak 3. maddenin ihlali kabul ederek ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirdi. Mahkeme Mayıs 2012’de yapılan yürüyüşe saldırının madde 11’i ihlal ettiğinin altını çizdi ve yetkililerin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün önyargılı şiddetten koruyamadığını, bunun madde 3 ve 14 ile birlikte madde 11’in ihlali olduğunu belirtti. Yine Mahkeme yürüyüşten 9 gün önce yetkililere haber verildiğini, bu sürenin gerekli önlemleri almak için kullanılabileceğini, gösterinin barışçıl bir şekilde devam etmesinin devletin yükümlülüğü olduğunu, yürüyüş öncesi kamu açıklamaları yapıp hoşgörüyü vurgulayabileceklerini ya da böyle bir gösteriye yapılacak olan saldırının mevcut hukuki sonuçları konusunda uyarı yapabileceklerini belirtti.

Onur Yürüyüşü günü ne olmuştu?

LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, Onur Yürüyüşü'nün yasaklanmasının ardından Beyoğlu'nun her yerine dağılma çağrısı yaptı.

Polis, yürüyüş günü 26 Haziran’da Taksim ve İstiklal Caddesi'ni abluka altına aldı. Tüm gün boyunca homofobi, bifobi ve transfobi karşıtları gökkuşağı bayraklarıyla Beyoğlu'nun her yerinde "Vardık, varız, varolacağız" dedi.

Komitenin Tünel'de basın açıklaması yapması engellendi. Saat 16:00’dan itibaren açıklama için seçilen Tünel Meydanında polis gazetecilerin bile durmasına izin vermedi. LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi’nden yedi kişi darp edilerek gözaltına alındı. Almanya Federal Meclis üyesi Volker Beck ve Avrupa Parlamentosu vekili Terry Reintke gözaltına alındıktan sonra bırakıldı. Reintke'nin iki yardımcısı Felix Banaszak ve Max Lucks da gözaltına alınanlar arasındaydı.

Bunun üzerine Beyoğlu ve Şişli'de açık ve kapalı birçok alanda basın açıklamaları okundu. Basın açıklaması okunan yerler arasında Cihangir, HDK bürosu, SYKP bürosu, Mis Sokak, Tel Sokak, İstiklal Caddesi, Kadıköy Lambdaistanbul ofis önü ve Kurtuluş yer alıyordu. Çok sayıda kişi de bulundukları yerlerde komitenin hazırladığı basın açıklamasını okudu. Açıklamanın tamamı geçtiğimiz günlerde kapatılan 95.1 Özgür Radyo’da da okundu.

Polis saldırısı gün boyunca Mis Sokak, İmam Adnan Sokak, İstiklal Caddesi ve Firuzağa’da devam etti.

Ankara’da 17 Mayıs yürüyüşü de engellenmişti

Ankara Valiliği bu yıl 17 Mayıs Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gün dolayısıyla yapılmak istenen Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş’ü engelledi. “Birtakım toplumsal duyarlılıklar”ı gerekçe göstererek yürüyüşün yapılmasını ‘uygun bulmayan’, yürüyüşün güvenliğini sağlamayı reddeden Valilik, bu kararına gelen yürütmeyi durdurma kararını da Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz ederek kaldırttı.

Valilik, 20 Mayıs gecesi mesai saatleri dışında Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Bölge İdare Mahkemesi, Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin oy birliğiyle aldığı yürütmeyi durdurma kararını jet hızıyla kaldırdı. Nefret cinayetlerinde katilleri bulmayan, eşcinsel olduğu için öldürülen Ahmet Yıldız’ın katil babasını 8 yıldır bulamayan adalet sistemi, söz konusu LGBTİ yürüyüşünü yasaklamak olduğunda mesai saatleri dışında birkaç saat içerisinde karar vermiş oldu.

Bölge İdare Mahkemesi kararını şöyle gerekçelendirdi:

“Kitlesel tepki ve provokatif eylemlere zemin oluşturabileceği gerekçesiyle yasaklanan toplantının, anılan tarihte yapılmasını zorunlu kılan geçerli bir neden ortaya konulmadığından, uyuşmazlığa konu işlemin uygulanması halinde davacı derneğin telafisi güç ve imkânsız zararının oluşmasından söz edilemeyeceği açık olduğundan idare mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.”

Avrupa’dan parlamenterler yürüyüş yasaklarını eleştirdi

Avrupa Konseyi’nden parlamenterler Türkiye’de LGBTİ’lere dönük artan baskılara ilişkin ortak bir deklarasyon yayınladı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi LGBT Hakları Raportörü Jonas Gunnarsson tarafından imzaya açılan ve Konsey’in Eşitlik Konseyi Başkanı Gülsün Bilgehan’ın da aralarında olduğu parlamenterler tarafından imzalanan deklarasyonda Türk Hükümeti eleştirildi. Deklarasyonda, “Türk Hükümeti LGBTİ'lerin toplanma özgürlüklerine dönük yasakları arttırdı” ifadeleri yer aldı.