İnsan Hakları / Sağlık

Biyopolitika

Pazartesi, 7 Kasım 2016

Ait olduğumuz toplumun yaşantımızı düzenleyen kuralları, gelişi güzel ortaya çıkmamış olmalıdır. Foucault, “her toplumun bir hakikat rejimi vardır” derken bunu anlatmak istemektedir.

Özgürce gerçeğe ulaşabilecek miyiz? Doğru ve yanlışı nasıl ayıracağız? Bunu bize birileri mi söyleyecek? Bunun onaylanması gerekecek mi?

Yaşantımız ve bedenlerimiz hakkında çıkan tüm onca gürültünün, politik alanla kesişeceği gün gibi açıktır değil mi? Biyopolitik alana hoş geldik o zaman.

Hepimizin ne giyeceği, ne seyredeceği, neler arzulayacağı, gelecekten neyi bekleyeceği bizim algılarımıza bırakılmış gibi görünse de böyle değildir. Çünkü sunulanlar, biyopolitik kontrol mekanizmalarından sonra bize ulaşıyordur.

Bütün bu hay – huy’un içinde çoğunluğun çıkarttığı ses “normal” olarak önümüze gelir. Bunun dışında kalanların “öteki” olması çocuk işidir. Peki bu değersiz, ötekiler ne olacak? Gözden mi çıkarılacaklar?

Yoksa, yok sayılmasınlar?

HIV, işte böyle bir zeminde durmaktadır. HIV’in sadece bir virüs olarak algılanmadığını anlıyoruz. Güvenliğimizi tehdit! eden bu alçak, ötekileştirme için de ideal bir araçtır!

Öyle midir?

Bu oyuncağın, biyopoltik alanın elinden alınması gerektiği en başından beri gözüme çarpıp duruyor. Kurguladığım dünyada, HIV’in normalleşmesi gerektiği ve böylece ötekileşme nesnesinin ortadan kaybolması var.

HIV ile yaşayanların diğerlerine ellerini uzattığı, sıktığı bir dünya.

Bu yolda birçok engel var. Gerçekçi olalım. En başında da HIV ile yaşayan bireyin kendine vurduğu damga bulunuyor. Önce evin önü süpürülmeli.

Biri, her şeyin değişmesi gerektiğini ve değişeceğini söylemeli…

Fotoğraftaki Robert Allen Zimmerman. 

Bob Dylan’a benziyor değil mi? Her ikisi de doğru.

Tüm zamanların en etkili söz yazarı, hâlâ… 

Nobel Vakfı tarafından 2016 Nobel Edebiyat Ödülüne layık görüldü. Fotoğrafta onun ikinci albüm kapağı (Mayıs 1963). New York sokaklarında, sevgilisi Suze ile…

“Cennetin kapılarını çalmak (knockin' on heaven's door) adlı parça, Bob Dylan tarafından 1973 yılında bir soundtrack olarak yapılmış.

Her şeyin değişmesi gerektiğini ve değişeceğini söyleyen bu adamın aşağıdaki sözleri - zamanın ironisi gibi – o şarkıdan ve bugün de geçerli.

Şöyle demiş (değişiklikler bana ait): https://www.youtube.com/watch?v=1fkOAO5zUu0

Anne, şu rozeti al benden
Onu artık kullanamam
Karanlık oluyor, giderek daha karanlık oluyor, göremiyorum 
Cennetin kapılarını çaldığımı hissediyorum

Anne, silahımı toprağa göm
Artık ateş edemem
Büyük kara bir bulut geliyor
Cennetin kapılarını çaldığımı hissediyorum